10 Aralık 2016

Öğrencilerin 28 Ülkede Okuduğu Kitaplar


Resmin kaynağı burası.

Türkiye'de de aynı uygulama geçerlidir, bizlere de illa bazı kitaplar okutulur. Sinekli Bakkal, Çalıkuşu, Eylül... Liste uzar gider. Bazılarını da biz seçer okuruz. Bende Facebook'ta gezinirken aşağıda paylaşacağım listeyi gördüm ve çok ilgimi çekti. Öyle "her kültürden bir kitap okumalıyım!" diye kendimi zorlayacak, didik didik arayacak biri olmadığım için, bu liste çok armut piş ağzıma düş oldu. Hemen kendi listeme bir iki kitap ekledim.

Eğer benim gibiyseniz, şu listeye bir bakın. Çok güzel açıklamış TED sağ olsun. 
Aşağıda kitapları listeledim. Eğer varsa, çeviri adlarını ekledim.

16 Kasım 2016

Kitap Yorumu: Marslı || Andy Weir

Tür: Bilim kurgu
Sayfa: 416
İlk Çıkış: 2011
Çevirmen: Emre Aygün
Seri: 1 (Ufak bir kısa hikaye var)
Goodreads Puanı: 4.39 (Vaş)
Puanım:

Goodreads okurlarına göre 2014'Ün En İyi Bilimkurgu ROMANI!

Altı gün önce, Mark Watney Mars'a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.

"Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip."
-Hugh Howey, Wool serisinin yazarı-

"Sürükleyici… Defoe'nun Robinson Crusoe'su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi."
-Larry Niven, Hugo, Nebula ve Locus ödüllü Halka Dünya romanının yazarı-

"Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden."
-John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve Locus ödüllü yazarı-

   YORUM   
Kitap mı? Boş verin onu, Blogger'a smileyleyleyley gelmiş! 😂😂😱😱😱😱😱😵😵😵😵

Eh, tamam bunu aradan çıkardığımıza göre, ne harika bir kitaptı Marslı öyle! Normalde böyle çok ses getiren kitaplar, arkalarında gözleri yaşlı okurlar bırakırlar ama tepkimden de anlayacağınız gibi, Marslı'yı çok beğendim. 

Mark Watney, NASA'nın ARES 3 programıyla, beş kişinin daha olduğu 31 solluk (mars günü) bir Mars görevine çıkıyor ancak tahmin edilemeyen bir kum fırtınası yüzünden, uzay kıyafeti bozuluyor ve Mars'ta hapsoluyor. İşin kötü yani NASA onun yaşadığını bile bilmiyor. Şimdi, Mark'ın yiyeceği sınırlı, biterse ölür, eğer Hab (basıncı, ısıyı dengeleyen çadır bozması bir şey) bozulursa, ölür. Su arıtma şeysi bozulursa, ölür. Güneş panelleri bozulursa, ölür. Ve böyle daha aklıma gelmeyen ve ölümle sonuçlanacak daha birçok şey var. Bakarsanız, bu adamın hayatta kalması imkansız görünüyor. Üstelik NASA'yla bir de iletişim kurması gerek ve hayatta kalıp dünya ya da dönmeli. Ah be, sorunlar da sorunlar!

Kitabın en sevdiğim yanı, aşk yoktu. Vallahi bak! Yoktu. Onun dışında, bir sürü kimyasal uygulamalar, matematik şeyleri falan biraz akıl karıştırıcı ama okuyup geçtiğinizde (mecbur öyle yaptım, matematik bilseydim, muhtemelen lisede dil bölümünü seçmezdim) genel fikri alıyorsunuz ve bu yeterli. Üstelik sürekli artan bir gerilim olduğu için (ben son 50 sayfayı zor okudum. Ne olacak demekten dilim damağım kurudu) bir sonraki sayfaya geçmek için sabırsızlanıyorsunuz ve detaylara kafa yormuyorsunuz. Ben okurken bir yandan merak ediyor ve bir yandan da ne diyor ya bu diye anlamaya çalışıyordum, zira adamın atlatmadı badire, yemeği bok kalmadı. 😇

"Ürünü Mars yüzeyine çıkardım. Çalışmamaya başladı."

