17 Şubat 2013

Kitap Yorumu: Cam Şato || Sarah J. Maas



Throne Of Glass (Throne Of Glass #1)
Sarah J. Maas

Goodreads Puanı: 4.15
Çevirmen:Deniz Başkaya
Yayınevi: DEX
Seri: 1/2
Puanım: 

Karşınızda Suikastçılar Kraliçesi Celaena Sardothien. Celaena ömür boyu hapse mahkûm edilmişti. Oysa o, eğitimli bir suikastçıydı, benzerlerinin en iyisiydi ama bir hata yapmış ve yakalanmıştı.

Genç yüzbaşı Westfall ona bir teklifle geldi. Celaena, kraliyetin en yetenekli savasçıları ve suikastçılarıyla katılacağı ölümüne bir yarışmada veliaht Prens Dorian'ı temsil edecek.

Yarışmayı kazanırsa kralı korumaya ve sonrasında özgür bırakılmaya hak kazanacak. Ama önce bir biri ardına ortaya çıkan cinayetlerin katilini bulmalı ve hayal bile edemeyeceği bir geleceğe hazırlanmalı 



Celaena Sardothien, Yeraltının kraliçesi. Bir yıl tutsak kaldığı Endovier'den ruhunu satmak pahasına da olsa çıkmayı ve özgürlüğünü istiyor.

Celeana 12 yaşından beri dünyanın en iyileriyle suikast için eğitilen, dünyanın en yetenekli belki en geç ve şüphesiz en ünlü suikastçisi. Kitabın sonlarına doğru onun yeteneğini daha iyi hissediyor neden bu adı hakkettiğini çok iyi anlıyorsunuz.

Köle olarak geçirdiği bir yıldan sonra Kralın düzenlediği bu yarışma bir umut kapısı onun için, bir yılını daha o cehennemde geçirirse sağ çıkamaz. Arkasından komple kuranların, tehlikli suçluların arasından kolaylıkla sıyrılacağından emin, boşuna ona Kraliçe demiyorlar, ama birileri kralın yaver adaylarını öldürmeye başlayınca soğuk bir korku içine işliyor.

Kickass Lady var dediler geldik moduyla başladım Çam Şato'ya. Bir bakıma öyleydi de; suikastçiler, ölüm, çeşitli suçlular, yaratıklar... Celaena'nın dramatik bir geçmişi var. Bunun haricinde kitabın çoğunluğunda bana şımarık bir kız gibi geldi, bu bir suikastçiden bekleyeceğim tavırlar değildi aslında. Ben daha soğuk, hesapçı ve taşlaşmış beklerdim ama Celeana'nın da büyüsü bu olsa gerek.

Kitap paranomal bunu söyleyelim, bayağı bir süre belli olmuyor.  Heyecanlı ilerlediği için bunun farkına varmıyorsunuz ama. Gene de kitabın biraz uzun olduğunu itiraf etmeliyim. Oku oku bitmedi. O sonunda bir şeyler olacak, bekliyorsunuz, ama gelmiyor. Hele en can alıcı noktalar, yaverlerin yarışma sahneleri, kesiliyor. Bir yerden sonra bu da ayrı bir hayal kırıklığı oluyor benim için. Dövüş sahnelerine bayılıyorum.

Cinayetler, kısaca gizem çok hoş yerlere götürüyor. Kitapta en sevdiğim yerler oraları oldu. Gizli yerlere.:D

Celeana'yı kitap kurdu kahramanlar arasına katabiliriz, zira onca işi arasında kitap okumaktan kendini alıkoyamıyor.


Chaol ile Dorian meselesi beni boğdu. Bence ikisi birleştirirsek tam bir erkek eder. Şu durumdaki halleri bence Celeana'yı tatmin etmez, çok zayıflar. Dorian'ın cazibesi kitabı okutan önemli öğelerden biri.
Spoiler var aman dikkat! :

İşin içinde aşk üçgeni olması beni çok rahatsız etti. Elflerin olması ise çok hoş bir ayrıntıydı. Kızımızın önemli işler başaracağını söylemekten onur duyuyorum.
Chaol'un kitap sonundaki hareketi ise bir Yüzbaşına yakışmıyordu. Eğer sen askersen, ölüm senin silahın olmalı. Korktuğun, seni yıkan bir eylem olmamalı. Eğer öyleyse o zaman sen asker değilsindir...

Balolardan, saray hayatından ve entrikalardan hoşlanan herkese öneriyorum. Sert kadın karakterleri seven okuyucular da bu öneriden yararlanabilir :)) Dönen, çeşitli karakterlerin gözünden anlatılan kitaplardan hoşlanmayanlarsa iki kez düşünsün. Çünkü ana anlatıcı Celeana olsa da, diğer karakterlerin zihinlerine de misafir oluyoruz.

Sonuç olarak, hoşlandığım ama bayılarak okumadığım bir kitap oldu. Ben daha delici, uç noktalarda yaşayan karakterler beklemiştim.


Size alıntılarla veda ediyorum!


Dorian tahtına iyice yaslandı. "Babamın imparatorluğayardım edecek birine ihtiyacı var. Güçlük çıkaran kişileri aradan çıkarmasına yardımcı olacak birine."
"Yani pis işlerini yaptıracak bir yalakaya."
Prens "Açıkça ifade etmek gerekirse, öyle." dedi. "Yaveri rakiplerini sessiz tutmalı."
Celaena sevimli bir edayla "Mezar kadar sessiz." dedi.


Chaol onun öfkesinne kıkırdayarak cevao verdi ve kılıcıyla , ayağa kalkmasına izin verdiği Celaena'ya silahların olduğu rafı gösterdi. "Başka bir silah seç. İlginç bir şey olsun. Beni terletecek bir şey, lütfen."
Celaena ince kılıcını yerden alıp "Diri diri derini yüzüp göz kürelerini ayağımın altında ezdiğimde epey terleyeceksin." diye mırıldandı
"işye aradığımız ruh bu."
İnce kılıcı basbayağı fırlatarak yerine bıraktıktan sonra hiç tereddüt etmeden av bıçaklarını eline aldı.
Eski dostlarım benim.
Celaena'nın yüzüne muzır bir gülümseme yayıldı.



"O kocaman şeyi giymeye nasıl tahammül ediyorsun?"
Celaene elbisesinin eteklerini tuttu. "Doğrusu kaburgalarımı kırıyor."
Nehemia "En azından azap çeken tek ben değilmişim," dedi.


"Kancıklarımdan biri bir sürü melez doğurdu. Bir süre öncesine dek farkı anlayamacağımız kadar küçüktüler. Fakat... Eh, ben saf kan olacaklarını umuyordum."
"Köpeklerden mi kadınlardan mı bahsediyoruz?"
"Hangisini tercih ederdin?" Dorian, Celaena'ya muzipçe gülümsedi.


Chaol'a "ne zamandır uyuyorum?" diye fısıldasa da yüzbaşı ona yanıt vermedi. Bir kez daha "Ne zamandır uyuyorum?" diye sorduğunda Chaol'un yanaklarının hafifçe kızardığını fark etti. "Sende mi uyudun?"
"Ağzının suyu omzuma akana kadar uyuyordum."
Celaena " Aman aman, nasıl da üste çıkıyor bu genç adam," deyince Chaol onun bacağını dürttü.

2 yorum:

  1. yasemin6.9.14

    2. kitabı var galiba adı nedir biliyor musunuz

    YanıtlaSil
  2. Var, olmaz mı! Ancak daha yayınlanmadı. Crown of Midnight

    YanıtlaSil