31 Mart 2013

Yeni Cicilerim Var!

Önceki gönderimde de bahsettiğim gibi Dün Göçebe'yi izlemeye gittik. Film hakkındaki düşüncelerim daha sonra gelecek. Hazır Mecidiyeköy'e gitmişken birde Cevahir'e uğradık ve ben orada çok sevdiğim 3 kitap buldum ve kaptım. +Hanife Dublin'i görünce benden kapma çabalarına girdi gibi ama  tecrübeli olduğum için ellerine vermedim kitabı. Gerçi UK kapağı olduğu için +Berke ile biraz burun kıvırsalar da ben o kadar takmadım. Sayfaları çok hoş bu arada. O beni daha çok mutlu etti.



Death's Mistress okuduğum sevdiğim bir serinin, Dorina Basarab, 2. kitabı.  Dead And Gone ise Güneyli Vampir serisinin 9. kitabı ve ciltli. Hayvan gibi. Çok mutluyum. Dün D&R beni çok mutlu etti anlayacağınız.


Yeni kitaplarda bahsederken öncesinde elime geçen bir kaç kitaptan daha bahsetmek istiyorum. Daha önce facebook sayfamda duyurmuştum ama burada da duyurmak istiyorum. Artık benimde ciltli John'um var. :D Vi ve hu! Ayrıcaaa Pegasus geçenlerde duyurdu, Türkiye'de de çıkıyor. Sevinebilirsiniz.



Büyü Ustası ve Soldan İkinci Mezarda artık kütüphanemde. 

Mutluyum. 

29 Mart 2013

Göçebe geliyor, maziye bir bakış atalım


Şöyle azıcık geyik yapmak istedim. Meyer hakkında, bu distopi hakkında...

Her hâlde Alacakaranlığın ünlü yazarını tanımayan kalmamıştır. Onu okuyan bu kitabı da ihmal etmemiştir. Yeni Alacakaranlık olacağını düşünmüyorum, ama fan kitlesi olacaktır elbette.

28 Mart 2013

Sizin Favori Kadın Kahramanlarınız Kimler?




Eğer en azından bir iki gönderimi okuduysanız Çetin Ceviz kadın karakterleri nasıl sevdiğimi bilirsiniz. Herkes onları okusun isterim, bu konuda da yüzsüzüm. Eğer kitap önerisi istediyseniz illa ki en azından içlerinden birinde (Eğer hepsinde değilse) paranormal bir kadın tüm kötülerle mücadele ediyordur. -Sinsi sinsi sırıtıyorum öneri sonrasında.

Bu hevesim yüzünden ufak bir etkinlik düzenlemek istedim. En sevdiğiniz kadın karakterleri istiyorum sizden. Resimlerle katılabilir ya da sadece kitabın adını bırakabilirsiniz. Resim olursa süper olur, kapaklardan kolaj da olur hani.
Bana uyup illa çetin ceviz koymak zorunluluğu yok tabii.

İlk de etkinlik tarzı gönderim; katılım olmazsa diye içim içimi yiyor. :D 

Anita var gene olmaz mı? :D Bu da benim resmim. :P 


Daha bir sürü sevdiğim kadın var ama elimde kitapları yok. Olunca artık onları da atarım.

Kağıdım Kızım   çok yalvardı, ağladı. Dedi koy benim resimimi de postuna. Ben de kıramadım ne yapayım. Buyrun. :P



27 Mart 2013

ÜKG Kapak Tanıtımı: Tatlı Bela || Jamie McGuire

  

Tatlı Bela, ilk olarak 2011 yılında Beautiful Disaster adıyla çıktı. Romantik, daha çok Yeni Yetişkinlere yönelik, dünyaca okunan bir serinin ilk kitabı. Üstelik The New York Times çoksatanlar listesine de girmeyi başarabilmiş bir kitap.

Bugünden itibaren satış sitelerinde yerini aldı. ÜKG Blog turunda incelemeden önce Kapak Tanıtımını da bizler yapıyoruz.

Kitabın Tanıtımı:

Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız, fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox onun hayatını değiştireceğe benziyor.

İyi kız ve kötü çocuk… Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi yoksa bir felaketin mi?

Tatlı Bela sadece bir “bestseller” değil, uluslararası bir fenomen. Yayımlandığı günden beri tüm dünyada büyük yankı uyandıran bu kitabı okumayan kalmayacak.


Jamie McGuire

Tulsa da doğan McGuire, annesi tarafından Blackwell (Oklahoma City) de büyütülmüştür. 1997 yılına kadar orada kalmış üniversiteye katılmak için ayrılmıştır.

Jamie şuan gerçek bir kovboy olan kocası ve üç çocuğuyla beraber Oklahoma City'de atları, kedileriyle beraber yaşıyor.

Yabancı Yayınları: Facebook, site, twitter
Ön Sipariş: İlk Nokta
ÜKG: Facebook

24 Mart 2013

Kitap Yorumu: Kırık Kalpler Tamircisi || Melissa Senate

Kırık Kalpler Tamircisi
Melissa Senate

Tür: Çik-lit, aşk, aile
Sayfa: 416
Goodreads Puanı: 3.56
Çevirmen: Bahar Yaldız Çelik
Orijinal adı: Secret Of Joy
Puanım: 

Kırık Kalpler Tamircisi, size kaybettiklerinizi geri kazandırmak için var...

Beklenmedik bir anda çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz kişinin fısıldadığı bir sır, hayatınızın akışını değiştirip altüst edebilir. Ancak öyle sırlar vardır ki, sizi uzun süren uykunuzdan uyandırır ve gerçeğin içine çekip kurtarabilir. İşte bu kitabın kahramanları, gizli kalmış olayların yaşamlarını mahvetmesine izin vermeyenler...

Rebecca, Joy ve umuda sığınmak isteyen kalbi kırık insanlar, çıktıkları birbirinden ilginç yolculuklarda, kimsenin bilmediği hayal kırıklıklarını birbirleriyle paylaşarak sevgi, sadakat ve özgürlüğe açılan bir dünyanın var olduğunu gösteriyor. Geçmişin gölgesinde kalmak yerine, umudun peşinden giden bu yolculuğa katılmamak imkânsız!

23 Mart 2013

Film: Amadeus || Miloš Forman




Ara sıra izlediğim, sevdiğim filmlerden bahsediyorum burada. Ama böyle bir gönderi yazmayalı çok oldu. Dün arkadaşımla konuşurken Amadeus'u izlediğimden, çok da sevdiğimden bahsettim. Oda neden yazmıyorsun bloguna dedi? Gerçekten neden yazmadım? Hastayım ondan sanırım... Üç gündür cebelleşiyorum :D

Geç olsun güç olmasın mantığı ile işte size güzel bir film tanıtmak niyetindeyim. Umarım başarabilirim.

Amadeus aslında Peter Shaffer'ın yazdığı bir oyun. İlk olarak 1979 yılında yayınlanmış. Okuyanların dediğine göre filmle çok bire bir gidiyormuş. Ama ben şuan için okumadım, bu yüzden pek yorum yapamayacağım.

Amadeus 1984'yılında çıkmış, Miloš Forman tarafından yönetilen bir film. Shaffer filmin senaryosunu da yazmış.

Konu olarak Mozart'ın ve onun gibi bestekâr olan Salieri'nin hayatını ele alıyor. Ama öyle güzel alıyor ki. Filmde kullanılan müzikler ve onların kullanıldıkları yerler, hikâye, Salieri'nin anlatışı, flashbackler...Salieri'nin Mozart'ın müziğini tarif etmesi...  Mozart'ın inişli çıkışlı hayatını, Salieri'nin onun bestelerine duyduğu hayranlığı, kıskançlığı, her şeyi... Kısacası büyüleyici bir film. Bittiğinde aklımda tek bir düşünce vardı. "O benim en büyük hayranım ve katilimdi." Olaylar tamamen böyle ilerlemese de.

Kıyafetlerle, peruklarla, Mozart'ın gülmesiyle, Salieri'nin acımasızlığa kaçan oyunlarıyla nasıl bittiğini anlamayacağınız bir film. Burada 3 saatten bahsediyorum. İlk izlememiz gerektiği söylendiğinde eziyet olacağını düşünmüştüm.



Filmde, Salieri'yle ona hayran oluyorsunuz ve onun hayatını öğreniyorsunuz. Adım adım onun delirdiğini görüyorsunuz. Film size Mozart'ın ölümünden 35 yıl sonra, Salieri'nin bir papaza itirafta bulunması ile başlıyor. Her şey Viyana'da yaşanıyor.


Dürüst olmak gerekirse ben pek klasik müzikten anlamam. Yani film ilginizi çekmişse o yönden korkmanıza gerek yok. Bodoslama dalıp sizde benim gibi günlerce etkisinde kalabilirsiniz.




18 Mart 2013

8. ÜKG Blog Turu || Eşleşme || Ally Condie - Yorum + Okuyucu Testi


ÜKG'nin 8. turuna hoş geldiniz. Bu sefer size Kitap Hayvanın büyük heyecanla aklımıza soktuğu bir kitabı tanıtacağız. ÜKG kızları geçen Blog Turda olduğu gibi, bu turda da farklı günlerde karşınıza çıkıyor işte günlerimiz. Takviminizi işaretlemeyi unutmayın. Bizi kaçırmak istemezsiniz. :P







Kimi seveceğinize, nerede çalışacağınıza, ne
zaman öleceğinize başkalarının karar verdiği bir dünya düşünün. Bu dünyada uzun bir hayata, harika bir işe, ideal bir eşe sahip olmak için neredeyse hiçbir bedel ödemek gerekmiyor ama bu seçimleri sizin adınıza başkaları yapıyor. Yapay bir cam fanusun içinde yaşadığınızı fark ediyorsunuz ve bilinen yegane hayat ile daha önce hiç kimsenin gitmeye cesaret edemediği bir yol arasında kalıyorsunuz. Yani mükemmeliyet ile tutku arasında...
Kitapları çevrildiği tüm dillerde çok satan Ally Condie'den muhteşem bir fantastik kurgu.

Eşleşme( Eşleşme #1)
Ally Condie

Tür: Genç Edebiyatı, romantik, aşk, Distopya.
Goodreads Puanı: 3.77
Sayfa: 352
Orijinal adı: Matched
Türkiye Çıkış Tarihi: 03.2013
Yayınevi: Delidolu
Seri: 1/3
Seri Durumu: 3. Kitap çıktı.
Puanım:

Yorum


Ne zaman öleceğini bilmenin nasıl bir duygu olacağını hiç düşündün mü? Kaç yaşında, nerede, hangi gün ve kimlerle?

Eşleşme de yaratılan dünya da düşünmene gerek yok, zaten her şey senin için planlamış, programlanmış. Muhteşem denilebilecek oranda, makine gibi işleyen bir sistem Toplum. Ama biraz fazla düzenli...

Hız trenleri, her gün yemek dağıtan arabalar, herkesin uzmanlaştığı bir alan, cipler, dışarı çıkma yasakları, uyurken beyin dalgalarını ölçen cihazlar, sevişme zamanınızı, pardon çocuk sahibi olacağınız zamanı belirleyen kurallar ve daha niceleri... Robot bir toplumun robot çocukları... Sanat bile sınırlı halde sunulmuş.

Bu topluma Cassia Reyes'in gözlerinden bakıyoruz. Ve adım adım bu muhteşem sistemin yalanlarına tanık oluyoruz.

Eşleşme 17 yaşındaki Cassia'nın eşinin açıklanacağı Eşleşme yemeği ile başlıyor. Yavaş yavaş bu toplumu tanıtıyor bize. İşlerin nasıl yürüdüğünü, bu distopik dünyanın kurallarını anlatıyor. Aslında, bu kurallar kitabın sonuna kadar devam ediyor. Yalnız Cassia'nın eşini tanıtacak olan cipte bir sorun var, işte bu sorunla beraber Cassie aramaya ve merak etmeye başlıyor. Ve âşık oluyor. Bazen bir objeye bazense...

