23 Ağustos 2014

Kitap Yorumu: Last Kiss Goodnight || Gena Showalter (Otherworld Assassin #1)


Tür: Aşk, doğaüstü, fantastik, uzaylı
Sayfa: 436
Goodreads puanı: 3.81
Seri: Otherworld Assassin 1 - Toplam 2
TR: Yok
Puanım:  (3,5)

Gena'nın bu yeni serisini okumak istiyordum. Genel olarak bakarsak, iyi bir Gena fanı sayılırım. Alien Huntress ve Karanlığın Efendileri serisini okumuş biri olarak... Kitabı okumaya başladıktan sonra, Bu Otherworld Assassin serinin de aslında Alien Huntress serisinin dünyasında geçtiğini fark ettim. Biraz şok oldu. Zira gözümde, Gena AH serisinde muhteşem bir dünya yaratmış, ancak ilk kitaptan sonra hepsini heba etmişti. AH'de uzaylıları ve yaşadığımız dünyayı işliyordu. Gelecekte geçen ve distopik bir dünya yaratmıştı yazarımız. Bin bir çeşit uzaylıyla dünyalılar yan yana ama pek de huzur içinde yaşamıyordu. Unuttuğum bir sürü şey var elbette, ama temelde bir uzaylıyla (ki bu vampirimsi uzaylı olur, altın gibi sarı uzaylı olur) bir insan eş oluyordu. Bu kitapta da işte bir uzaylı ile bir insan bin bir felaketi atlatıp mutlu oluyorlar.


Solo bir uzaylı ve bir patlama ardından kötü adamın biri tarafından bir sirke satılıyor. Tutsak ediliyor. Onun gibi bir sürü uzaylı da bu sirkte tutsak. Bu sirkin sahibi de kara büyüye bir bulaşmış sormayın gitsin. Herifin nefesinden dahi karanlık karanlık buğular çıkıyor resmen. Bu adamın da dünyalar tatlısı, Vika adında bir kızı var. Üstelik babasının karanlık büyüyle olan anlaşmasından nasibini fazlasıyla almış ancak kendisi saf kalmayı başarmış. Amma ve lakin babası sevgi ve koruma adını verdiği bahanelerle bu kızın hayatını zindan ediyor. Vika ise babasının gazabından kaçabildiğinde sirkteki tutsaklara yardım ediyor. Bu hem onun görevi, hem de onlara yapabildiği tek yardım. Taaki bileklerindeki kelepçelerin anahtarını bulup, onları kurtarana kadar.

İşte durum böyleyken, en son tutsak Solo ve Vika tanışıyorlar ve bir birlerine anında vuruluyorlar. Ancak ne Solo ne de Vika bu durumdan haberdar. İkili hem birbirine güvenmeli hem de bu kara büyü ile yönetilen sirkten diğer tutsaklarla kaçmalılar.



Alien Huntress'in dünyasını sevdiğim bir gerçek. Ama bu kitap gereğinden 100 sayfa daha uzundu. Okur olarak gereğinden çok fazla aynı şeyleri okuduğumu düşünüyorum. Çember bir odanın içinde koşuyormuş gibiydim aynı. Kitabın sonlarına doğru, olaylar ilerlemeye başladığında rahat bir nefes aldım ve Gena'nın yarattığı dünyaya kendimi kaptırabildim.

Kitap inandırıcılıktan ya da duygudan yoksun değil ama ÇOK uzun. İnsanı sıkıyor. Eğer sonu güzel olmasaydı, nefret edebilecek kıvama getirebilirdi beni.

Solo ve arkadaşlarının hikayesini merakla beklemiyorum. Kitabın beklentilerimi karşılamadığını düşünüyorum. Hatta 2. kitabı okuyup okumayacağım bile şüpheli. Gena beni kendinden soğuttu anlayacağınız. O zaman neden 3,5 verdim? Türüne göre iyi bir kitap ve iyi bir anlatımı var. Sırf 100 sayfa fazla diye de güzel romanı harcayamam. Öyle tutkuyla önermiyorum ama biliyorum ki kapak yüzünden ağzınızın suları akıyor ve burada çıkarsa koşa koşa alıp okuyacaksınız. :D

Düşündüğümde, kızın biraz daha az tatlı biraz daha vahşi olmayışı da beni hayal kırıklığına uğratan bir unsur. Zira kapak bunu sunuyor. Kızın duruşunda bir seksilik, bir kendine hakimiyet var. Ancak Vika ağlak ve aciz göründü gözüme. Fikri var ama cesaret ayrı bir konu. Birinin ona iyi bir neden vermesini bekliyor adeta.

Eğer yayınevi çıkarmaya karar verirse, bence önce Alien Huntress'i çıkarmalı. Kapak demişken, kapak kitabın kendisi ile %95 uyumlu. (Kızın saçları beline dökülüyor. :D )

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder