8 Ağustos 2012

Kitap Yorumu: Blood Rights || Kristen Painter


Blood Rights (House of Comarré #1)

Kristen Painter

Tür: Paranormal, büyü, vampir
Sayfa: 392
GR puan. 3.80
Türkçe: Çevrilmedi.
Seri: 5 kitap
Puanım: 
Rebellion has a price. The lacy gold mapped her entire body. A finely wrought filigree of stars, vines, flowers, butterflies, ancient symbols and words ran from her feet, up her legs, over her narrow waist, spanned her chest and finished down her arms to the tips of her fingers. Born into a life of secrets and service, Chrysabelle's body bears the telltale marks of a comarré—a special race of humans bred to feed vampire nobility. When her patron is murdered, she becomes the prime suspect, which sends her running into the mortal world...and into the arms of Malkolm, an outcast vampire cursed to kill every being from whom he drinks. Now, Chrysabelle and Malkolm must work together to stop a plot to merge the mortal and supernatural worlds. If they fail, a chaos unlike anything anyone has ever seen will threaten to reign.
Blood Rights GR'deki tanıtımıyla beni merak içinde bırakan bir kitaptı. Bu yüzden hemen başladım. Çok sevdiğim "Sert, dövüşçü kadın karakter" unsurunu taşıyordu. Ama kitap bir türlü beni mest etmeyi başaramadı.

Spoiler var aman dikkat! :
Malkolm-nasıl bir adsa- asil bir vampir ama iki kere lanetlenmiş. İlk laneti neredeyse hemen öğreniyoruz, öldürdüğü her kişinin ruhunu içinde taşıyor ve bu onu çıldırma konumuna getiriyor. İkinci laneti ise kitabın ortasında öğreniyoruz. Ama öğrenmeden önce yaptığı her konuşma bir imkansızlığı belirtse de abartıyormuş gibi bir hisse kapıldım.

 Chrysabelle bir comarre, asil vampirlerin kan içmesi için yaratılmış yarı insan bir melez. Vampirlerin kölesi durumunda olduğu için özgürlüğünü istiyor. Vampir efendisinin öldürülmesi ve ona bir yüzük vermesi ile işler sarpa sarıyor ve kötü vampir işe giriyor.

Tatiana, gözünü vampir evinin lideri olamaya takmış, yarı kaçık ve acımaz bir dişi vampir. Vampir dünyası ile insan dünyasını ayıran kalkanı kaldırmak istiyor ve bunun içinde yüzüğe ihtiyacı var.
 Efendisinin ölümünden sonra Chrysabelle kaçıyor ve eski bir comarre olan halasının yanına gidiyor bu onu Malkolm'a yönlendiriyor ve onun şekil değiştirici yardımcısı olan Doc'a ve kendisine bağlı olan ruh Fi'ye. Chrysabelle, Malkolm'u kendisine yardım etmeye ikna etmeye çalışırken  Tatiana  Chrysabelle'in halasını kaçırıyor. Ve bizim takım ve onu kurtarmaya gidiyor. Fi ve  Chrysabelle'in halası ölüyor ama bu sadece başlangıç çünkü Chrysabelle Malkolm'a onun lanetini kaldırmak için söz verdi(1.kitabın sonu)

Comar (erkek) ve comarre (kadın) kavramından bahsetmek istiyorum. Bunlar vampirleri beslemek için yaratılmış ama çok önemliler. Vücutlarında altın dövmeler var ve bu onların kanının saflığını arttırıyor.Bu çok acılı bir işlem. Vampirler onlarla birlikte olamıyorlar. Sadece bileklerinden kan içebilirler ve onlara iyi davranmalılar. Ama neticede gene köleler. Ayrıca kendilerine ait bir çok sırları var.

Ben kitaptan pek hoşlanmadım. Özellikle yıllarca köle olmuş birisi için Chrysabelle çok asi bir tavır içinde. Her ne kadar kurgunun içinde bir çok fantastik öğe de olsa, ilginç de olsa işin içine aniden bir baş meleğin(kitabın sonunda) girmesi  beni sinir etti. Hele Chrysabelle'in halasının gerçek kimliğinin açıklanması ve ondan çok daha önce Tatiana'nın Malkolm'un eski bir tanıdığı çıkması (bunun olacağını anladım ama gene devam ettim) benim için kitabı ve seriyi bitirdi. Boşuna okuduğumu düşündüğüm bir kitap.

 Malkolm'un comarre kanı içmeden önce zayıf olması ama kanı içtiğinde birden kral tarzı hareketler yapması beni kitaptan soğuttu.

Seri:
Forbidden Blood (House of Comarre, #0.5)
Flesh and Blood (House of Comarré, #2)
Bad Blood (House of Comarré, #3)
Out for Blood (House of Comarre, #4)




Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

4 yorum:

  1. Bazen seni çok kıskanıyorum. Böyle henüz çevrilmemiş kitapları orijinal dili ile okuduğunda. Acaba bir gün ingilizcem o seviyeye ulaşacak mı diye de düşünmeden edemiyorum :/

    Bende de Oscar Wilde var ama, bir de internette bulup indirdiğim Oz Büyücüsü. Umarım bir gün onları okuyacağım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece biraz azım ve vakite bakıyor :D Eminim sende okursun aklına koyduysan :D

      Sil
    2. Koydum tabii!
      Şimdi yabancı blogları okuyorum ara ara. Kitaba cesaret edemedim :D Ama yapacağım -.-
      Ben küçüklüğümden beri kitapları orijinal diliyle okumak istemişimdir, yoksa eksik kaldığını düşünürüm hep.

      Sil
    3. Çok sevindim!
      Kalıyorda zaten, orjinal dilinde olan anlam çevirilince özelliğini kaybediyor, yapılan şakalar anlamını yitiriyor.
      :D
      Orjinal okumak, en azından ingilizce olanları okumak kitapları daha da sevmemize neden oluyor bence

      Sil