Kitabın dilinden bahsetmek istiyorum önce. Çünkü biraz yadırgıyorsun ilk başta. Şimdiki zaman kullanılmış. Buna alıştıktan sonra okuması kısmen daha çok kolaylaşıyor. Ama bir yere kadar.

Kitap biraz fazla olaysız ve çok donuk; tabiri caizse ben karakterimi, kadın karakterlerimi, biraz yırtık, hazır cevap seviyorum. Elbette, böyle kadınlar bu kitabın türüne biraz yabancı kaçıyor. Kitaba bir türlü ısınamama nedenlerimden biri buydu.

Bu yeni dünyada en ufak hataya bile yer yok, sonunda toplumdan atılabilme ihtimaliniz bile oluyor. Hem çok huzurlu,  hemde çok katı. İnsanları da öyle. Şöyle gerçek bir ihlalci gelse de kitaba renk katsa demeden edemiyorum.

Kitabı okurken bunu yazmayı unutmamalıyım dediğim bir nokta var aslında. Başlarda "Cassie Reyes, toplum size eşinizi memnuniyetle sunar." diye bir cümle geçiyor. Bunu okuduğumda kafamda " Overlok makinesi ayağınıza geldi." sesi bir kaç kez çınladı. Okuduğumda metrobüsteydim, kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum. Eşleşme'le ilgili ufak bir anı olarak da sizinle paylaşmak istedim.

Kitabın her sayfası benim için sıkıcı ve heyecandan yoksundu. İlk distopya deneyimim değil, kısa zaman önce Beni Seç'i okumuştum. Ama Eşleşme benim için soğuk, heyecansız, merak ettirmeyen bir kitap olarak kaldı. Erkek karakterlerde üzerine titrenecek cinsten değildi hani. Üstelik aynı şeyler o kadar çok tekrar ediyorki bir süre sonra bunalıyorsunuz.

Kitabın sonu hem belirsiz, hem heyecanlı hemde kitabın geneli gibi donuk. İçindeki tutkuyu hissedemiyorum... Sanırım Eşleşme herkesin seveceği kitaplardan değil.





Okuyucu Testi


Size bir alıntıyla veda ediyorum...
Arkamdaki karanlık korkutmuyor beni, ne de önümdeki yıldızlar. Düşünüyorum da, belki uçmanın en iyi yolu ellerine toprak doldurarak uçmaktır. Böylece insan nereden geldiğini, yürümenin bazen ne kadar zor olacağını hiçbir zaman unutmaz.
Ally Condie|| Eşleşme

16 Mart 2013

Ayın Kitapları, Mart, 2013.





         Geleneksel olmasa bile, zaman zaman yapacağım bir gönderi olacak Ayın Kitapları sanırım. İçimde öyle bir his var.Bu ay gene bir sürü okumak istediğim kitap çıkıyor. Genel bir gönderi hazırladım, dikkatimi çeken kitapları buyrun görelim.

Lover At Last, J.R Ward.

Ward'ın dünyaca ünlü serisinin 11. kitabı. Martın 26'sında çıkıyor. Bu seri benim için çok karamsar olsa da Zimcilious bu seriye bayılıyor.

Frost Burned, Patricia Briggs.

Brigss'in  Mercy Thompson serisinin 7. kitabı da bu ay çıkanlar arasında.

Twice Tempted, Jeaniene Frost.

 İşte bu kitap ben okuyacağım dediklerim arasında. Vlad'ı okumak için ölüyorum. Mart'ın 26'sına kadar beklemem gerekiyor ama. İlk kitap yorumu için tıktık


  The Prince, Kiera Cass

Beni Seç'ten öncesini anlatan bu novella'da bu ay çıktı. Maxon'u hayatında America'dan başka bir kız daha varmış...

Wild Invitation, Nalini Singh.

Bu kadını sevdiğimi her fırsatta dile getiriyorum. Bu kitabı da listemde.

Exposed, Kyra Davis.

Kyra'nın the Stanger adlı kitabını okumuş ve bayılmıştım. Kitap daha çıkmadı ama elimde yorum için edindiğim bir kopyası mevcut. Fırsat bulursam okuyup burada yayınlayacağım. Kitap Esintisi blogunda yorumladı.

Deadly Sting, Jennifer Estep.

Estep'in Elemental Assassin serisinden bir kaç kitabı okumuştum. Ama sonra seri banal bir hâl alınca bırakmıştım. (Serinin 5'de bitmesi gerekiyordu. Yazar para yüzünden uzattıkça uzatıyor.) Bu ay serinin 8.kitabı çıkıyor. Okunmayacaklar listesinde.


Thrown by a Curve, Jaci Burton.

Play by Play serinin 5. kitabı. Bu serinin ilk kitabı geçtiğimiz aylarda Kusursuz Oyun adıyla Nemesis'den çıktı.



Eh, birazda bizden bahsedelim.

Boş koltuk, J. K Rowling.

The Casual Vacancy artık Türkçe. Doğan kitaptan çıktı. 21. mart'ta satışta.

Soldan İkinci Mezar, Darynda Jones.

Bizim Ölüm Meleği gene iş başında. Charley Davidson serisinin ikinci kitabı da çıktı.


Zehir Ustası'nın ikinci kitabı muhteşem bir kapakla bizlerle. Türkçe okumak harika olacak!

Pegasus yayınları da atakta, ondan çıkan kitapları da şöyle sıralıyorum.

  • Günaha Davet / Sylvia Day (yakında)
  • Silüet / Andrea Cremer (satışa sunuldu)
  • Ejder Ateşi / Sophie Jordan (Satışa sunuldu)
  • Gönül Avcısı / Samantha James
  • Sevilmeyen Kadın / Nele Neuhaus

Artemis'de ondan pek aşağı kalmıyor.

  • Julia / Philippa Gregory (matbaada)
  • Kütüphaneci / Bettie Page
  • Kusursuz Kimya / Simone Elkeles

En son olarak da Delidolu yayın evinden bu ay Eşleşme / Ally Condie çıktı. Pazar günü başlayacak blog turumuza bekliyoruz!


12 Mart 2013

Kitap Yorumu: Charade || Nyrae Dawn


Charade (Games #1)
Nyrae Dawn

Tür: New Adult (Yeni Yetişkin), romance,
Sayfa: 245
Kitap: E kitap
Goodread puanı: 4.18
Puanım: 
Nineteen-year-old Cheyenne tries to portray the perfect life to mask the memories of her past. Walking in on her boyfriend with another woman her freshman year in college threatens that picture of perfection.
Twenty-one-year-old Colt never wanted college and never expected to amount to anything, but when his mom's dying wish is for him to get his degree, he has no choice but to pretend it's what he wants too.
Cheyenne needs a fake boyfriend to get back at her ex and Colt needs cash to take care of his mom, so they strike a deal that helps them both. But what if Cheyenne’s past isn’t what she thought? Soon they’re trading one charade for another—losing themselves in each other to forget about their pain. The more they play their game, the more it becomes the only thing they have that feels real.
Both Cheyenne and Colt know life is never easy, but neither of them expect the tragedy that threatens to end their charade and rip them apart forever.

Yorum

Charade'de iki sorunlu insanın hayatlarındaki problemlerle nasıl başa çıktığını, Colt'un ve Cheyenne'in birbirlerine nasıl tutunduklarını okuyorduk. Bazen hüzünlü, bazen neşeliydi onların hikâyesi.

Mükemmel lise hayatından çıkmış popüler kız Cheyenne, üniversite adım attığında tamamen şoka uğramıştı. Erkek arkadaşını Kızıl bir kadınla yatakta yakalamış, ağır bir depresyonun eşiğine gelmişti. Hayatı boyunca edindiği tek bir felsefesi vardı; içerde ne kadar yaralı olsan da dışarıdan mükemmel görünmelisin. Bu yüzden kalbini kıran Gregory'den intikam almak için ona kafa tutan Colt'dan sevgilisi olmasını istiyor. Göstermelik bir erkek arkadaş. Gregory'nin onu incitmediğine kanıt olarak. Parasal durumu kötü olsa da Colt, bu teklifi geri çeviriyor; sonuçta onun gibi zengin bir prensesle ne işi olabilir ki? Bu böyle devam ediyor, taki hasta annesi için daha çok paraya ihtiyacı olana kadar...