En temel sorunlara ve ansızın patlak veren sorunlara kıvrak aklıyla cevap buldu Mark. Bir yanım onu takdir ederken, diğer yanımda da ne zaman ölecek bu adam diyordu. Çünkü bir insanın böylesine becerikli olmasına alışkın değilim. Türkiye'de kimse değil. Bu arada kıvrak akıl demişken, Mark kitapta neşesini kaybetmeyen biri. Onu seveceksiniz.




Spoiler
Şimdi, bu spoilera giriyor. Kitabın mesajında şöyle bir mesaj var: İnsanların özünde insanlara yardımcı olmak gibi bir içgüdü var. Kitap bunun üzerine kurulmuş, hatta Çin ve Amerika'nın işbirliğiyle sonuçlandı. Paralar etrafa mı saçılmadı, milyarlık projeler mi yağmalandı. Tek hedef ne: Bir insanı kurtarmak. Bana bu olası gelmedi. Her gün yüzlerce insan açlıktan, kanunsuzluktan ölürken bir insana bu kadar kaynak harcamak, onu bırakın, dünyayı birbirine katacak kadar umursamak ne kadar olası? Bence hiç. İşin güzel yanı ise, bunun bir kurgu oluşu. 

Bir de bana göre Amerika'nın daha özgür bir medyası var ve kitaplarda defalarca skandal lafı geçiyor. Bu kadar çaba büyük bir skandalı önlemek için olabilir ve gerçekte de olabilir elbette ama en başta ufacık bir emirle de uydu resimleri yok olabilir. Neyse, siz demek istediğimi anladınız.
Bitti

Kitap çok akıcı, karakteri epey renkli, çevirisi güzel. Kurgu inandırıcı. Uzmanlığım yok ama sıradan ve cahil bir okur olarak, anlatılan kimyasal, fizik şeyleri falan tutarlı. (Tek aklıma takılan, kum fırtınaları uzun sürüyorsa, neden ilk kum fırtınası öyle hemencecik bitiverdi?) Bu konuda yazarı da tebrik etmek lazım, hem kitaplarını bedavaya kendi sitesinde yayınlamış zamanında, hem de bu kitabı yazmak için uzun uzun araştırmalar yapmış. Kendisi Warcraft II'yi geliştiren programcılardan biriymiş üstelik ve Mars, botanik, insanlı uzay uçuşları hakkında da araştırma yapmış. 

    FİLM    



Kitabı bitirdikten sonra, bir de filmi izledim. Şöyle üç beş konuya değinmeden es geçmek istemedim.

Öncelikle filmde Matt Damon, Mark karakterini canlandırıyor. Film iki buçuk saat ama nasıl geçtiğini hiç anlamıyorsunuz. Filmin %90'ı kitapla uyumlu. Elbette kısaltmak için bazı yerler kesilmiş. En büyük farklılık ise, filmin sonunda ortaya çıkıyor. Bir noktada Matt Damon epey kilo veriyormuş gibi geliyor ama hem araştırmam hem de gözüm bana Matt'in dijital olarak zayıfmış gibi gösterildiğini söyledi. İnsan kilo verince yüzünden de gider yani... Güzel de bir film yapmışlar anlayacağınız.

Spoiler
Buck'un ve Ironman'ın aynı sahnede olması? Kamoooon! Peki ya Buck'ın uzaya bu filmde çıkması? Marvel severler beni anladı.
Bitti.





Sonuç olarak, hem filmini, hem kitabını önerdiğim bir eser Marslı. Hele hele aşk kitaplarından haz almıyorsanız, kesinlikle bir bakın. Pişman olmayacaksınız. Ben olmadımmm.

14 Kasım 2016

Manga Yorumu: Tılsımlı Kolye ve Vampir, Vol 1 || Akihisa Ikeda


Tür: Manga, doğaüstü
Sayfa: 192
Goodreads Puanı: 4.04
Puanım:
Vol: 1/10

Başarısız bir öğrenci olan Tsukune Aono hiçbir liseye kabul edilmez ve şans eseri, insan görünümündeki öğrencilerin her birinin farklı türde birer canavar olduğu Yokai Akademisi'ne girer. Buradaki öğrencilerin tuhaf durumunu fark eden Tsukune tam oradan kaçmayı düşünürken okulun en güzel kızı olan Moka'yla karşılaşır, Moka daha ilk karşılaşmalarında bir anda kendini onun boynuna atıverir. Tsukune halinden çok memnundur. Ama bir dakika… Tsukune’nin boynunda hissettikleri Moka’nın sivri dişleri mi yoksa? Evet, Moka'nın gerçek sureti bir vampirdir. Göğsündeki tılsımlı kolye çıkarılınca
Moka bir vampire dönüşmektedir!

