5 Ağustos 2014

Kitap Yorumu: Bir Kadının Hikayesi || Gökçe Dölek


Tür: Aşk,
Sayfa: 277
Seri: Yok
GR puanı: 4.38
Puanım

"Üç sene önce heyecanla 'evet' dediğim kocamı ne kadar tanıyordum? Yanına tikler attığım bir listenin, artıları en çok alan adamından başka neydi Cenk benim için, gerçekten aşık olarak mı evlenmiştim? Değişen kimdi? Artıların eksilerden fazla olması her zaman avantaj mıydı ya da mutlu etmeye yeter miydi bir insanı?

Tek başıma mutlu olmanın getireceği bedelleri göze alamadığım için, biri ile mutsuz olarak ve düzenimi bozmadan alıştığım hayatıma devam etmeliydim. Mutlu olduğuma en başta kendim inanmak istemiştim.

Mutluymuş gibi yapmayı, acı çekmemeye, garanti ve risksiz bir hayatı heyecana ve onun getirebileceği risklere tercih etmiştim. Ama sunu atlamıştım, mutlu olmaktan da acı çekmekten de kaçamazdın."
Aşk için cesareti, standart bir mutluluk içinse esareti göze almalısın...
Cesur olmak mı, esir olmak mı daha mutlu edecekti beni?

Geçen yılın sonlarına doğru yazarımız Gökçe Dölek'in benimle iletişime geçip kitabı göndermek istemesiyle Bir Kadının Hikayesi kütüphaneme katılmıştı. Ancak ben bir türlü zaman yaratıp okuyamamıştım, ta ki bu güne kadar.

Funda, eski sevgilisi Tarık'ı unutamamış işinde başarılı 30'larında bir kadın, Tarık'ı rüyasında görmesi, ardından da karşısına çıkması işleri pek değiştirir. Sürekli mutsuz oluşu, hayattan ve evliliğini kurtarmaktan kaçışı da aslında geleceğin bir habercisidir.

İlk başta bir aşk üçgeni okuyacağımı düşünmüştüm. Eşi ve eski sevgilisi arasında kalan bir kadın... Hangisini seçecek acaba? Kocası mükemmel tarif ediliyor, eski sevgili ise sanki dünyanın en nadide adamı olarak anlatılıyordu. Ben pek Tarık'ın nadide olduğunu düşünmüyorum ya neyse. :D Gözümde sorumsuz, keyfine göre yaşayan, umursamaz birisi. Cenk, kocası, bence ondan iyi, hatalarına rağmen ki bunda ikisi de suçluydular. En azından sırtını dayarsın ona yani, gerçi dengesiz biraz. Öf, ikisi de birbirinden berbat kabul -_- Tarık'ı affedemiyorum ben, aramadan sormadan, demeden çekip gitmek de nedir yahu? AAA.



Kitabın kendisini oldukça sevdim. Nedeni ise insanları, ilişkileri, mahalle baskısını, kadını inceliyor oluşu. Yer yer kendimi Funda'nın düşüncelerini onaylarken buldum. Bazen fazla melankolikti ama genel olarak bakarsak bence şu mutlu olmak için evlenmelisin tavrını hepten atmalıyız hayatımızdan. Yazarın da dediği gibi önce kendi kendimize mutlu olmayı öğrenmeliyiz. Birilerinden, bir şeylerden medet ummayı değil. Kocan Kadar Konuş'u yer yer hatırlatan bir kitap ama son ve tür olarak da ondan farklı. Gerçi baktığımızda gerçekten de "türk kızı ve evlilik" teması ikisini de etkiliyor ama farklı şekilde. Bu versiyonu daha çok sevdim. Ben okurken heyecanlandım, meraklandım size de öneririm.

Kitapla ilgili tek sorunum ise karakterlerin görünüşünün pek tarif edilmiyor oluşu. Mesela ben Tarık'ı esmer, uzun, kahve gözlü gamzeli, seksi bakışlı hayal ettim. Cenk ise kumral, gözlüklü, sinek kaydı traş olan, takım elbisesini çıkarmayan, resmi ama zeki biriydi gözümde. Kitapta bunu onaylıyacak ya da yıkacak bir görünüş tasviri bulamadım açıkçası.

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder