21 Eylül 2013

Kitap Yorumu: Wildest Dreams || Kristen Ashley


Wildest Dreams
Kristen Ashley

Tür: aşk, fantastik, büyü, yetişkin 
Goodreads puanı: 4.21 -3.890 oylama
İlk çıkış: 2011
Türkçe: ---
Seri: Fantasyland 1
Puanım:


Dünyamıza paralel bir dünya olduğunu düşünün, burada olan birçok insanın ( kötüler hariç ) bir kopyasının da o dünyada mevcut olduğunu. Ve annesini ve babasını yıllar önce kaybetmiş olan Finnie'nin onları bir kez daha görmek için diğer evrendeki kendi ikizi ile yer değiştirmek için yüklü mevlada bir para ödediğini.

Finnie'nin aksine diğer boyutta yaşayan ikizi onun kadar dürüst davranmıyor ve ona oyun oynuyor. Finnie'nin diğeri aslında lezbiyen ve evlenmek üzere! İnana biliyor musunuz! Üstelik bu dünya bizimkinden çok farklı.Bizim 1400'ler civarı (sanırım, tarihim kötü) bir anlayış var. Ve büyülü. Bizim dünyamızda bu büyünün çok azı bulunuyor. Finnie böyle bir durumda, Prenses olan diğerinin yerine geçiyor ve evleniyor. Üstelik adamdan hem korkuyor hem de onu çekiliyor. Ve işin komik adam Finnie'nin diğerinin lezbiyen olduğunu biliyor o yüzen onunla evlenip bir kabine tıkıyor ve gidiyor. Kızı orada tek başına, bilmediği bir dünyada bırakıyor. Üstelik pis bir evde! Ama adam en azından onurlu, cinsel tercihini yok sayıp tecavüz de edebilirdi hani!

Neyse ki Finnie, Pollyanna tarzı bir kız, hemencecik uyum sağlıyor. Tabii arada ağzından kaçırdıkları falan oluyor. Bir süre sonra bizim Boz Ayı Frey Drakkar, kocası, dönüyor. Kızda bir farklılık olduğunun farkında tabii. İkisi de bir birine çekiliyor. Finnie onunla yatma girişiminde bulunuyor. İstiyor çünkü, sonuçta robot değil ya! ancak size büyülü demiştim ya bu dünya, işte o büyüler giriyor araya ve Frey'in gerçekten kim olduğunu Finnie ile öğreniyoruz. Bu ikili bir birini tanırken yer yer gülüyoruz, yer yer bu boz ayıya saydırıyoruz.

Wildest Dreams hoşuma giden bir kitap oldu, zaten fantastik demek ben demek. Bunu aklınıza soktum artık. Elflerin, ejderhaların da içinde bulunduğu çok hoş bir kitap. Boz ayı ve onun neden olduğu karmaşa dışında bayıldım denilebilir. Finnie'nin içinizi ısıtan tavırları beni büyüledi, bir de Boz Ayıya bu kadar taviz vermeseydi...

Kitap sadece tek bir yöne, ikilinin sevişmesine, efendime diyeyim, zorlukları aşıp gene sevişmesine %100 odaklı değildi. Bu yüzden daha ayrı bir sevdim. Deniz maceraları, akraba husumetleri, zehir, savaş ve daha nice olay vardı. Hatta Finnie'nin o dünyada yabancı olduğunu saklama çabaları bile ayrı komikti. Köylü bir kızın Prenses olduğunu düşünün, bir prensesin aldığı eğitimi yok (Gerçi eski prenses de daha çok prens gibi...) kimseyi, soyluları tanımıyor. Yabancı bir ülkeye düşmüşsünüz gibi aynen. Bence gayet iyi idare etti.

Boz Ayı'nın kitabın sonunda paçayı kolay sıyırması beni sinir etti. Finnie çok affedici bence. Ben olsam Sürün ey AYI yapardım. Onun dışında siz de okuyun yani güzel.

Serinin ikinci kitabı ise The Golden Dynasty. Ben bu kitaba başladım ve bildiğiniz bitiremedim. Bunu demeden asla içim rahat etmezdi. Kitapta bildiğiniz "tecavüz edilen her kadın aslında tecavüzcüsünü sever" mesajı vardı. öfkeden köpek gibi kudurdum. Sırf bu yüzden seriyi bıraktım. Böyle şeylere gelemiyorum. Okuduğum her an da ayrıca Afrikada sünnet edilen kadınlar geldi aklıma. böyle "adetleri" olan kitapları sevmiyorum. Benden uzak kalması dileğiyle.

Puan 1. kitaba ait, yanlış anlaşılmasın.

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder