14 Nisan 2016

Kitap Yorumu: Yıldız Tozu || Neil Gaiman



Neil Gaiman ödül almış bir yazar. Bu da yetmezmiş gibi romanları, senaryoları, grafik romanları var. Yani burada epey etkileyici bir geçmişi olan bir insandan bahsediyoruz.

Yazarın daha önce Anansi Çocukları adlı bir kitabını okumuştum, o kitap hakkında aklımda pek bir şey kalmasa da, hikayeyi ilmek ilmek ördüğü su geçirmez bir gerçek. İşte Yıldız Tozu da böyle.

İlk olarak 1999'da çıkmış ve sonra da sinemaya uyarlanmış. Ben de kitaptan önce filmi izleyenler arasına giriyorum.

Yıldız Tozu hakkında sanırım en temiz yorum şu olur; yetişkinlere masallar. Tam bir peri masalı kıvamında ilerleyen, neredeyse bir varmış bir yokmuş diye girmesini umduğunuz bir kitap. Yetişkin kısmı ise içinde cinselliğin, ölümün ve kanın olduğu gerçeğinden geliyor. Beni asıl esir alan kısım ise işlediği konu. Bin yıl düşünsem benim aklıma gelmeyecek bir şey. Ne olduğunu söyleyip de büyüyü kaçırmayacağım.

Neil'in anlatım tarzı benim için asla bir seferde oku bitir olamadı. Şahsi fikrim, hikayeyi derinleştirirken çoğu zaman konuyu çok dağıtıp ilgiyi başka yönlere çekmesi. Doğal olarak, benim gibi odak süresi kısa olan insanlar için, bu büyük bir sorun ve okurken ne kadar keyif alsam da, bir noktada kopuyorum ve daha sonra dönmek için kitabı bir kenara bırakıyorum.

Ama şu su götürmez: Kendisinin epey düşünüp kafa yorarak, o anda fark etmeyip daha sonra okuduğunuzda sizi şaşırtacak ip uçlarıyla size kitabın sonu hakkında bilgi veriyor. Bir okuyucu olarak onları yakalamak sizin işiniz. Armut piş ağzıma düş de yapabilirsiniz ama Neil'in tadı bence azıcık bu ipuçlarını kovalayarak çıkar.

Aşkın, intikamın, adaletin ve sevginin kendisine yer bulduğu bir kitap. Karakterin hem şaşırtıp hem de takdir kazanmak gibi üstün bir yetenekleri oluyor bu yazarda. Sonuç olarak, eğer tatlı ama biraz da tuzu olan bir hikaye okumak istiyorsanız, Yıldız Tozu size göre. Sadece bir seferde okumak için kendinizi çok hırpalamayın.

Tür: aşk, fantastik
Sayfa: 292
Goodreads puanı:4.05
Puanım:

12 Nisan 2016

Kitap Yorumu: Doctor Who: 11 Doktor 11 Öykü



Doctor Who'nun yeni bölümünün çıkmasına epey zaman var. Benim de canım azıcık uzaylı çekince, elimdeki kitaplardan birini okumaya karar verdim. Doctor Who çok severim ama eski (9'dan önce) serinin Doktor'larını da pek bilmem. Bu yüzden hem aşina olduğum, hem de yabancılık çektiğim bir kitap oldu. 

08 Nisan 2016

Kitap Yorumu: İlk Aşk || John Green



Neler desem de bu kitabın ne kadar güzel olduğunu size aşılasam, sonra da gidip okusanız?

John Green'i ne kadar sevdiğimi cümle aleme duyurdum, Allah bilir kaç kişi de benim yüzümden okumuştur. Ancak adam yıllardır tembellikten yeni kitap yazmadığı için, ben de elimdekileri yavaş yavaş tüketme kararı almıştım. Sonuçta bu John, insanda bağlılık yaratıyor.

Yeşil Gözlü Canavar'ım benim...

23 Mart 2016

Kitap Yorumu: Beynimdeki Yangın || Susannah Cahalan

Beynimdeki Yangın
Susannah Cahalan

Tür: Anı, kurgu dışı
Sayfa: 369
Seri: Yok
GR puanı: 3.96
Puanım:


Dünyada nadir görülen ve tanı koymanın çok zor olduğu bir hastalıkla savaşan gazeteci Susannah Cahalan, Beynimdeki Yangın'da kendi öyküsünü kaleme alıyor. Delirmenin ve unutmanın yaşamında boşluklar oluşturduğu Cahalan, bu boşluğu doldurmak için okurlarla birlikte geçmişinin peşine düşüyor.