11 Kasım 2016

Kitap Yorumu: Sonsuza Kadar || Susanna Tamaro

Tür: Sevgi, Kurgu
Original Adı: Per Sempre
Sayfa: 160
Seri: Yok
Çevirmen: Eren Cendey
Yayınevi: Can
Goodreads puanı: 3.68
Puanım:

Kırılganlığımız güce, kader bilgeliğe, trajediler aşka, zifiri karanlık içsel aydınlığa dönüşebilir.
“Öyle bir an oldu ki, ikimizin minik taşları düzgün biçimde yan yana düştüler. Ben bir adım atıyordum, sen de aynı uzunlukta bir adım atıyordun. Ben seni bekliyordum, sen bana yetişiyordun, ben sana ulaşıyordum, sen beni bekliyordun. Sonsuza kadar böyle gideceğimizi sanıyorduk. Oysa ben şimdi ormanda yürüyorum ve ayak izlerimden başka iz yok. Kimse yürümüyor yanımda, kimse izlemiyor beni, ya da önümden gitmiyor...”
Matteo ve Nora... biri ateştir diğeri su, biri akıldır diğeri yürek, biri sürekli harekettir diğeriyse durgunluk ve huzur; biri düşüncedir diğeri sezgi, biri zamandır diğeriyse sonsuzluk...
Ancak bir gün bu mükemmel uyum dünyanın trajik yasaları karşısında dağılır gider... Matteo bir anda içinde dipsiz bir boşlukla tek başına kalır. Ama yollar onu asla bırakmaz ve hiçbir şekilde tahmin edemeyeceği bir geleceğe taşır.
Zamanla doğa yasalarının gizemini keşfeden Matteo, insanların kendilerini bulmak, hayatı tanımak için ziyaret ettiği bir tür keşiş olup çıkar. Hayatın ve aşkın gizeminin, Nora’nın ardında bıraktığı bu büyük soru işaretinde yattığını, Matteo bir gün anlayacaktır...
Sonsuza Kadar kimi zaman yok eden, kimi zaman da arındıran içimizdeki ateşi anlatıyor...

9 Kasım 2016

Dizi Önerisi: Person of Interest



Size şimdi muhteşem bir diziden bahsedeceğim. Hayatımda izlediğim en güzel diziler listesinde ilk sırada olabilir. Gözümde Buffy'yi bile geçti diyebilirim.Önce konusundan bahsedelim.

Bir makine var. Her hareketinizi, her konuşmanızı dinliyor. Bu yapay zekayı yaratan adam ise ahlaki nedenlerden ötürü bu makineye bazı sınırlar koymuş. Önemliler ve önemliler olmak üzere ölmek üzeri ya da tehlike oluşturan insanların kimlik numarasından oluşan iki liste veriyor. Önemliler ABD'de terör saldırısıyla alakalı kişiler. Dizinin temeli tahmin edeceğiniz gibi, 11 Eylül'e dayanıyor. Önemsizler listesi ise, NY'da öldürülecek kişiler. Ancak makine size nedenini ya da ne zaman olacağını söylemiyor. Sadece bu kişinin hayatının tehlikede olduğunu söylüyor. Terör saldırıları devlet tarafından hallediliyor ama Önemsizlerle kimse ilgilenmiyor. Bu durumda, Harold kendine eski bir casus olan, yolunu kaybetmiş bir adamı buluyor. John Reese. Bu ikili masum insanların hayatını kurtarmak için bir takım oluyorlar ve insanların hayatlarını kurtarmaya başlıyorlar.

8 Kasım 2016

Kitap Yorumu: Casino Royale || Ian Fleming

Casino Royale
Ian Fleming

Tür: Polisiye, aşk
Sayfa: 181
Goodreads Puanı: 3.73
İlk Çıkış: 1953
Seri: James Bond 1/14
Puanım: 

6 Kasım 2016

Kitap Yorumu: Gölgelerin Kanı || Samantha Young

Gölgelerin Kanı 
 Samantha Young

Tür: Aşk, doğaüstü, genç yetişkin
Sayfa: 288
Goodreads puanı: 4.16 (nasıl ya?)
Seri: Kan Günceleri 3 (Hepsi çıktı.)
Çevirmen: Gülfem Çırak
Puanım: 
Normal insanlar gibi yaşamak; tüm isteği bu...

Kutsanmış bir Ruh Yiyici olan Eden, Ankhların yaptığı ani bir baskında yok edilmek üzereyken bir savaşçı tarafından kurtarılarak Ankh'a dönüştürülür. Ancak savaş sırasında Ankhlar tarafından ağabeyi öldürülen Eden'ın amacı bellidir: ağabeyinin intikamını almak ve hayatını normal insanlar gibi sürdürmek...

Ailesini ve geçmişini bir kenara itip kendini intikam almaya adayan Eden bu düşüncesinden vazgeçecek midir? Aşkı, arkadaşlığı ve güveni hissedebileceği bir dünyayı yeniden bulabilecek midir?

Samantha Young Kan Günlükleri serisinin son kitabıyla okurlarını unutamayacakları bir heyecanla buluşturuyor.

5 Kasım 2016

Kitap Yorumu: Asla Arkana Bakma || Tess Gerritsen



Tür: Gizem, aşk
Sayfa: 344
Seri: Yok
Goodreads puanı: 3.78
Puanım: 
Hayat insanı yalanlara alıştırabilir ama ben içimdeki sesi dinleyip bu sahte dünyanın dışına çıkacağım…

O ses ısrarla ölmediğini söylüyordu; efsanevi pilot Wild Bill Maitland, yani babam, acımasızca hazırlanmış bir oyuna alet edilmiş olabilir miydi? Yaşanan trajedinin üzerinden yirmi yıl geçmesine rağmen gerçekleri gün yüzüne çıkarmalıydım; daha dün gibi hissettiğim hüznü dindirmemin tek yolu buydu. Ama izlerin peşine düştükçe birileri hunharca öldürülüyor, geçmişe doğru attığım her adımda biraz daha dibe çöküyordum. Tek başımaydım, güçsüzdüm ve etrafımda güvenebileceğim kimse yoktu; ta ki onunla karşılaşana kadar…

Romanları dünyada milyonlarca okuyucuya ulaşmış usta yazar Tess Gerritsen, alışık olduğumuz tarzının dışına çıkarak bizleri bambaşka bir yönüyle tanıştırıyor. İçine romantizm de serptiği macera yüklü kitabı Asla Arkana Bakma heyecan ve gerilimin sınırlarını zorluyor.

4 Kasım 2016

Kitap Yorumu: Satranç || Stefan Zweig

Tür: Klasik, kurgu, Avrupa Edebiyatı
Goodreads puanı: 4.25
Sayfa:71
Çevirmen: Ayça Sabuncuoğlu
İlk Çıkış:1941
Puanım:
Rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.'nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.
Stefan Zweig'ın Brezilya'da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942'deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.
Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig'ın son yapıtı Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.

3 Kasım 2016

Kitap Yorumu: Archangel's Heart || Nalini Singh

Tür: Aşk, doğaüstü.
Sayfa: 385
Goodreads puanı: 4.51
Seri: Guild Hunter 9 
Puanım:
One of the most vicious archangels in the world has disappeared. No one knows if Lijuan is dead or has chosen to Sleep the long sleep of an immortal. But with her lands falling into chaos under a rising tide of vampiric bloodlust, a mysterious and ancient order of angels known as the Luminata calls the entire Cadre together to discuss the fate of her territory.

Accompanying her archangelic lover Raphael to the Luminata compound, guild hunter-turned-angel Elena senses that all is not as it seems. Secrets echo from within the stone walls of the compound, and the deeper Elena goes, the uglier the darkness. But neither Raphael nor Elena is ready for the brutal truths hidden within—truths that will change everything Elena thinks she knows about who she is…

Nothing will ever be the same again.

31 Ekim 2016

Kitap Yorumu: Okyanuslar Arasındaki Işık - M.L. Stedman

Tür: Aile, tarihi kurgu
Sayfa: 360
Seri: Yok
GR Puanı: 3.99
Puanım:

Tom Sherbourne, Çanakkale Savaşı'nda acı dolu dört yıl geçirdikten sonra Avustralya'ya döner ve kıyıdan yarım gün uzaklıktaki Janus Kayası'ndaki deniz fenerinde bakıcı olarak çalışmaya başlar. Genç, cesur ve sevgi dolu karısı Isabel'le evlilikleri ikisinin de kafasındaki gürültüyü susturup yıldızlar, dalgalar ve rüzgârın sesinden başka hiçbir şeyin olmadığı iki kişilik dünyalarında huzur bulmalarını sağlar.

Bir gün, üç yılın ve üç düşüğün ardından, karısı bir bebeğin ağlamalarını duyar. Dalgalar, içinde genç bir adamın cesedi ile birkaç aylık bir bebeğin olduğu bir tekne getirmiştir. Çocuk özlemiyle dolu Isabel dualarının Tanrı tarafından kabul edildiğini düşünür. Yüreklerinin sesini dinleyip bebeği sahiplenmeye ve bundan kimseye bahsetmemeye karar verirler. Yıllar sonra gerçekler ortaya çıkmaya başlayınca aldıkları kararın hiç beklemedikleri sonuçları olduğunu anlarlar.

14 Ekim 2016

Kitap Yorumu: Born at Midnight || C.C. Hunter

Tür: Genç yetişkin, doğaüstü
Sayfa: 398
Seri: Shadow Falls 1/5
GR puanı: 4.14
Puanım: 


One night Kylie Galen finds herself at the wrong party, with the wrong people, and it changes her life forever. Her mother ships her off to Shadow Falls—a camp for troubled teens, and within hours of arriving, it becomes painfully clear that her fellow campers aren’t just “troubled.” Here at Shadow Falls, vampires, werewolves, shapeshifters, witches and fairies train side by side—learning to harness their powers, control their magic and live in the normal world.

Kylie’s never felt normal, but surely she doesn’t belong here with a bunch of paranormal freaks either. Or does she? They insist Kylie is one of them, and that she was brought here for a reason. As if life wasn’t complicated enough, enter Derek and Lucas. Derek’s a half-fae who’s determined to be her boyfriend, and Lucas is a smokin’ hot werewolf with whom Kylie shares a secret past. Both Derek and Lucas couldn’t be more different, but they both have a powerful hold on her heart.

Even though Kylie feels deeply uncertain about everything, one thing is becoming painfully clear—Shadow Falls is exactly where she belongs…

Bu kitap yıllardır listemde durur. Puanına bakarsanız öyle köşeye fırlatılacak bir kitap gibi de gözükmez. Atmış bin kişinin oyları toplandığında 4+ puanı var. Ben de meraktan başladım. Kylie adında, boşanmakta olan bir ailenin tek evladının hikayesidir. Bir partide yakalandığı ve sanrılar gördüğü için annesi, psikologunun da iteklemesiyle onu yaz kampına gönderir.

Daha adım atmaz herkesin ilgisini çeker. Eski erkek arkadaşı peşindedir. Otobüste karşılaştığı çocuk da. Geçmişinden gelen çocukta. Hepsine de yakındır hani. (Evlerden ırak.)

Hemen anlarız bu kamp öyle sıradan değildir, sorunlu çocukların aslında bambaşka sorunları vardır ve Kylie de onlardan biridir. Ancak sürekli inkar eder. Beyin tümörü bir olasılıktır. Kaçık olabilirdir. Neden anormal olsun ki? Ancak kampta açıklanmayan da bir sorun vardır ve yetkililer dolaşmaktadır. Kylie neye bulaştığını bilemez.

Öncelikle sevmediğim yönlerini sıralayayım:
1-Kurgu yüzeysel.
2-Kız herkese mavi boncuk dağıtıyor.
3-Kitap bence giriş kısmıyla bitti.
4-Romans olur da bu kadar olmaz.
5-Sonuç yetersiz geldi.
6-Anlatım çekici değil.
7-Karakterler arası iletişim sadece şu erkek seksi, bu böyle seksiden ibaret.
8-Tek bahsi geçen konu erkek.
9-Bana boş geldi.

Sevdiğim yönü:
1-Kimseyi yüzeysel olarak yargılamamak gerektiğini ve anlayışlı olmak gerektiğini vurgulaması.

Eğer şu sevdiğim yönü olmasaydı, kitaba biri basacaktım ancak bu yüzden 2,5'tan 3'e tamamladım. Harcadığım vakte üzüldüğüm bir kitap oldu. Seriye devam etmeyeceğimi de anlamışsınızdır zaten. Size de önermiyorum.

13 Ekim 2016

Kitap Yorumu: Ölülerle Konuşmak || Harry Bingham


Tür: Polisiye, gizem
Sayfa:331
GR puanı: 3.74
Seri: Fiona Griffiths 1/5
Puanım:
Dedektif Fiona Griffiths'in ilk cinayet vakası tüyler ürperticidir; bir kadın ve altı yaşındaki kızı köhne bir dairede vahşice öldürülmüştür. Tek ipucu ölü bir işadamının olay yerinde bulunan banka kartıdır.

Fiona kendini mesleğine adamış, son derece zeki bir polistir fakat gözler önüne sermekten hoşlanmadığı başka yanları da vardır. Özgeçmişindeki iki yıllık boşlukla bağlantılıdır bu; ağlayamamasıyla ve cesetlere duyduğu şaşırtıcı yakınlıkla.
Fiona geçmişini ardında bırakma derdindedir fakat cinayetler vahşileştikçe o da merhametsiz bir şekilde zihninin karanlık köşelerine sürüklenir, üstelik orada başka bir ölü kız daha vardır: Kendisi.

4 Ekim 2016

Kitap Yorumu: Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları || Ransom Riggs

Tür: Çocuk, fantastik
Sayfa: 400
GR puanı: 3.85
Seri: 1/3
Benim Puanım:

Gizemli bir ada. Terk edilmiş bir yetimhane. Fazlasiyla tuhaf fotoğraflardan oluşan bir koleksiyon.

Tüm bunlar kurgu ile fotoğrafçılığı nefes kesici bir şekilde bir araya getiren ve unutulmaz bir okuma deneyimi sunan Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları romanında keşfedilmeyi bekliyor.

Yaşadığı korkunç aile trajedisi yüzünden Galler kıyılarındaki, dünyadan uzakta kalmış bir adaya yolculuk eden on altı yaşındaki Jacob, burada Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocuklar Yetimhanesi'nin yıkıntılarını keşfetmekle kalmayıp, Bayan Peregrine'in çocuklarının sadece tuhaf olmaktan çok daha fazlası olduğunun farkına varır.

New York Times bestseller listesinden 108 haftadır inmeyen, aklınızdan çıkmayacak eski fotoğraflar eşliğinde okuyacağınız Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, gölgelerde geçen bir macera arayan her yaştan okuyucuyu içine çekecek eşsiz bir roman.

19 Eylül 2016

Kitap Yorumu: On Küçük Zenci || Agatha Christie

On Küçük Zenci
Agatha Christie

GR Puan: 4.22
Tür: Gizem
Sayfa: 191
Benim puanım:


Her birinin gizledikleri ve korktukları sırları olan on kişi, Zenci Adası’ndaki ıssız bir malikaneye davet edilirler. Ancak malikaneye giden grubu bir sürpriz beklemektedir, ev sahibi ortalarda yoktur.
Geçmişlerindeki karanlık sırlardan başka hiçbir şeyleri olmayan bu insanlar adada mahsur kalmışlardır.
Konuklar bir süre sonra gizledikleri karanlık sırları birbirlerine anlatırlar. Ve teker teker ölmeye başlarlar...

7 Eylül 2016

Kitap Yorumu: Acı Düşler Bulvarı || Cumhur Orancı

Tür: Yeraltı Edebiyatı, Cinayet
Sayfa: 176
GR puanı: 3.14
Puanım:

Yıllar önce işlenmiş bir travesti cinayeti etrafında gelişen zincirleme olaylar, İstanbul'dan New York'a kadar uzanan kirli ilişkiler, hiç kimsenin masum olmadığı bir kurmaca dünyası. Haber peşinde koşan gazeteciler, Osmanlı hanedanı mirasçıları, güzel kadınlar, zengin işadamları, tuhaf dedektifler, dedektifliğe soyunan işsiz güçsüz bir Ermeni, Meksikalı uyuşturucu kaçakçıları, azınlık mensuplarının mallarına el koymak için zehirli kırmızı örümcek, mantar ve metanfetamin gibi silahlarla donanmış mafya üyeleri, şantaj, adam kaçırma ve bir dizi cinayet...

Acı Düşler Bulvarı'nda Cumhur Orancı, tüm bu kokuşmuşluğu yenilikçi bir kurgu ve akıcı bir dille anlatıyor. Gizemli olaylar bir bir çözülürken ileri doğru atılan her adım olayları daha da karmaşık hale getiriyor. Ve son sayfaya kadar soluk soluğa ilerleyen hikâyenin bütün düğümleri çözüldüğünde büyük bir sürprizle karşılaşıyoruz...

1991 yılında Butterfly'ın İntihar Seferi ile başlayan edebiyat hayatını Domingo Garcia'dan Geriye Kalan Öykü (1995) ve Saydam (1996) adlı romanlarıyla sürdüren Cumhur Orancı, uzun bir aradan sonra hayatın karanlık, kirli, paslı, bozuk yüzüne, paradan başka değeri kalmamış yozlaşmış çevrelere bakan sert ve çarpıcı bir romanla yeniden okurla buluşuyor.

21 Ağustos 2016

Kitap Yorumu: Ölüm Pornosu || Chuck Palahniuk


Tür: Cinsellik, yetişkin, kurgu
Sayfa: 191
Goodreads puanı: 3.17
Benim puanım:
Palahniuk’un hayal dünyasına hoş geldiniz! Yoksa kâbuslarına mı demeliydik? Palahniuk bu defa romanının odağına başka bir “marazi” karakteri, porno kraliçesi Cassie Wright’ı oturtmuş; ama bir nesne olarak. Çünkü her ne kadar konu, onun, efsanevi kariyerini kameralar önünde art arda 600 erkekle seks yaparak kıracağı bir dünya rekoruyla taçlandırmak istemesi olsa da, bu rekoru kırmasında ona yardımcı olacak tali oyuncuların, yani “damızlık erkekler”in anlatımıyla şekilleniyor roman. Sıranın kendisine gelmesini bekleyen Bay 72, Bay 137 ve Bay 600’ün gözünden aktarılıyor bu tarihi an. Ve bununla birlikte, onların trajikomik hayat hikâyeleri de, bir rekordan ziyade ölüm pornosuna dönüşecek çekimler sırasında bir bir dökülüyor ortaya. Anlayacağınız, derin bir araştırma ürünü olduğunu her satırında belli eden, çatlatırcasına güldürürken aynı zamanda yüreğinizi dağlayacak bu çılgın romanla, porno endüstrisinin çağdaş hayatın içindeki muazzam ve bir o kadar da gizli saklı varlığını edebiyata taşıyor Chuck Palahniuk. Zaten böyle bir şeyi de ondan başkası bu kadar utanmazca, korkusuzca ve başarıyla yapamazdı herhalde. Ancak dikkat! Tabularınız varsa ve onları yıkmaktan korkuyor-sanız bu romanı okumayın! İnsan cenininin mastürbasyona doğumdan bir ay önce ana rahminde başladığı gerçeğiyle yüzleşmek size ağır gelecekse bu romanı okumayın! Ya da elektrikli vibratörün hayatımıza elektrikli süpürge ve ütüden önce girmiş olmasını kabul edilemez buluyorsanız bu romanı okumayın! Kısacası, düşüncesinden bile ürktüğünüz insani hallerle yüzleşmek istemiyorsanız Palahniuk sizin yazarınız değil! Bizden söylemesi!

10 Ağustos 2016

Kitap Yorumu: It Ends with Us || Colleen Hoover


It Ends with Us
Colleen Hoover

Tür: Aile, sevgi, aşk
Sayfa: 384
Çıkış: 2 ağustos 2016
Goodreads puanı: 4.71
Puanım:

Lily hasn’t always had it easy, but that’s never stopped her from working hard for the life she wants. She’s come a long way from the small town in Maine where she grew up—she graduated from college, moved to Boston, and started her own business. So when she feels a spark with a gorgeous neurosurgeon named Ryle Kincaid, everything in Lily’s life suddenly seems almost too good to be true.

Ryle is assertive, stubborn, maybe even a little arrogant. He’s also sensitive, brilliant, and has a total soft spot for Lily. And the way he looks in scrubs certainly doesn’t hurt. Lily can’t get him out of her head. But Ryle’s complete aversion to relationships is disturbing. Even as Lily finds herself becoming the exception to his “no dating” rule, she can’t help but wonder what made him that way in the first place.

