21 Ağustos 2015

Kitap Yorumu: Dün ve Ferda || Erendiz Atasü




Dün ve Ferda
Erendiz Atasü

Tür: Siyaset, aile
Sayfa: 216
Yayınevi: Can Yayınları
Goodreads puanı: 3,69
Seri: Yok
Puanım:

Niye hüzünlenirdi? Oğlu için mi? Selim Beyazıt'ın hayali düşüyor hatıraların üstüne... Hüzün, Kâzım hocaya yabancıydı. Yoksa değil miydi? Kapalı pencereler... Ferda'nın yüzüne kapanmış... Bina onu dışlıyor... Bir zamanlar dışladığı mazi, şimdi Ferda'yı dışlıyor...

Erendiz Atasü'nün yeni romanı Dün ve Ferda, 60'lı yıllardan bugüne uzanan bir dönemi mercek altına alıyor. İlk sayfalarda karşımıza mezuniyetinin verdiği özgürlük sevinciyle havalara uçar bir halde çıkan Ferda, romanımızın ana kahramanı. Atasü, onu yalnızca usta bir romancı kimliğiyle değil, bir toplumbilimci, bir psikolog gözüyle de inceliyor. Aşkları, cinselliği, üniversiteye başlar başlamaz karşılaştığı politik ortam karşısındaki tutumu, sol düşünceye bakışı, tartışmaları, gördüğü baskı ve işkenceyi etraflıca, yaşamı boyunca çevresinde yer almış başka karakterlerle birlikte anlatıyor.

Dün ve Ferda, sol hareketin 90'lara kadar yaşadığı deneyimi ve sonuçlarını tartışması bakımından da üzerinde çokça konuşulacak bir roman.



Dün ve Ferda'da Ferda adlı yaşlı bir kadının geçmişi, gençliğini okuyoruz. Önce gönül ilişkisiyle başlayan kitap daha sonra 27 mayıs ve 12 Eylül darbesiyle Ferda'yı nasıl etkilediğini öğreniyoruz. Evliliği ve çocuğuyla ve işiyle ilgili problemlerine hem onun gözünden hem de bir 'sanal mekân'da göz atıyoruz.

İlk başlarda ve aslında çoğunlukla sosyalizmin sağlam bir savunucusu olan Ferda yaşlandıkça bundan ödün vermeye başlıyor. O mücadeleci insanların nerelere savrulduğunu gözler önüne seriyor. Üniversite hayatında önemli ve hayatını yönlendirecek bir ilişki yaşıyor ve ardından 27'den mayıstan sonra Almanya'ya sığınıyor eşi ve çocuğuyla ve hayatı boyunca tek bir ihaneti hem bastırıp hem de ondan kurtulamıyor. Ferda mücadeleci bir insan ama iş kendi sorunlarıyla mücadele etmeye geldiğinde bir korkak. İstemediği her şeyi unutmaya ya da bastırmaya çalışıyor. Kısmen de bunu başarıyor. Onun kadar iletişim kurmayı beceremeyen bir insan görmedim. Onunla ilgili vardığım yargı, güçlü ve aktif tarafta olmayı sevişi. Eğer bu gücü kaybettiyse, kendini de kaybediyor. Sürekli bir arayış içinde, bu yönden takdir edilebilir ama arayışlarını bireyselliği göz ardı ederek yapıyor. Sevemedim bu yönünü.

Kitapta bence en ilginç şey, bu sanal mekanlarda okuduğumuz konuşmalara göre herkesin her şeyi bilişi ve herkesin kendine saklıyor oluşu. Çok komik yerlere vardı bu iletişimsizlik gözümde. Konuşmamayı marifet sanıyorlar...

Kitabın ilginç yönlerinden biri de yazarın kitaba 'sanal mekân'da dahil oluşu, kitabı ve karakterleri ve kendisini eleştirmesi. Bu beni mecburen belirli bir yöne sürükledi.

Kitabın en önemli özelliklerinden biri bence ülkemizdeki ilaç, eczacılık piyasasına bir bakış sağlamış olması.

Sonuç olarak iletişim yoksunluğu, çatışmaları olan bir karakter okudum. Gözümde ilginç ve hoş, akıcı bir kitap olarak kalacak.

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder