19 Nisan 2013

Film: Oblivion || Joseph Kosinski



Bir sinema günü ve ben gene burada filmden bahsetmek istedim. Aslında sinemaya gitmek gibi fikrim yoktu. Her zamanki gibi metrobüste boş boş dışarı bakmak zihnimin lastik yakmasına neden oldu ve sinema arkadaşım Ozan'a mesaj yolladım. Oda benim gibi bu sinema akşamlarını özlemiş ve hemen hangi seans, nerede ayarladık ve buluştuk. Çok da özlemişiz birbirimizi. Çok güzel sohbetler ettik. :D

Oblivion'un fragmanları aylardır dönüyordu, eh bende bilim kurgu (yani besbelli) olduğu için çıkış tarihini bekliyordum. Tabii vizeler falan girdi unutmuşum, çok da güzel denk geldi. Belki de metrobüs duraklarına asılan afişlere teşekkür etmeliyim.

 Film ve filmden çıktıktan sonra aklımda ki tek düşünce "O IMAX teknolojisi nedir abi." Bildiğiniz dvdrip yerine bluray izliyorduk. Aylardır sinema günlerinde eksik olan faktör, bu filmle aramıza katılmış oldu. Görüntü muhteşem, ses muhteşem. Birde film muhteşem olsaydı çok güzel olacaktı. :D

Oblivion'da tam olarak tarihi hatırlamasam da 2075 gibi bir yılda geçiyor. Dünya uzaylılarla savaşa girmiş ve nükleer bombalar patlamış; İnsanlar savaşı kazanmış ama evlerini kaybetmişler. Başka  bir gezegenle yaşıyorlar. Dünyanın hali harap, her taraf çöl... Binalar rezil, gezegen de insan yok...

Burada Tom'u yani Jack'i görüyoruz. Üstün teknoloji ürünü makineleri tamir etmekle görevli. bu makineler dünyada kalan son kaynakları çeken makineleri koruyor. Gezegende hâlâ uzaylılar mevcut... Jack 5 yıllık bir görevin son demlerinde. Ama  bizim Jack 5 yıldır orada değilmiş gibi son 2 hafta kala sorgulamaya, dünyaya bağlılığını göstermeye başlıyor.

Konusu böyle işte. Size daha fazla anlatırsam filmin tadı kaçar. Benim düşüncelere geçersek,

Bu filmde bayağı sıkıldım, biraz da uzun bir film. Hele sadece 2 sonra da 3 kişinin arasında geçiyor olması beni çok bunalttı. Bir de görüntü kalitesi dışında kurgu o kadar tahmin edilebilirdi ki. Arkadaşım size şahitlik yapabilir; filmi ilk kez izlememe rağmen karakterlerden bire bir alıntı yaptım.

Filmde tek övülecek yer görüntü kalitesi ve dünyanın şekliydi, artık nasıl bir terimi var gerçekten bilmiyorum. Sahneler, kamera açıları? Kullanılan dekor? Kıyafetler?

Filmin sonu da az çok belliydi.

Bu arada Tom Cruise'u çıplak -yarı çıplak- görmek istiyorsanız kaçırmayın. Adam yaşına göre hiç fena değil.


Andrea Riseborough ise beni güzelliği ile kendisine hayran bıraktı... Gözleri çok güzeldi...






Her şeyin anahtarı olan bir karakter var; alarm görevi görüyor. Kendisi Olga Kurylenko. Bu kadın filmin sonunda öyle bir açıdan çekilmiş ki, ben Catherina Zeta-Jones sandım ve şüpheye düştüm. Acaba o mu? Tabii değilmiş. Zaten o kare dışında pek de benzetemedim.



Tom'un kullandığı araç çok hoşuma gitti, bana matrix'i hatırlattı. Belki aynı teknolojiyi kullanmışlardır diye düşündüm. Bende istiyorum ondan bir tane. Dalışlar çok hoştu.




Bilseydim gider miydim? Cevabım evet olurdu sanırım. Sırf imax'i tecrübe etmek için... Size önerir miyim? Bilemiyorum. Hani bayılarak izlemediğim, sıkıldığım bir filme gidin demek istemiyorum. Siz bilirsiniz.

Film vizyona daha yeni girdi, az çok merak ettiyseniz hâlâ vaktiniz mevcut.

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

2 yorum:

  1. Filme gitmeden önceki düşüncem sadece görsel efektler için gidilir diyordum. Ama hiç bir şekilde sinema 'da izlemeye değecek bir film değildi. Cd alıp evde vakit geçirmek için izlenebilir.

    İron man 3 izleyerek içimdeki yarım kalan bilim kurgu izleme ihtiyacını gidebilirim diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. Ben Tom ve Morgan ikilisi için gittim, imax dışında kayda değer pek bir şey göremedim. Iron man'i bende bekliyorum. İyi seyirler şimdiden. :)

    YanıtlaSil