1 Aralık 2014

Kitap Yorumu: Üç || Sarah Lotz



Tür: Gerilim, korku
Sayfa: 472
GR puanı: 3.38
Seri: Yok
Puanım:
12 Ocak'ta dünyanın çeşitli bölgelerinde birkaç saat arayla dört uçak kazası meydana gelir. Güney Afrika, Japonya, Florida ve okyanusa düşen uçaklarda yüzlerce kişi hayatını kaybeder. Ancak bu kazalardan üç kişi kurtulur. Üç enkazdan birer çocuk sağ çıkmıştır. Özellikle çocukların garip davranışları hakkında ayrıntılı bilgiler ortaya çıkınca, basında yoğun spekülasyonlar başlar. Düşen dördüncü uçaktan ise hiç kimse kurtulamamıştır ama yolculardan biri kayıptır. Yine bir çocuk...

Uçaklardan birinde yolculuk eden ve oldukça inançlı bir kadın olan Pamela May Donald, Tokyo'dan Osaka'ya uçarken kulakları sağır eden bir patlama sesi duyunca ölümle karşı karşıya geldiğini anlar. Ölmeden önce, "Çocuk, çocuğa dikkat edin, ölü insanlara dikkat edin, ah Tanrım o kadar çok sayıda ki... Şimdi benim için geliyorlar. Yakında hepimiz gideceğiz. Hepimiz!" şeklinde bıraktığı sesli mesajla evrensel bir panik yaratır. Bu mesajı duyan muhafazakâr gruplar hayatta kalan çocukların Mahşerin Dört Atlısı olduğuna inanırlar. Bu onlar için sevindirici bir haberdir.

Lotz öyküsünü, olayın tanığı olan bir gazetecinin ağzından kurgu dışı bir kitap gibi anlatıyor. Tamamlanmamış bir biyografiyi, çeşitli söylentileri, hatta internete düşen ve insanları rahatsız eden olayları birbirine bağlayan Lotz'un bu eseri bizlere korku romanları ustası Stephen King'in Göz adlı yapıtını anımsatıyor. Üç sınıflandırılması zor bir kitap. Bazı noktalarda gerilim ve geleceğe yönelik. Hatta distopyan akımına bir örnek de diyebiliriz. Son birkaç sahne ise korku olarak betimlenebilir. Kitabın bazı bölümleri okuyucuların tüylerini ürpertecek. Bu romanın en şaşırtıcı yönü de gerçek inançlıların ve inançsızların birleştikleri ortak bir komplo teorisinin var olabileceğini kanıtlaması.

Üç'ün en büyüleyici yanı ise Sarah Lotz'un roman içinde bir roman yazmış olması. Konunun dünyadaki tek bir noktaya odaklanmaması da bir hayli ilginç. Değişik kültürlerde uçak kazalarının nasıl algılandığını ve hayatta kalanların ne tür olaylarla başa çıkmak zorunda olduklarını öğrendiğimiz Üç, komplo teorisyenlerinin hayallerine hitap ediyor. Kitap ilerledikçe, yeryüzünde birçok kötü olayın gerçekleşmeye başlaması için küçük bir kıvılcımın yeterli olabileceğini bir kez daha görüyoruz. Çok zekice yazılmış bu romanın sonuna geldiğinizde neyin doğru neyin yanlış olduğunu okuyucu da ayırt edemiyor.

Olağanüstü bir üslup kullanmış olan Lotz, kitabın ilk sayfasından başlayan gerilimi her yeni bilgide bir basamak daha artırıyor. Çeşitli karakterleri içeren roman öylesine ustaca kurgulanmış ki, okuyucular bu heyecan dolu kitabı bir solukta bitirecekler. Evrensel çekiciliği ve harika yazım üslubuyla Üç, hiç kuşkusuz yılın en ses getiren eserlerinden biri.

Aynı gün kısa süre aralıklarla düşen dört uçak, kurtulan 3 çocuk...

Bu kitabın yorumuna nasıl başlanır gerçekten bir fikrim yok. Kitabı yarım saat önce bitirdim ve o ne sondu öyle. Yüzlerce insanın öldüğü dört uçaktan mucizevi şekilde 3 çocuk kurtarılıyor, kimileri bu çocukları mucize olarak görüyor kimileri ise ne olduklarından pek emin değil. Tutucu kısım ise almış baltaları resmen gözleri kapalı koşuşturuyor. Çok kısa süre içinde, tüm dünya bir karmaşanın eline düşüyor. Her kafan bir ses. İnsanlar bir manyak, televizyonlar sapıtmış halde.

Kitabın kendisi aslında basının bir ürünü. Basının nasıl da sülük gibi insanların kanını emdiği çok güzel görebiliyoruz. Ben de utanmadan böyle bir şey olsa, gözüm ve ağzım açık olarak izlerim demekten kendimi alamıyorum ama. Basın işleri kızıştırıyor, güvenilen insanlar hata yapıyor. Baskı çok fazla, kişisel zayıflıklar ortaya çıkıyor...

Kitabın kurgusu aslında parça parça haber, söyleşi ve günlükler şeklinde ya da kişinin kendi anlattığı kesitler halinde veriliyor. Tek bir anlatıcısı yok yani. Bu ilk başta biraz kafa karışıklığı, devamında da sinir krizi getiriyor. Çünkü bir anda her yerden yeni bir bilgi veriliyor ve kişi bunları nasıl işleyeceğini bilemiyor. En azından bu benim için böyleydi. Kitabın ilk yarısı bu yüzden benim için biraz yavaş ilerledi ancak olayın içine girip, her şey hareketlenmeye başladıktan sonra o 300 sayfa nasıl aktı gerçekten anlayamadım. Bir hafta boyunca 20, 50 sayfa okuduğum kitabı 4 saat içinde bitirdim. :D Evet, bugün okula uykusuz gidiyorum. Pişman mıyım? Sizce? :D

Kitap hakkında çok şey anlatmak istiyorum ama şaibeli hallerde düşen bu uçaklar hakkında kitabın başında da bilgi var, sonunda da. Bu yüzden spoiler vermek yerine sadece gözlemlerimi anlatmayı uygun buluyorum. :D

Kitabın bitiminde aklımda kalan tek düşünce ise, ki bunu spoiler olarak algılar mısınız emin değilim, her şey insanların kendi arzu ve isteklerinden ve korkularından doğdu. Ben insanın doğasına suçu atıp kenara çekilenlerdenim. Bu yüzden bu kitabı daha çok sevdim çünkü insanın doğasını, Sarah Lotz ya da gerçek adı neyse artık, 4 kaza, 3 çocuk, yaklaşık 10 tane anlatıcının gözünden oldukça açık bir biçimde gözler önüne seriyor. Kimse tamamen masum değil, kimse tamamen günahkar değil, kimse kötü tamamen değil. Kimse tamamen iyi değil... Bence insanlardan hem nefret edip hem de sevmek için harika bir kitap.

Kitabı size önerir miyim? Şimdi burası biraz sorunlu, gerilim seviyor ve haber şeklinde biraz karmaşık kitaplardan hoşlanıyorsanız kesinlikle okumalısınız ama yok gelemem, basit olsun, kafa yormasın bir seferde bitsin derseniz, o zaman Üç ne yazık ki size göre değil.

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder