30 Haziran 2012

Ne Okuyorum | 1


Geceyle Gelen
Aşkın Güngör

Uzun süredir kütüphanemde duran ama okumaya fırsat bulamadığım bir kitaptı Geceyle Gelen. Yaz tatilimin başlamasını fırsat bilerek hemen kütüphaneme daldım ve okumaya başladım. Blogumun sol bölümünde kitaptan kısa bir alıntı bile var şuan. İlgimi çeken bir kitap. Özellikle her hikaye başı kim olduklarını anlayamadığım iki kişinin konuşmaları, tıpası çıkartılmış bir lavabo içindeki su gibi çekiyor beni. Şuan için hikayenin nereye gittiğini çok merak ediyorum.



Kitabın Tanıtımı:

Zamanın bittiği noktada... nasıl desem... hani maddenin, kendisini var eden boyutları birer giysi gibi dökünüp soyut olmanın hazzına vakıf olarak sonsuzcasına uzadığı yerde... hani yedinin, dokuzun ve kırkın birer rakam olmaktan çıkıp hikmeti kendinden menkul felsefelere dönüştüğü topraklarda... ve hani günün geceye özgü renkler ile gölgeleri yıldız tozundan dokunma bir şal gibi örtündüğü mekanlarda... iki adamın konuştuğunu gördüm.
Biri ölüydü, diğeri yaşıyordu ve ölü adam yaşayana şöyle diyordu:
"Bir kadının kararan kalbinde senin için yanaduran bir yer varsa, işte o zaman bittin demektir."
Söz konusu kadın geceleri geliyordu. Geliyor ve gitmiyor, buna karşın her gece yeniden gelmeyi başarıyordu. Çoğaldıkça çoğalmış, adamın ruhuna sirayet etmişti.
Ölü adam bu çoğaldıkça çoğalan kadından kurtulmak istiyordu. Ah Tanrım, çok istiyordu.
Bunu başarmak için ölü adamla yaşayan adam öyküler anlatıyordu. İş ki kadın o öykülerin birinde kendini bulsun da bir metafora kapılıp karanlığının içinde kaybolsun.
Gizlendiğim köşede onları dinledim. Hayata dair, ölüme dair, aşka dair, ayrılığa dair, cennet ve cehenneme dair çok şey öğrendim. Size bunları anlatacağım.
Merak ettiğiniz o kadar çok şey var ki öğrendiklerimi anlatmam açlığınızı arttırmaktan başka işe yaramayacak. Yine de durmayacağım. Çünkü bunları taşımaya devam edersem beynim patlayacak.

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

2 yorum: