2 Temmuz 2012

Geceyle Gelen || Aşkın Güngör


Geceyle Gelen Zamanın bittiği noktada... nasıl desem... hani maddenin, kendisini var eden boyutları birer giysi gibi dökünüp soyut olmanın hazzına vakıf olarak sonsuzcasına uzadığı yerde... hani yedinin, dokuzun ve kırkın birer rakam olmaktan çıkıp hikmeti kendinden menkul felsefelere dönüştüğü topraklarda... ve hani günün geceye özgü renkler ile gölgeleri yıldız tozundan dokunma bir şal gibi örtündüğü mekanlarda... iki adamın konuştuğunu gördüm. Biri ölüydü, diğeri yaşıyordu ve ölü adam yaşayana şöyle diyordu: "Bir kadının kararan kalbinde senin için yanaduran bir yer varsa, işte o zaman bittin demektir." Söz konusu kadın geceleri geliyordu. Geliyor ve gitmiyor, buna karşın her gece yeniden gelmeyi başarıyordu. Çoğaldıkça çoğalmış, adamın ruhuna sirayet etmişti. Ölü adam bu çoğaldıkça çoğalan kadından kurtulmak istiyordu. Ah Tanrım, çok istiyordu. Bunu başarmak için ölü adamla yaşayan adam öyküler anlatıyordu. İş ki kadın o öykülerin birinde kendini bulsun da bir metafora kapılıp karanlığının içinde kaybolsun. Gizlendiğim köşede onları dinledim. Hayata dair, ölüme dair, aşka dair, ayrılığa dair, cennet ve cehenneme dair çok şey öğrendim. Size bunları anlatacağım. Merak ettiğiniz o kadar çok şey var ki öğrendiklerimi anlatmam açlığınızı arttırmaktan başka işe yaramayacak. Yine de durmayacağım. Çünkü bunları taşımaya devam edersem beynim patlayacak.


Geceyle Gelen
Aşkın Güngör

Tür: Bilim Kurgu
Sayfa:176
Yayıncı: Crea
Yayın Tarihi:03.2008

Geceyle Gelen 3 günlük bir çabanın ardından bitti.  Kitabı alırken Anı- Mektup türünde diyor ama aslında içinde bir dizi öykü var. Hepside benzer konuları ele alıyor: Ölüm, insanoğlunun kirliliği, umutsuzluk ve umut...Ama tabii ki tamamen farklılar.

Bazen uzay da ölen bir astronot'un oluyoruz, bazen ormanda gezi yapan bir grup çocuk ya da ufacık dünyada yalnız kalmış bir kedi.
İlk iki hikayede Peter Pan etkisi olduğunu hissettim. İlk hikayede gittikleri yere Olmayan Diyar adı veren bir grup insan var. İkinci hikayede ise uçan, büyüklerden pek haz etmeyen çocuklar...
Bu arada ilk hikayemiz Bilim Kurgu ödülünü kazanmış 2004'te.
Uzay diğer konulara göre daha çok yer kaplıyor.Bilim kurgu deneyimim pek yok bu nedenle okumamın bu kadar yavaş olduğunu düşünüyorum

"...yaşamak korkmaktır biraz. Eh, korkmak da karamsarlığa iter insanı."
En sevdiğim nokta:
Her hikayenin başında iki kişi ufak bir sohbet içerisindedir.Köpek Burhan ve birisi daha. En sevdiğim yer işte bu konuşmalar oldu. Birde Kediler Cennete Gider adlı hikaye'nin de ayrı yeri var.
Aslında kitabı nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Hoşlandım mı onu da bilmiyorum. İlginç olduğunu söylemezsem olmaz ama.
Hikayelerin uslüpları çok farklı bunu söylemeden yazıyı bitirmek olmaz. Bir hikaye gayet akıcıyken bir diğerini okuması bana eziyet gibi geldi. Kütüphanemde kalmalı bu kitap. Bir iki yıl içinde tekrar okumayı düşünüyorum. O zaman sevip sevmediğime karar vereceğim.
Kitapta sevdiğim bir kaç alıntı vardı.İşte bu da onlardan biri.Alıntıların size mantıklı gelip gelmediğini bilmiyorum ama kitabı okurken altını çizdiğim için paylaşmak istedim.

"Yok abi öyle deme. Ben Nebahat'a kötü gözle bakalbilince anladım ki gözlere gerek yok artık bu alemde. Harbi diyorum bak. Eğer sevgi ile bakamayacaksan gözlere ne gerek var."


2 yorum:

  1. Sözlerden iyi tweet olur =D Güzel kitaba benziyor, aklıma yazdım gördüğümde almayı planlıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tweet açısından düşünmemiştim ama haklısın :D Sende da tartışalım bir. Kitap yarım kalmış gibi hissediyorum.

      Sil