22 Ekim 2014

Kitap Yorumu: Görkemli Ölüm || J.D. Robb (Nora Roberts) - (In Death #2)



Tür: Aşk, bilim kurgu
Goodreads puanı: 4.22
İlk çıkış: 1995
Seri: Ölüm/ Eve Dallas 2
Puanım:

İlk kurban yağmurunun altında kaldırımda yatarken bulunmuş, ikincisi kendi apartmanında öldürülmüştü. New York Polis Departmanı'ndan Teğmen Eve Dallas, iki cinayet arasındaki bağlantıları bulmakta hiç zorlanmamıştı. Kurbanların her ikisi de güzel ve son derece başarılı kadınlardı. İlgi çekici yaşamları ve aşklarıyla bütün şehrin dilindeydiler. İki kurbanın büyük güç ve servete sahip erkeklerle kurduğu mahrem ilişkiler, Eve'in, kendi sevgilisi Roarke'un da içinde olduğu uzun bir şüpheliler listesini dikkate almasını gerektiriyordu. Eve bir kadın olarak, yatağını paylaştığı erkeğe güvenmek zorundaydı; ancak bir polis olarak görevi, önüne çıkan hertürlü ipucunu izlemekti. Yüreğinin sesine kulağını tıkayarak her türlü dedikoduyu ve skandalı soruşturması, her gizli arzuyu keşfetmesi gerekiyordu; ne denli karanlık ve tehlikeli olursa olsun.



Eve ve Roarke macerama son hız olmasam da devam ediyorum. Bu seri gerçekten beni kendisine iki kitapta bağladı, ancak vakit fakiri biri olarak istediğim hızda okuyamıyorum. Bu şekilde giderse, ancak 2020'de bu seriyi bitiririm ben.

Bu sefer Eve güçlü kadınları ele alan bir seri katille mücadele ediyor. Roarke ile işler adım adım ciddiye binerken, bununla da mücadele ediyor. İş hayatı ise bu sefer omuzlarındaki iş yüzünden daha da ağır çünkü ilk öldürülen, suçluların kabusu azimli ve hırslı avukat kadın, polis şefinin yakın bir arkadaşı. Yani Eve bu sefer her hareketi hakkından sorgulanacak. Bu da yetmezmiş gibi, medya da bir cehennem köpeği gibi peşinde. Roarke'ın ise gittikçe Eve'e ilişkilerini kabul ettirme çabası içinde ve bu ikisi için de sıkılı günlere gebe oluyor ama içinizi rahatlatayım, bu ikisi ayrılmaz. Hatta bu hızla giderlerse 3. kitabın sonunda da hamile kalır bizim kız. :D

Bu kitap hem güzeldi hem de diğer kitaba göre sönük kaldı gibi hissediyorum, şimdi Merve beğenmedi gibi yorumlar çıkarmayın bundan. Çünkü gene bayıldım ama sanırım okurken araya çok vakit girdi bu da doğal olarak aldığım zevki düşürdü.

Kitabın içinde en çok da bu ikilinin konuşmalarına bittim. Hele kitabın sonu... Tüm fandom gerçekten bir bayılmıştır sanırım. Nora'dan tek isteğim var ama, o uşak gitsin. Vallahi billahi eldivenlerimi çıkarıp tokatlayarak öldürmek istiyorum o adamı... Nasıl bir kibir, nasıl bir cesarettir bu adamdaki! İşçisin sen lan? :O

Birinci kitapta katili tahmin etme ve doğru çıkma lüksüne sahiptim. Ancak bu kitapta katili bile tahmin edemedim resmen ve sonuna doğru tahmin ettiğim kişi, yanından bile geçmedi. Bir an için herkese şüpheyle baktım. Kitabın ilk olarak 95'de yayınlandığını düşündüğümde eğer ilk önce 2000'lerde okusaydım hayal gücünden daha da etkileneceğimi düşünüyorum. Şu anda bu 2058 olarak verilen tarihe o zaman olduğundan daha yakınız ve bu Nora'nın belki aylarını harcayarak oluşturduğu teknolojik dünyayı tam anlamıyla takdir etmemi engelliyor. Ama gene de o duş spreyini, uçan arabaları, uzayda yapılan iş toplantılarını seviyorum. Hele Roarke'a daha çok bayılıyorum. Normalde böyle adamlar beni çıldırtır, kaçasım gelir. Kitaptan, hayattan. Ancak Roarke'ata öyle bir şeytan tüyü var ki, bırakın kaçmayı o gelsin, okuyayım diye dua ediyorum. Kendine güveni, suçlu geçmişi ve suça yatkınlığı, klavyeyle sevişmesi beni mest ediyor.

O kitabın sonundaki sözleri... Tam şok olmalık. Tam ağzınızı açık bırakacak cinsten yaniii!

Bu seriyi size önermiştim ilk kitap yorumumda. Gene öneriyorum. 40 kitap nasıl okursunuz bilemem ama öneriyorum. 16. kitap hala çeviride bu arada. İşiniz zor!




"Vefatına yas tutmadığım babam bana bir tane değerli ders öğretti. 'Oğlum,' derdi bana kalın ayyaş irlanda aksanıyla, 'Dövüşmenin tek yolu pis dövüşmektir. Vurulacak tek yer bel altıdır."



"Herifi siktir et."
Feeney cimciklenmiş bir adam gibi ses çıkardı. "Yüce İsa, Dallas, St. Pat's'dasın."
Eğer tanrı onun gibi sansarları yaratacaksa, kadın şikayetleri dinlemek zorunda."

Yukarıdaki alıntıya bayıldım. içeriği değil. Tanrıyı bir erkek yerine kadın olarak algılaması. Çeviri kulağa garip gelebilir ancak o anlamı size vermek istedim.

Serinin tüm kitaplarının adlarını buradan öğrenebilirsiniz. Türkçe adları da var.

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

1 yorum:

  1. Ahhh 40 kitaaap,Bir seri 40 kitaptan nasıl oluşur ya?Hiç yorulmadı mı bu yazar?Çok merak ediyorum yeme içme derdi de mi yok?Ben kitabımı 1 senedir anca tamamlamaya başladım,sonlarına yeni geldim.Sanırım bir bardak su içiçeeem. :/ Ellerine sağlık,yorum için teşekkürler. :)

    YanıtlaSil