15 Temmuz 2013

Kitap Yorumu: Dualar Kalıcıdır || Tuna Kiremitçi

Dualar Kalıcıdır
Tuna Kiremitçi

Tür: Aşk, soykırım
Sayfa: 177
Çıkış: 2007
Yayınevi: Doğan Yay.
Puanım:
Tuna Kiremitçi’nin yeni romanı, İkinci Dünya Savaşı’nda İstanbul’a sığınarak hayatta kalmış bir kadın ile günümüz dünyasında yolunu bulmaya çalışan bir genç kızın dostluğuna kulak misafiri ediyor bizi.

Ölümü bekleyen Rosella Galante ile genç Pelin’in hayatları “lüzumundan fazla medeni” bir Orta Avrupa kentinde kesişir.

Gönül yaraları ve geçmişteki acıların yanı sıra iki kadını bağlayan çok önemli bir şey daha vardır: Türkçe.

Rosella ve Pelin, ikisi için de giderek ilginçleşen bir söyleşinin içinde bulurlar kendilerini. Bu aynı zamanda iki farklı kuşağın, iki farklı kadının ve iki farklı tahayyülün tanışmasıdır.

Bu kitabı okumama Duman aracı oldu desem?

 Yıl boyunca Tuna'nın birçok kitabını okuyacağım niyetiyle topmıştım, ancak elim bir türlü gitmiyordu. Benim gibi türkçe kitap okumayı seven birinden hiç beklenmeyecek bir davranış bu değil mi(!)

Neyse, Duman koltuğun üzerine beşlik simit gibi yayılmış onu sevmem için yalvarıyordu ve ben de bu davete hemen icabet ettim tabi. Koltukta oturuken göz hizamda da Tuna'larımı gördüm. Şöyle köşelerinde elimi gezdirdim ve o sıradan soldaki son Tuna'yı çekip çıkardım. Adına bile bakmadan. Açtım ve Duman bacaklarıma sürtünürken de 30. sayfaya geldim. Kısacık hemen biten bir kitap. Yeriniz rahatsa kapatmadan bile okuyabilirsiniz hani.
kitabisevda -Aldo bana her sabah yeni bir şiir okurdu. Sorarım size; insan sabahları Rilke'den şiirler okuyan birisi karşısında ne yapabilir?
-Şimdiki kızları kastediyorsanız, esneyebilirler mesela
 Ben esneyen tayfadan olurdum mesela... (Afyonun patlamamış şiir mi dinlenir.)

Dualar Kalıcıdır ilk olarak 2007'de yazılmış. Bu sohbetler bir avrupa şehrinde geçmekte. Biri genç, diğerinin iki ayağıda mezara girmiş bir kadının yolları kesişiyor. Rosella Türkçe bilen biri ile konuşmak, anılarını paylaşmak için gazeteye ilan vermiştir. Hayata kızgın Pelin'e Yahudi soykırımının ona etkilerini, aşkını anlatır. Babasına, annesine kızgın Pelin ise onu son yolculuğuna uğurlamaya gelen bir misafir gibidir.

Konu hem çok sıradan hem ilgi çekici. Yahudi soykırımı yazar azçok anlatmış ama pek etkileyici olamamış. Kitabı okutan zaten o değil. Merak ve iki kadın arasındaki sohbet. Size Ayşe bunu dedi demiyor. Konuşma çizgileri ile olayı götürüyor. Aslında iki karakter yaratıyor. Siz kimin konuştuğunu çok iyi biliyorsunuz. Adlar önemini yitiriyor siz iki insan görüyorsunuz.

Pelin tam öfkeli bir genç. Çok hoşuma gitti. Okurkende aklıma 'acaba neden Tuna'nın okuduğum iki kitabında da kadın kahramanlar olayı yönlendiriyor' diye de düşündüm. Bana biraz garip geliyor. Erkek yazarların az da olsa erkek anlatıcılara yönelmesi gerekmez mi?

Sonu pek bi yapay geldi. Onun dışında bir çırpıda biten, orta halli bir roman. Ama pek inandırıcı değil. Tuna'nın diğer kitaplarına bakacağım. Güvendiğim bir kaynak bana ilk 3 kitabı güzel dedi.
Aslında 2,5



2 yorum:

  1. Ben konusunu bile hatırlamıyormuşum; onu farkettim şu anda. Ama yalnızca diyalogtan oluşan yazım tarzı cidden hoşuma gitmişti. Eline sağlık kuzu.

    YanıtlaSil
  2. Kısa ve öz de o yönü Sim. Uzun uzun tasvirlerden arınmış hali rahatlatıcıydı. :D

    YanıtlaSil