"Başlangıçta yalnızca karanlık ve sessizlik vardı.'Gözlerim açık mı? Merhaba?' Ağzımı mı oynatıyorum ya da bu soruyu yöneltecek biri mi var, emin olamıyorum. Hiçbir şey göremeyeceğim kadar karanlık. Gözlerimi kırpıyorum, bir kez daha kırpıyorum ve bir kez daha. Karın boşluğumda kötü bir şey olacağına dair bir his var. Biliyorum."

21 Mart 2016

Kitap Yorumu: Reap The Wind || Karen Chance (Cassandra Palmer #7)

Reap The Wind
Karen Chance

Tür: Paranormal, urban fantasy, yetişkin
Sayfa: 514
Çıkış: 2015
Seri: Cassie Palmer 7 (8+)
Puanım:


Sanırım bu kitapla, hayatım boyunca bir kitabı en uzun süre okuma rekorumu kırdım. Kasım'ın başında başlayan maceram, Mart ayının ortasında son buldu. Evet, kitap o kadar...

Şimdi dürüst olayım, Karen Chance severim. Yarattığı dünyayı severim ama sen git 6. kitapta büyük bir olay yap, ardından 2 yıl yazma, sonra bir de çıkardığın kitap laf kalabalığından başka bir şey olmasın ve 2 yıl önce yaptığın pisliği hala temizleme. E be kadın, insaf!

Önceki kitapta Pritkin ölme tehlikesi geçirsin, Cassandra Apollo'nun gözyaşları peşinde koşsun. Tanrılar yeryüzüne inmeye kalksın, çıraklar sağdan soldan boy gösterip her şeye karışsın. Evet olay var ama çok fazla var. Ve bir sonuç yok.

Kitabı neden sevmedim:
1. Çok bekledik.
2. Aşırı laf kalabalığı.
3. Sonuç yok.
4. Sürekli bir koşuşturma.
5. Kızımız yeteneksiz. (Allahtan farkında. Ama bana ne yararı var?)

Sonuç olarak bundan sonra seriye devam etmeme kararı aldım. 550 sayfaya yakın yazıp da hala bir sonuç beceremiyorsan, burada bir sorun var demektir. Bu kitabı bitirme nedenim ise sırf inat oldu. Ha yarım saat okuyayım, ha sonunu göreyim derken buraya kadar geldi ama daha da başlayacağımı sanmam. Resmen okur soğuttu kadın... Gözün doysun.

Not: Kitap hakkında tek hoşuma giden şey, sanırım her zamanki gibi dostluk oldu. Dorina'yı görmüş olmamız bile umurumda değil artık. O kadar soğudum yahu!

O zaman neden 3? Adil bir insanım, ondan. Yazarın gözünü para bürümüş olabilir ama yarattığı dünya hala sevilesi, karakterleri de öyle. Laf kalabalığı var evet, ama başından beri vardı. Bu sefer sadece benim sabır taşım çatladı.

19 Mart 2016

Kitap Yorumu: Dorian Gray'in Portresi || Oscar Wilde

Dorian Gray'in Portresi
Oscar Wilde

Tür: Klasik
İlk Çıkış: 1890
Sayfa: 190
Puanım:

Olağanüstü güzellikteki bir genç adamın, çekiciliğinden aldığı güçle zaman içinde yozlaşmasını anlatan Dorian Gray'irı Portresi, yayımlandığı zaman okurları da eleştirmenleri de derinden sarsmış ve Oscar Wilde isminin edebiyat tarihine kazınmasına neden olmuştur. Fakat günümüzdeki baskılarda temel alman metin, kitabın ilk olarak Lippincott's Monthly Magazine'de çıkan ve tepki çektiği için dergi editörleri ve ardından bizzat Wilde tarafından sansürlenen halidir.

Nicholas Frankel'ın editörlüğünü yaptığı bu baskıda, Dorian Gray'in Portresi'nin 1890'da dergiye teslim edilen sansürsüz nüshası esas alındı. Böylece Dorian Gray'in hikâyesi, "düzelti" adı altında hoyratça yapılan budamalardan, "ahlaksızca" olduğu düşüncesiyle "yumuşatılmış" ifadelerden arındırılıp, ilk defa Wilde'ın asıl kurguladığı biçimiyle hayat bulmuş oldu.

18 Mart 2016

Kitap Yorumu: 1984 || George Orwell


1984
George Orwell


Tür: Distopya, kurgu
Sayfa: 352
Çıkış: 1949
Türkçe: Yayımlandı.
Puanım:

George Orwell'in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.