2 Eylül 2015

Kitap Yorumu: Hey Şey || Nicola Yoon

Everything, Everything 
Nicola Yoon

Tür: akıl sağlığı, aşk, genç yetişkin, gerçekçi kurgu
Sayfa: 320
Goodreads puanı: 4.01
Seri: Yok
Türkçe: Pena Yayınları
Çıkış: 2015 eylül
Puanım:

My disease is as rare as it is famous. Basically, I’m allergic to the world. I don’t leave my house, have not left my house in seventeen years. The only people I ever see are my mom and my nurse, Carla.

But then one day, a moving truck arrives next door. I look out my window, and I see him. He’s tall, lean and wearing all black—black T-shirt, black jeans, black sneakers, and a black knit cap that covers his hair completely. He catches me looking and stares at me. I stare right back. His name is Olly.

Maybe we can’t predict the future, but we can predict some things. For example, I am certainly going to fall in love with Olly. It’s almost certainly going to be a disaster.

Everything, Everything çok tatlı, aynı zamanda üzücü bir kitap. İmkansızlıklar ve cesaretle de dolu. Sevgiyi ve aşkı kesinlikle es geçmemek de gerekiyor.

Madeline hasta bir kız. Kendisinin dünyaya alerjisi var bu yüzden eve giren havanın bile kontrol edildiği bir ortamda geçirmiş tüm hayatını. Okulu evden takip ediyor. Bakıcısı Carla ve annesi dışında kimsesi yok. Ancak bir gün yan eve 2 çocuklu çekirdek bir aile tanışıyor ve işler onun için bambaşka bir yöne doğru ilerliyor.

Karşı evde kendi yaşlarında oldukça sportif olan bir çocuk var. Madeline daha ilk günden tüm aileyi ve özellikle Olly'i saplantılı bir şekilde izliyor. Bunu fark eden Olly ise ilk adımı atıyor fakat hastalık aralarına giriyor. Elbette bu ne Olly'i (okyanus gözlü, kara saçlı, yakışıklı) ne de Madeline'i durduruyor.

Arkaşlıkları ilerlerken hem Madeline'in hayatı tehlikeye giriyor hem de yaşamanın bazen cesaret istediğini öğreniyoruz.

Everything, Everything aslında bir çocuk kitabı edasında. İçinde bir genç yetişkinin duygularını anlattığı resimler, komik şeyler bulunuyor. Bu kitabın içinde bulunduğu ciddi ortamı dağıtmak için harika bir şey. Eğer o tatlı resimler olmasaydı içimize taş otururdu eminim ki. Buna rağmen yüreğimin sızladığını ve bir iki damla yaş döktüğümü söylemem gerek. Kahkaha attığımda oldu. Anlayacağınız size birden fazla duyguyu yaşatabilen kitaplardan.

You can't predict the future. It turns out that you can't predict the past either. Time moves in both directions - forward and backward - and what happens here and now changes them both.

17 yaşındaki bu kız Olly gelene dek elindekilerle mutlu olmaya çalışmış. Depresyona girmemiş, annesiyle harika bir ilişkisi var. Ancak ne zaman Olly hayatına giriyor, Madeline hayattan daha fazla şey arzulamaya başlıyor. Ve bunun onu öldüreceğinden kuşkulanmamak elde değil. Çünkü havaya, suya, toza ve başka bin bir türlü şeye alerjik olup da dünyada normal bir genç gibi yaşaması imkansız. Kitabın bir kısmında 'kırık bir kalp seni öldürür mü öldürmez mi?' sorusunu bile sorguluyoruz.

"Maybe growing up means disappointing the people we love."

Üstelik kitaptaki tek felaket Madeline'in hastalığı da değil. Madeline'in geçmişi, annesi, Olly'nin ailesi de bir felaket unsuru. Ufacık kitapta bir sürü konu işlenmiş ve bu kadar sevmeme neden bunları sadece dramatize etmeyip bizi gülümseten unsurlarla işlemiş olması.

Pek fazla karakteri olmayan ve zaten pek de uzun olmayan bir kitap. Sevimli, iç ısıtan, cesaret örneği gösteren, sevgiyi anlatan bir yapısı var. Ve bu sene okuduğum en güzel kitaplardan biri. Kesinlikle öneriyorum.

One thing I'm certain of: Wanting just leads to more wanting. There's no end to desire.

NOT: Kitabı okurken spoiler uyarısı veriyor Madeline. Kendisi de bir kitap kurdu olduğu için bu gayet doğal. Sineklerin Lordu, Tom Cruise'ın bir filmi ve bir iki kitap hakkında daha spoiler yiyebilirsiniz.

NOT2: Bu kitap bana yer yer Aynı Yıldızın Altında'yı hatırlattı. Aynı türde oldukları bir gerçek ama bunu göz ardı etmek çok kolay. Tavsiye ederim.

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder