26 Şubat 2012

Kitap Yorumu: Hotel du Lac || Anita Brookner


Hotel du Lac 
Anita Brookner

Tür: İngiliz Edebiyatı
Sayfa: 184
Yayıncı: Penguin 
Yayın Tarihi: 1984
Dil: ingilizce
Türkçe: Çevrildi 


Çağdaş İngiliz romanın önde gelen adlarından Anita Brookner, Hotel du Lac'ta , yerleşik ahlakın normlarını değil de kalbinin sesini dinlediği için yakın çevresi tarafından 'kendini toparlaması' gerekçesiyle İsviçre'de bir otele 'sürgüne' gönderilen bir yazarın hikayesini anlatıyor. Müşterilerinin ilginç öyküleri Hotel du Lac'ı benzersiz bir mekan kılar. Durmamacasına kendini sorgularken çevresindeki kişilerin birbirinden ilginç yaşamlarına tanıklık eden bir yazar: Edith Hope... Kendine özgü bir çeşit 'bencillik öğretisi' vaaz eden esrarengiz gülümsemeli bir adam: Mr. Neville... Öteki müşterilere Kurulu Düzen'in erişilmez yüksekliklerinden bakan bir ana-kız: Mrs ve Miss Pusey... 1984 Booker Edebiyat Ödülü'nü kazanan bu romanında Anita Brookner, ilk bakışta duygusal melodram gibi gözükebilecek bir konuyu sağlam bir gerçekçilik temeline oturtarak kadınlık durumu üzerine çok incelikli eleştirel gözlem getirmekte.(Arka Kapak)"Bu yıl Booker Ödülü, bir kitabı onurlandırdığı kadar kitap de ödülü onurlandırıyor... Hotel du Lac müthiş bir aşk hikâyesi: Son derece romantik olmasının yanında, aynı zamanda esprili, zarif, dokunaklı ve korkunç zekice bir kitap."-The Times-

Kitap boyunca mutlu bir son aradım. Bu kadar kederin, yalnızlığın kalp kırıklığının ve silikliğin ardından Edith'in bunu hakettiğini düşünmüştüm. Bu mutlu sonunda bir erkekle olacağına karar kılmıştım. David'i ona layık görmedim adam öncelikle evliydi. Her ne kadar karakterimiz ona aşık olsada... Bunun nikah günü terkettiği o kişi ile olacağınıda. Mr Neville ile belki bir şeyler yakalar diye hayal ettim. Ama bence kendi mutluluğunu gene  kendinde arayarak en doğru kararı vermiş oldu. Ya da belkide David'e döndü, eski hayatına hiçbir yol kat etmediği aynı yerde saydığı, insanları kitap karakteri olarak gördüğü o hayata...

 Her ne kadar yalnız da olsa Edith evlendiğinde aşk arayacak birisi. Mr Neville ise ona evlenme teklif ettiğinde, ona bir addan başka hiçbir şey sunmuyor. Sadakat konu bile değil. Bu başka bir kadının odasından çıkarken gayet açık bir şekilde görüyoruz. Her ne kadar Edith bu evliliğin şartlarını bilsede bu hareketle, bu "evliliğin" sadece bir anlaşma olduğunu işte o zaman anlıyor.

Kitap gerçekten çok güzeldi. Keder, hüzün ve umutsuzluk doluydu, Aynı Edith gibi. Edith Hotel Du Lac'a kaçmak için gelmişti, toplumun yargılayan gözlerinden, yaptığı hayatadan...Kitap ilerledikçe bu kaçışın gerçekteştiğini de görüyoruz, ama asla kurtulamıyor.

Okuması çok zevkli bir kitaptı. Kitabın başı sıkıcı olsa da bu ileriki sayfalarda hemen rafa kaldırılıyor. En çok hoşuma giden şey Edith'in ve Mr Neville'in yaptığı karakter analizleriydi. Her bireyi sanki yıllardır onunla yaşıyormuş gibi tanıma imkanı veriyordu. Diğer insanların yaşamlarına adım atıp onları yaşıyorduk bir nevi. Kitap Edith'in gözünden anlatılsada gene bir mesafe vardı. Yavaş denemez belki de Edith'in karakteri kitaba sinmiştir.


Anita Brookner, 1928 yılında Londra'da doğdu. Mezuniyetinden sonra Paris'te geçirdiği üç yılın dışında, tüm yaşamı boyunca Londra'dan ayrılmadı. Sanat tarihi eğitimi gördü ve 1988'e kadar Courtland Sanat Enstitüsü'nde ders verdi. Birçok başarılı romana imza atmış olan Anita Brookner, 1984 yılında Hotel du Lac adlı romanıyla Booker Ödülü'nü aldı..

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder