5 Aralık 2015

Kitap Yorumu: Kürk Mantolu Madonna || Sabahattin Ali

Kürt Mantolu Madonna
Sabahattin Ali

Tür: Aşk, kurgu, roman
Sayfa: 160
Goodreads Puanı: 4.54
Seri: Yok
Puanım:
Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor; rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum 'Kürk Mantolu Madonna'yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz.



Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.

Kürt Mantolu Madonna'nın adını duymayan, mavi kapağını bir yerlerde görmeyen kalmamıştır sanırım. Ben de böyleydim... Yıllardır okumak istiyordum ve bu sene en sonunda elime alabildim. Kitabı açarken aslında ne beklemem gerektiğinden bile haberdar değildim çünkü bunu bile spoiler olarak gören bir insanım ve sonunu bildiğim hikayeleri bitirmekte çok zorlanıyorum. Sürpriz olsun dedim anlayacağınız.

Kitap ilk olarak 1943 yılında yayınlanmış ve Sabahattin Ali'nin 41 yıllık ömründe yazdığı son romanı. Epey feminen olarak çizilen genç bir adamın hayatını bize anlatıyor. Adını bilmediğimiz anlatıcımız Raif Efendi'yle çalışmaya başlayıp ona bir ilgi besliyor ve bu ilgi de Raif Efendi'nin Maria Puder'le olan geçmişini bir anı defteri aracılığıyla gözler önüne seriyor. Hikaye içinde bir hikaye okuduğumuzu söyleyebiliriz.

       "Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?"

Roman nispeten kısa; yüz atmış sayfacık. İsteyen bir kişi bir günde kolayca bitirebilir. İçinde bize yabancı kelimeler yok değil ama bu rağmen inanılmaz derecede akıcı ve kolay anlaşılabilir bir dili var. Su gibi akıyor denir ya, işte Kürk Mantolu Madonna buna cuk diye oturan bir örnek.

       "Dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir."

Kitaptan sana ne kaldı diye sorsanız gerçekten kesin bir söz edemem. Bölük pörçük okudum, odamda kitabı kaybettiğim için bitirmem uzun süre aldı, fakat bu bana kitabı unutturmadı. İşte öyle akılda kalıcı ve akılda yer eden bir kitap. İnsanların neden delice sevdiğini anlayabiliyorum; sevgiyi ve aşkı bireysel ve daha derin ele almış. Yazar Leyla ve Mecnun gibi dillere destan olabilecek bir aşk hikayesini ve bunun iki hayatı nasıl etkilediğini bize anlatmış. Özellikle Raif Efendi köşesinden. Beni asıl etkileyen ise kitabın akıcılığı oldu. Türkiye'de Türklere böyle feminist değer yapılarını kolay yediremeyeceğinden midir nedir, Maria Puder Berlin'de yaşayan bir Yahudi ve bu da bana değişik gelen bir özellik. Öbür yandan aşk hikayesi kısmen sıkıcı geldi ama ilerleme kaydedişi de hoşuma giden, ilgimi çeken başka bir yönüydü. Güven elbette kolay elde edilen bir şey değil, özellikle insanın geçmişinde acı olaylar varsa. Maria Puder bize güvenin ne kadar önemli olduğunu ve insanın bazen kendi kendine en büyük kötülüğü yapabileceğini çok güzel sunmuş.

İnsanı eğri ve doğrularıyla ele alan bir kitap anlayacağınız. Okuduğuma mutlu oldum ve size de öneriyorum. ^^


       "Ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?"

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder