1 Şubat 2015

Kitap Yorumu: On The Edge || Ilona Andrews (The Edge #1)



Tür: Fantastik, aşk
Goodreads puanı: 4.02
Sayfa:309
Seri: The Edge 1/4
Puanım:

Bu hafta sonu gerçekten tam bir Ilona Andrews çılgınlığı yaşadım ve iki buçuk kitap okudum. Neden iki buçuk olduğunu bir sonraki yorumumda anlatacağım. :D Biraz merak edin, burada konu dışı oluyor.


The Edge serisi 4 kitapta oluşan ancak bitmiş bir seri. Oldukça da sevilmiş. Her kitapta farklı bir çift ele alınıyor.

Ilona Andrews ikilisi her zamanki gibi yepyeni bir dünya yaratmış. Bir tarafta büyünün hüküm sürdüğü Weird, diğer tarafta büyüsüzlerin yaşadığı Broken ve tam ortada da iki tarafa da uymayan Edge var. Ana karakterimizin adı Rose ve kendisi bir Edge'li. Küçüklüğünden beri sadece aristokratik, burjuvalara yaraşır bir güç olan Flash adı verilen gücü yüzünden başına gelmemiş kalmamış. Bu yüzden insanların onu damızlık olarak kullanmasına, kaçırmaya çalışmasına alışkın. Annesinin ve babasının onu terk etmesiyle de iki küçük erkek kardeşine bakmakla yükümlü ve yıllardır Broken'da bir temizlik şirketinde çalışarak ailesinin geçimi kıt kanaat sağlıyor.

Bir gün kapısında çok güçlü bir herif bitince ve bu adam aristokrat olunca Rose direkt kendisi ile evlenmek için geldiğin düşünüyor ve evlenmeyeceğini söylüyor ancak Edge'i büyülü insanları öldüren garip yaratıklar sarınca ve onlarla savaşacak az kişi olduğundan bu güçlü aristokrat Declan'la birlikte çalışmaya başlıyor. Üstüne bir de kardeşini kurtarınca hayatları daha da birbirine entegre oluyor.

“It's awful to be rich and mind-boggingly handsome and have women fawn over you. My heart bleeds for you. Poor dear, how do you manage?”

Oldukça eğlenceli bir kitap. Elbette gözümde bir Burn For Me değil ama okumaktan çok zevk aldım. Rose'un mücadeleci tavrına hayran kaldım. Ben böyle kadınları okumayı çok ama çok seviyorum. Hem yardım sever hem de kendi başının çaresine bakabilen bir kadın. Elbette romans olduğu için de tam kendine denk mikemmel bir herifi de yanında ek olarak götürüyor.

Yazarların yarattığı bu dünyayı da çok sevdim hatta serinin ikinci kitabına da başladım. Onu da okuyacağım ama hemen olmayacak gibi zira Ilona Andrews sınırımı doldurmuşum, kitap akmadı.

Arasıra Jack ve George'un da bakış açılarından kitabı okuduk. Onların düşünce tarzları da çok hoşuma gitti. Çok çeşitli bir kitap. Hep sizi şaşırtıyor. Pek tekrara girmiyor.



“Yes, I'm too mad to punish you right now. We'll talk about it when we get home. Go brush your teeth, comb your hair, put on dry clothes, and get the guns. We're going to Wal-Mart.”



Kitabın sonu da Ilona Andrews'in klasik tarzıyla bitiyor ama bu benim için önemli değil. İkisi öyle bir yediriyor ki bunu bana, okurlarına yepyeniymiş gibi okuyor ve bir kez daha hayran oluyorum. Bu seri kesinlikle 2015'in en iyileri arasında yerini aldı. Yaşasın Urban Fantasy!

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder