9 Aralık 2012

4. ÜKG Blog Turu: Kurtadamlar || Jim Butcher + Kitap Yorumu


4. ÜKG Blog Turu ile karşınızdayız! Bu sefer formatta ufak bir değişiklik yaptık. 3 hafta boyunca, İthaki yayınlarından çıkmış olan Dresden Dosyalarının 3 kitabını inceliyoruz. Bu hafta serinin 2. kitabı Kurtadamları ele aldık.


Diğer ÜKG Bloglarınıda ziyaret etmeyi unutmayın!

Zimlicious: Yazar Röportajı
Kitap Esintisi: Kitap Yorumu
Kitap Hayvanının Günlüğü: Kitap Yorumu
Romancekolik:Kitap Yorumu
Kitaplık Kedisi:Kitap Yorumu



Gene bir Dresden macerası ile karşınızdayız!  Gözlerinizi eğin ve yolundan çekilin, peşindeki belalar size de sıçrayabilir!

Dresden'e pek iş gelmiyordu... Daha doğrusu hiç gelmiyordu.Chicago telefon rehberine kayıtlı tek aktif büyücünün oldukça meşgul olduğunu zannedebilirsiniz. Oysa son zamanlarda Harry Dresden ne büyüyle ilgili, ne de günlük bir iş bulabilmişti.

Ama tam da güzel bir yemek yemeye yetecek kadar parası bile kalmamışken, onun özel uzmanlığını gerektiren bir cinayet işlendi.
Vahşice parçalanmış bir ceset. Tuhaf görünümlü pati izleri. Dolunay. Üç tahmin hakkınız var ve ilk ikisi sayılmayacak.


Harry Serinin İkinci Kitabında Nasıl?


Dresden bu sefer kurtadamlarla uğraşıyor, evet, yanlış duymadınız kurtadamlar. Yoksa vampirleri mi tercih ederdiniz? Ama vampirlerden daha renkliler, söz veriyorum.

Neden mi bahsediyorum? Tek bir tür kurtadam yok; cadı kurtlar, insan kurtlar, loup-garoular... Çeşit bol yani. Sizce de korkutucu değil mi? Bir kemerler kurda dönüşen insanlar, yüzyıllardır bir lanetin kurbanı olan bir aile ve insandan çok kurt olan varlıklar... Eh bir de Tera var.

Bu gruplardan biri  cinayet işliyor, her dolunayda... Birileri ölüyor. Peki doğaüstü olaylara inanmayan bir dünyada polislere kim yardım edecek? Masum hayatlar tehlikede... 

Tabii ki Harry Dresden! Bizim rüzgârda savrulan, hassas, kedi sever büyücümüz.

Keşke her şey burada bitse. Murphy, bizim seksi, çok tehlikeli ama güvensiz komiserimiz onun hayatını resmen bin kat daha zor yapıyor. Harry'den ona bildiği her şeyi söylemesini istiyor, ama bizim kahramanımızın da bildiği, korktuğu bir kaç şey var. Her şey de bir insana söylenmez ki!

İki kitaptır aklımda tek düşünce: Birisi Allah aşkına şu Harry'e para bağışlasın, adamın açlıktan nefesi kokuyor.

Dresden'in mali problemlerini okumaktan bana gına geldi. Adamın iki lafının başı para... Ahlaklı olmakta zor bu devirde. ÜKG olarak Blog Turunun tüm gelirlerini ona bağışlamaya karar verdik, desteklerinizi bekliyoruz. ;)) Fikir Romancekolik'e ait.

Peki Dresden'in sürekli pataklanmasına ne demeli! Totosunun topraktan ayrılamamasına ve tüm kitap boyunca ayılıp bayılmasına? Takdir-i ilahi diyoruz sanırım. Ama beni kitabı bırakma noktasına kadar getirdi. 3 kere mola verdim okumaya. Adamın yüzü asvalta döndü, gelen geçen bir tane yapıştırıyor. Yazık.

Bu kitapta dikkatimi çeken şey ise kanlı sahnelerin hiç sakınılmamış olması ve durumun vahşetinin gerçekten iyi bir şekilde okuyucuya aktarılması oldu. Kan gövdeyi götürüyor resmen!! Kurtadamlar, çiğ et, insan desem!

Harry hakkında sevdiğim şeyler kibar tavırları, büyücü olmasının getirdiği ruh bakışı, elektronik alet düşmanlığı ve çarpık espiri anlayışı denilebilir. Seri hakkında orjinal bulduğum birkaç şey. O ruh bakışında insanların onda ne görüdüğünü çok merak ediyorum...

Peki, mmm bir sorum var. Harry'nin kendi bilinçaltı ile yaptığı sohbet neydi öyle? Gerçekten?

Harry'yi okuduğum her an onu Anita Blake ile karşılaştırmadan edemiyorum. Bu ilk kitapta daha yoğun olsa da, bu kitapta bazı olaylarda bana gene Laurell'in ünlü serisi hatırlattı. Ben de bu yüzden Bir Anita Harry'e Karşı listesi hazırladım.

Önce benzerlikler:


  •   İkisi de polise danışmanlık yapıyor.
  •   İlk aşkında bir başarısızlık var.
  •   Polise yardım için ölümü göze almaya hazır.
  •   Polis aşırı derecede ona karşı.
  •   Ruhsuz bir katil tarafından sürekli rahatsız ediliyor.
  •   Kötü adamlar her zaman onun peşinde.
  •   Her ne kadar korksa da doğru olduğuna inandığı şeyi yapıyor
  •   Suçluyu bulmak için vampirlerin inine gidip sağ çıkmamaya hazır.
  •   Bir şekilde kendini her zaman paranormal bir savaşın içinde buluyor.
  •   İkisi de ebeveynlerini kaybetmiş.
  •   Ne olursa olsun sağ kurtuluyorlar.

Sonra farklılıklar:


  • Anita kimseyi öldürmekten çekinmez, ama Harry Beyaz konseyin verdiği kurallardan çıkmamak için ölümü bile göze alıyor.
  • Harry duyguları ile yönetilirken Anita mantığını daha çok kullanıyor.
  • Anita canavara hiçbir şekilde güvenmezken Dresden her türlü yardımı kabul etmeye hazır.
  • Eğer Anita'nın sevdiklerinin peşinden gelirseniz mezar yerinizi de almanız tavsiye edilir, Dresden de ise ölüm son çare ve zorunlu bir seçenektir.
  • Anita zayıf görünmekten nefret etse de Dresden zayıflığını sevdiklerine göstermekten korkmuyor.
  • Dresden'in büyü gücü daha kapsamlıyken Anita'nın temel gücü sadece ölüleri kapsıyor.
  • Dresden biraz beceriksiz ve biraz şapşal, Anita ise her daim yetenekli, bilgili ve her şeye kadir gösteriliyor.
  • Anita tutuklanırsa ilk işi avukatını aramak olur, Dresden ise onun aksine kaçmayı tercih eder ve sonra kendi ayağıyla karakola gider. :))
  • En son olarak da kurguda gördüğüm bir benzerlikten bahsetmek istiyorum; Dresden'in ikinci kitabında polis merkezine bir kurtadam saldırıyor ve Carmichael adlı bir polis ölüyor; benzer bir olay ise Anita'nın Kaçık Kafe adlı kitabındaki Zebrowski adlı bir polise oluyor ve şekildeğiştirmiş bir grup cadı onun karnını deşiyor.

İlk kitabında yazarı biraz soğuk bulmuştum ama yavaş yavaş Harry'e ısınıyorum gibi. Hâlâ kurgunun ilerleyişi, Harry'nin tavırları azıcık dürtse de bir sonraki macerası ne olacak diye merak etmeden duramıyorum. Serinin 3. kitabında neler olacak acaba? Haftaya pazar.

Bu arada beni taşlayacaklar olabilir ama Johnny Marcone hayranıyım. Kitabı onun anlattığını düşünmeden edemiyorum... Mükemmel!

2 yorum:

  1. HanifeAlbayrak21.12.12

    I did it! 10/10 :D

    YanıtlaSil
  2. Tebrikler -.- :D
    Yattaaa! :D

    YanıtlaSil