Bu kitap için, diğer new adult'lar da da olduğu üzere, garip duygular besliyorum.

Öncelikle beni en çok rahatsız eden konuyla işe girişiyorum; Cheyenne içini Colt'a bir hayli çabuk döküyor, aralarındaki bağ gereğinden hızlı kurulmaya çalışılıyordu. Bu benim için büyük bir eksiydi.

"Sahte erkek arkadaş" hikâyesi her ne kadar klasik bir olay olsa da bu kitaptaki uyarlanma şeklini sevdim.

Colt ise bildiğiniz o seksi,kavgacı, yakışıklı ama içinde dünya iyisi bir genç. Fakirlik içinde büyümüş, hayatın biç slap'ını tatmış birisi. Mavi gözleri ve sarı/kumral saçları ile tam benlik demekten gurur duyuyorum. Hele dövmesi, hele serseri tavrı...


Colt'un ve Chey'in arasındaki ilişki beni az çok tatmin etti. Kitap akıcı, sürükleyici, komik ve tutkulu. Ne yazık ki, aynı zamanda bende boş bir histe bıraktı. Kitabın sonu ise beklenen ciddiyette değildi. Daha mühim bir şey bekliyordum. Okuyanlar daha ne olsun diyebilir, ama bence yazar ölüm kalım yerine daha dünyevi bir problemle, daha suç-ceza tarzı bir yaklaşımla kitabı bitirebilirdi.

Chey'in zengin tavırları, şımarıklığı ise pek inandırıcı değil, daha çok zorlamaydı, beni gerçekten zengin, kendine güvenen ve şımarık birisi olduğuna ikna edemedi.

Şöyle bir toparlarsam kitabı, hikâyeyi, özellikle erkek karakteri sevdim. Ama bazı detaylarla ilgili problem yaşıyorum. Olayların gidişatı, yardıma muhtaç bayan ve Beyaz atlı prens kitapta en çok hoşuma giden şeydi. Daha önce belirttiğim gibi, kötü bir geçmişi olan karakterler, özellikle kadınsa, beni çok çekiyor. Bu kitapta da bunu görüyorduk. Başka bir sorun ise Colt'ın Chey'e taktığı ikinci lakaptı. Çok samimiyetsiz, işlevsiz ve yapaydı. Başka bir şey mi bulamadın sevgili yazar demeden edemiyorum.

2 Mart 2013

Kitap Yorumu: Alice in Wonderland || Lewis Carroll


Alice Harikalar Diyarında, tam yüz otuz beş yıl önce yazıldı ve o günden beri tüm dünya çocuklarının hayranlıkla okuduğu bir kitap oldu. “Alice Harikalar Diyarında”, içine giren herkesi büyüleyen bir hayal ve masal ülkesi. Normal bir küçük kız olan Alice, bir gün yolda tuhaf giyimli bir tavşanla karşılaşır; tavşan randevusuna geç kalmamak için koştururken durmaksızın saatine bakmaktadır. Alice, tavşanın peşinden bir deliğe dalar ve o anda kendini olağanüstü bir serüvenin içinde bulur. İnanılmaz kahramanlarla dolu, budala bir korkunç Kupa Kraliçesinin yönettiği Harikalar Diyarı’na girmiştir. Alice, kendisini ya küçücük yapan ya da dev gibi büyüten büyülü yiyecek ve içeceklerin yardımıyla Harikalar Diyarı’nda gezinmeye başlar. Harikalar Ülkesinde karşılaştığı bütün bu tuhaf yaratıkların dünyasına giren Alice, neredeyse onlardan biri olmak üzeredir, ama...