10 Aralık 2013

18. ÜKG Blog Turu: Kırık Camlar Üzerinde Dans || Ka Hancock - Kitap Yorumu


18. Blog Turumuzda Feniks yayınlarından çıkan ve benim de okumayı çok istediğim bir kitap olan Kırık Camlar Üzerinde Dans'ı işliyoruz. Tur takvimimize aşağıdan ulaşabilirsiniz, iki kitap verdiğimiz çekilişimize de katılmayı unutmayın! YORUMlarınızı merakla bekliyoruz!

07.12.13| Yorumbaz - Ön Okuma
07.12.13 | Romancekolik - Yorum
08.12.13 | Kitap Esintisi - Yorum
09.12.13 | Zimlicious - Yazar Hakkında
09.12.13 | Sevgili Kitap - Yorum
10.12.13 | Kitab-ı Sevda - Yorum
10.12.13 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü - Yorum
10.12.13 | Kağıt Kız - Yorum

Kırık Camlar Üzerinde Dans

Özgün Adı: Dancing On Broken Glass
Goodreads Puanı: 4.20 (1,534+ oylama)
Sayfa Sayısı: 490
Çeviri: Müge Hestbaek
Yayın Tarihi: Kasım 2013
Tür: Romantik-Dram
Yayınevi: Feniks Kitap
Puanım:
Kırık Camlar Üzerinde Dans

Kendi kurallarını koyan bir aşkın inanılmaz hikâyesi...

Her evlilik bir danstır lucy. Bazen komplike, bazen sevgi dolu, çoğu zamansa olaysız. Ama Mickeyle dansınız kırık camlar üzerinde gibi olacak. Acı verecek. Ve sen, ne acıdan kaçabileceksin, ne de bir sonraki adımda canının daha az acıması için ona daha sıkı tutunup az camlı bir yere ilerleyebileceksin...

21 yaşındaki Lucy, Mickeyle karşılaştığında Mickeynin kendisi gibi sorunlarla boğuştuğundan habersizdi. Lucy ailesinden miras kalan kanser ile Mickeye ise annesinden miras kalan bipolar bozukluğu ile boğuşmak zorundadır.

Sıradışı bir evliliğin yalın bir portresi... Kırık Camlar Üzerinde Dans, okuru insan kalbinin derinliklerinde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor.

"Hancockun ilk eseri özgün ve acıklı bir hikâye; okurun kalbinde yer edinecek dokunaklı ve samimi bir öykü..."
-Publishers Weekly-

Yorum


Kırık Camlar Üzerinde Dans bir çiftin kavuşmasını okumak için başlanacak kitaplardan değil, bunu çok acı bir tecrübe ile öğrendim doğrusu; acı ve güzel bir tecrübe. Böyle kitaplar yüzünden women's fiction'ı daha çok seviyorum. Ruhunuza işleycek ve adı geçtikçe sizde kederli bir gülümseme bırakacak bir kitap.

Kırık Camlar Üzerinde Dans'ı aslında her şeyiyle sevdim, biraz yürek dağlayan bir konusu olsa da. Aileyi, aşkı, sevgiyi, mücadeleyi ve savaşı 490 sayfada iliklerinize kadar hissederek okuyor; bittiğinde sadist bir biçimde hıçkırırken göklere bakarak neden bitti dostum diye isyan ederken, tekrardan aynı yere neden bu kitaba başladım mesajları vererek haykırıyorsunuz. Anlatımı, bakış açılarındaki akıcı değişimleri ile asla sıkılmadan, yorulmadan okuyacağınız nasıl bittiğini anlayamayacağınız bir kitap olacak.

Mickey'in ve Lucy'nin dansı daha ilk baştan normal olmayacaktı. Lucy genetik olarak iki ablasıyla beraber içinde kanseri taşıyor, Mickey ise bipolar bozukluğunu. Dışarıdan bakıldığında bu iki çift aslında hiç beraber olmamalı gibi görünebilirdi ama daha ilk anda, ilk bakışla aşık olduğunuz birinden, seçtiğiniz birinden kopamazdınız, onun için savaşırdınız. Lucy de böyle yaptı, Mickey de. Gerek Lucy'nin korumacı ablaları bu ilişkiye olumsuz baksa da Lucy kararını vermişti, Mickey'in 4 kere hastanelik olması ya da gelecek on bir yılda bir kaç kere daha yatacak olması onu sevmesine, savaşçı ruhundan vazgeçmesine engel değildi.

İkili çalkantıları, kanseri birlikte atlatmıştılar. Mutluydular ancak beklenmedik bir haber onların dünyasını sarsar. Sonra başka bir yıkım. Bu noktadan sonra bizlere, okuyuculara sadece bu muhteşem çifti ve kasabayı okumak ve onların hikâyesine ortak olmaktan başka çare kalmıyor. Bir kere Lucy'nin Mickey'i nasıl tanımladığını hissediyoruz çünkü. Bir kere Mickey'in nasıl çaresizce Lucy'i sevdiğini görüyoruz. İkilinin nasılda mücadele ettiklerini. Yazar bu ikiliyi nasıl böyle inandırıcı yazmış, nasıl kurgulamış bilemiyorum. Aynı Yıldızın Altında'dan beri böyle ağlamamıştım, belki onda da bu kadar ağlamamıştım. Hıçkırıklarım yüzünden komşularımız aşağıya ineceğini bile düşündüm bir an. 2013'ü de belki böyle bir kitapla kapatmış olacağım. John ile hitap ettiği kitleler farklı olabilir ama ikisi de insanın içindeki o cız diyen noktaya basmayı çok iyi biliyor.


Kız kardeşler arası ilişkileri muhteşem aktarılmış. Bazen tek çocuk olarak nasıl olur diye düşünüyorum. İnişli çıkıştı, tartışmalı ve sevgi dolu. Bazen düşüncesiz. Priscilla, Lily ve Lucy'nin başlarından geçenler gerçekten çok zor. Her biri güçlü karakterler. Önce babalarını, sonra kansere annelerini kaybediyorlar. Hayatın onlara fırlattıklarına gögüs gerebilecek kadar cesurlar. Çok büyük bir aile okuyorduk.

Bu kitabın bende bıraktığı hissi anlatmaya kelimelerim yetmez doğrusu. Aşkla başlayan ama sevgiyle biten insana hem bu duyguları yaşama arzusu hissettirip hem de olma olasılığına karşılık haç çıkarıp, pencereye sarımsak astırabilecek bir kitap.

İçimi döktükten sonra tek kelime kalıyoruz sanırım söylenmesi gereken, öneriyorum. Bu kitabı okuyun. Bu aşkı, aileyi tadın. Abbigain'i tanımadan göçüp gitmek istemezsiniz. Bir ablanın nasıl fedakar olabileceğini, bir kadının sürprizlere ne kadar umut bağladığını... En sevdiklerini sadece ona nasıl emanet ettiğini... Bu kitabı sadece okumalısınız.

Bu alıntıyı okuyunca hepsi geri geliyor..... :'(





a Rafflecopter giveaway

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

1 yorum:

  1. Deniz21.5.14

    İnanılmaz bir kitaptı her kelimesini her sayfasını boğazımda bir düğümle okudum.Mickey ve Lucy'nin aşkına bayıldım,Lucy'nin kardeşleriyle ilişkisine bayıldım.Uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar ağlamamıştım,Aynı yıldızın altında'yı okurken bile bu kadar ağlamamıştım.

    YanıtlaSil