18 Mayıs 2014

Kitap Yorumu: Sessiz İntikam || Laura Landon


Tür: Tarihi aşk, aşk
Sayfa: 384
Seri: Yok
Yayınevi: Aspendos
Çıkış: 2014 Ocak
Puanım:  2,5

Bir tarihi aşk romanı yorumuna nasıl başlasam, nasıl başlasam. Türü sevmediğimi defalarca dile getirdim; bana çok boş geliyor. Sadece "seni seviyorum" dedirtmek amaçlı yazılmış, gerçeklerden yoksun bir tür gibi aklımda yer edindi. Bir de içeriği beni her zaman kudurtur: kadınların nasıl 2. sınıf insan muamelesi gördüğü, kadınların bunu kabullenmiş olması içime oturur. Erkekleri de öküzün önde gideni hani. Kısacası bu tür benim için değil. Peki bu kitabı neden okudum? Geçen hafta Okyanusun Sözleri ile Ankara'ya Kitap Esintisi'ni ziyarete gittik. Bu iki blogger kitabı merak etmemi sağladılar, çook güzel dediler. Şimdi fark ediyorum bana baba da bir spoiler vermişler. :D Ben de başladım. Baktım kitap akıyor bari bitireyim modu içinde okudum onca sayfayı.

Sessiz İntikam'da erkek üvey kardeşi babasından Jessica'ya miras olarak kalacak olan yüklü parayı almasın, kendisini deliler hastanesine kapatmasın diye çareler arayan bir kadının hikayesini anlatılıyor. Küçük yaşta annesini, sonra da babasını kaybeden Jessica tek çareyi kendine güçlü bir koca bulmak da buluyor. Northcote Kontu Simon Warland ise tüm sosyetenin korktuğu bir yüz olarak aklına gelen ilk kişi. Bir katil olarak anılıyor. Babasının genç karısı ile tüm mirasını yemiş bitirmiş olması onu bu evliliğe iten iki şeyden biri. Anlayacağınız evlilik Simon'un yapılacaklar listesinde değil; canını bir kadın yakmış. Bu ikisi biraz debelendikten sonra evleniyorlar, ancak Jessica'nın büyük bir sırrı var. Bu yüzden sosyeteye karışmıyor ve Simon olur da bir metres tutar, onu 5 parasız sokakta bırakır diye kendini güvenceye almak istiyor. Burada ona aferim çektim. Ne elin herifine muhtaç olacaksın be gülüm!
Orijinal kapak.

Kitap ikilinin hem sosyeteye yeniden dahil olma, hem de sırlarını açıklığa kavuşturmasını anlatıyor. Yani ikili
ilişkiler fora! Simon ben ne dersem o olacak diyor, ama öküz sebep vermiyor. Bizim Jessica da saf salak ve mağdur, ne kadar debelense de Simon'un sözüne uymak zorunda. Kadının değeri yok bu toplumda hepimiz çok iyi biliyoruz. Jessica'nın 1. sırrı bu bağımsızlık savaşında önemli rol oynuyor, başaramıyor elbette ama gene de güzeldi. Kadınların evin erkekleri karşısında nasıl da çaresiz olduğu ortaya öyle güzel konuyor ki kitapta. Keyfi olarak kadını deliler hastanesine yatırmak, suistimal etmek öyle kolay ki!

Kitabı okurken Hindistan çok büyük olmasa da yer kaplıyor ve benim aklıma direk paranın nasıl sömürgelerle kazanıldığı ve insanların nasıl öldüğü geldi. Ardından da Soma patlak verdi ve ben daha çok kudurdum. 3 5 kişi zengin olsun diye, lüks içinde yaşasın diye masum işçiler her zaman kaybeden oluyor. Bu düzen hep böyleydi ve hep böyle olacak. İhmalkarlık, katliamlar da göz ardı edilecek ve bize "olağan bunlar" diye sayı ve ülke adı verilecek...

Akıcı bulduğum, Jessica'nın yarı özgür olma çabasını takdir ettiğim, yer yer sıkılıp kapattığım bir kitap oldu. Seks sahnelerinin üstü kapalı olarak verilmesini de garip buldum. Anlatılmıyor muydu yahu bunlar? Kitabın başını ise çok klişe buldum. Adam balo salonuna girer ve kadınların nefesleri kesilir, hatta bayılanlar olur. KAMONNN! Simon'un sadık yardımcısı Sanjay ise sevilesi karakterlerdendi. Simon'ın intikam planları yerli yerine oturmaya başlayınca aniden büyüleyici cazibesini Jessica gibi gün görmemiş kuzuya salınca ayrıca bir delirdim. İki yüzlü geldi bana çok. Bizim has öküzün kızın sürekli kalbini kırmasını da göz ardı edemem doğrusu. Kurgusu biraz boş geldi, sanki olaylar tam bağlanmadı. Karakterler biraz daha sağlam olabilirdi bence. Simon daha hedefine koşan biri olmuştu ama asıl karakter Jessica olmasına rağmen kitapta bile ikinci plana atılmıştı. Bir de, o kadar çok elbise detayı vardı ki bana hafakanlar bastı! :D Neyse, ben gene uzun bir süre okumam bu tür kitap sanırım. Fena değildi diyorum ve yorumu bitiriyorum.

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

14 yorum:

  1. janjan18.5.14

    ahahah yarıldım yalnız yorumunu okurken :D aslında sevdim ben bu kitabı ama sana göre değil demek ki sen bence distopyaya devam et :D

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler, bence de ben tarihi aşk okumamalıyım ama merak ettim. :D Distopya ♥

    YanıtlaSil
  3. Pudra Tozu18.5.14

    Heyecan bırakmadın be canım yedin bitirdin kitabı aaaaa :( Ama aldım okuyacağım :) Maşallah sen bu tür üzerinden ne var ne yok henele saydırıyorsun inşallah rahatlamışsındır :) Ben historical seviyorum klişeleri de sonuçta bile bile okuyorum, sevmeyen için konu ne kadar ilginç olursa olsun süreç sıkıntı:( Yazar pek seviyor demek ki elbise takı ki yazmış da yazmış seni boğmuş da boğmuş :) Seri diye almıştım seri olmamasına şaşırdım ve çoook sevindim al al bütçede delik büyüyo :(

    YanıtlaSil
  4. Ben başka türlü rahatlayamıyorum, tür bana gerçekten ters. :) Kızlar merak ettirmese, ben de kesinlikle okumazdım. :) Konu itibariyle de kıyafet gerekli, kız ile ilgili. :) Evet seri değil, ben de şaşırdım. Çünkü kitabın başında evli bir çiftten bahsediyor, her halde ikinci kitabı dedim ama değilmiş.

    YanıtlaSil
  5. bence çok da büyük spoiler değildiiiii çünkü çok başlarda öğreniyon zaten :P

    YanıtlaSil
  6. Evet o yüzden çok carlamadım :D ♥

    YanıtlaSil
  7. Melis **Okyanusun Sözleri19.5.14

    Katılıyorum çok büyük spoiler vermedim yani :D

    YanıtlaSil
  8. Gabriella Patrick20.5.14

    Höhühöhühöyytt diye guluyorum su an :D Yani var ya, oyle guzel okumussun ki, bence de okuma sen historical hayatim kendine ettigin eziyete değmez xD ay dur, gulme krizi geldi .d

    YanıtlaSil
  9. Ya niye herkes bana "hist okuma sen" diyor :(

    YanıtlaSil
  10. Gabriella Patrick21.5.14

    Karakterlerin o tarihteki yerleri yuzundennolan ezik kisiliklerine o kadar kizmissin ki tadini alamamissin napalim 'sen uzulme gulum gamzende gullerim biter' moduna giriyoruz biz de :)
    Ama historicallaeda benim favorim Amerikan Varisleri / Julianne MacLean'di. Ama en cok S. Day'in Gunaha Davetinden etkilenmistim. Ana karakterin hikayesinin icinde kardeslerin hikayesi de yer aliyor ve ana olay orgusunden cok daha etkileyiciydi ckk dramatikti. Okumadiysan aeversin diye dusunuyorum.
    Affedildim mi? :)

    YanıtlaSil
  11. Şaka yapıyordum aslında, ben de biliyorum bunun ötesine geçemediğimin. Ve bir şey diyeyim mi, bu durumdan memnunum. Bu durumu sadece kitap diye göz ardı etmeyi kendime yetiremezdim. Çünkü aynı durum hala mevcut. Kadın hala ikinci sınıf insan muamelesi olarak görülüyor. Tecavüz eden salınıyor, döven kocası diye geri gönderiliyor... Kitapta bunu göz ardı edersem bir gün gerçekte de olağan diye geçip giderim diye korkuyorum.


    Bana da hist önerisi yapılıyor bol bol, Okyanusun Sözleri de Cennet'i önerdi. Rüşvet bile var işin içinde! :D

    YanıtlaSil
  12. Cessie Balık21.5.14

    Çok edepli bi' kapak yapmışlar yalnız. Çıplak ve kaslı adam yok, omuzları sıyrılmış elbiseli kız yok. Değişik :D

    YanıtlaSil
  13. Kitapta çok seks de yok ondan bence. :D atladı yazar resmen dedim. :D

    YanıtlaSil
  14. Ben de cok sinirleniyorum ayni seylere. Aslinda romantizmi sevmeme ragmen romantizme kapilamiyorum o yuzden. Cunku gercek hayatta 'sen benimsin' sahiplenmesi, ayrilinca 'ya benimsin ya kara topragin' oluyor ve hikaye cenazede bitiyor. 'Senin icin herseyi yaparim'lar, 'seni kaybetmemek sana zarar vermek anlamina gelse bile..' anlami tasiyor.
    Ve historicallarda da aslinda bi donem gercekten oyle oldugunu bildigim icin cok sinirleniyorum; neymis bi hatayla bekaretini verdigi icin omur boyu evlenemezmis, neymis kocasi kendine metres tutabilir ama kadin bunu -asilce- kabul etmeliymis, neymis "gorev" cocuk yapmakmis karisina asik olmasi cok gereksizmis!
    Zaten bu yuzden secerek okuyorum histleri ve en sevdiklerimde de Jessica Sheffield duzene uymayan guclu kadindi, Amerikan varisleri de duzeni şok eden ozgur kizlardi :) eglenceliydi o yuzden ama haklisin insanin kocasina seni seviyorum dedirtmeye calismasi cok sinir bozucu.

    YanıtlaSil