As questions about her new relationship overwhelm her, so do thoughts of Atlas Corrigan—her first love and a link to the past she left behind. He was her kindred spirit, her protector. When Atlas suddenly reappears, everything Lily has built with Ryle is threatened.

Kitap Yorumu: Dersimiz Cinayet || Agatha Christie



Tür: Gizem, Cinayet, aşk
Sayfa:158
GR puanı: 3.78
Puanım:
Seri: Hercule Poirot 2

"Tanrı aşkına hemen gelin!"

Hercule Poirot bu yardım çağrısını aldığında çok geç kalmış, milyoner Paul Renauld ölmüştü. Kurban, Merlinville’deki malikanesinin yanındaki golf sahasında, yeni kazılmış bir mezarın yanında sırtından bıçaklanmıştı.

Şimdi ortada birkaç zanlı vardı: Kurbanın sırtındaki hançerin sahibi olan karısı, metresi ve de kendisine öfke kusan oğlu... Her birinin gözü adamın mirasındaydı.

Polis suçluyu bulduğunu düşünürken, Poirot’nun hala kuşkuları vardı. İkinci cinayet onun ne kadar haklı olduğunu kanıtlayacaktı.

9 Ağustos 2016

Kitap Yorumu: Harry Potter and the Cursed Child


Tür: Oyun, arkadaşlık, aile, fantastik
Sayfa: 343
Seri: Harry Potter 8
GR puanı: 4.00
Benim puanım:

Bunca zamandan sonra Harry Potter'a devam etmek elbette ilginç bir deneyim oldu. Ama kendim için şunu söyleyebilirim, hiçbir beklentim yoktu. Zamanında romanlardan aldığımız o tadı, heyecanı almayı beklemedim, çünkü zaten seri bitmiş ve benim gözümde sonsuza dek kapanmıştı. Bir takipçi ve okur olarak öyle aman aman bir heyecanla başlamadım ve şimdi de bu tiyatro metni şekilde yayımlanmış kitabı okuduktan sonra açık açık şunu söyleyebilirim, bir fan-fic olarak bakarsanız bence gayet güzel bir kitap.

7 Ağustos 2016

Kitap Yorumu: Pushed ve Ignited || Corrine Jackson





DEX Sonsuz Dokunuş'u çıkardığında epey sevmiştim. Öyle aman aman bir konusu ya da karakterleri olmasa da eğlenceli, sürükleyici bulmuştum. Geçen gün canım boş bir kitap okumak isteyince, bu sevdiğim seriye devam edeyim dedim. İlk kitaba yaptığım yorumu burada bulabilirsiniz.

5 Ağustos 2016

Kitap Yorumu: Bitten || Kelley Armstrong (Women of the Otherworld, #1)

Bitten
Kelley Armstrong

Tür: Paranormal, kurtadamlar, yetişkin, aşk
Sayfa: 436
Seri: Women of the Otherworld 1 ( Toplamda 13 kitap)
Goodreads puanı: 4.06
Puanım: 
Elena Michaels is the world’s only female werewolf. And she’s tired of it. Tired of a life spent hiding and protecting, a life where her most important job is hunting down rogue werewolves. Tired of a world that not only accepts the worst in her–her temper, her violence–but requires it. Worst of all, she realizes she’s growing content with that life, with being that person.

So she left the Pack and returned to Toronto where she’s trying to live as a human. When the Pack leader calls asking for her help fighting a sudden uprising, she only agrees because she owes him. Once this is over, she’ll be squared with the Pack and free to live life as a human. Which is what she wants. Really.

20 Temmuz 2016

Kitap Yorumu: Sodom ve Gomore || Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Sodom ve Gomore
Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Tür: Roman, aşk
Sayfa: 299
GR puanı: 3.59
İlk Çıkış: 1928
Seri: yok
Puanım:

İşgal yıllarının İstanbulu'nu konu edinen Sodom ve Gomore, Yakup Kadri'nin romanları arasında zaman bakımından Hüküm Gecesi'nin devamı sayılır. Mütareke döneminin çürüyen çevrelerini, kokuşmuş kişiliklerini konu edinen roman sanki bir zaman diliminde geçiyor duygusu yaratsa da, olayların ardında işgale karşı oluşan bir kinin, "isyanla mayalanan bir ruhun" geliştiği görülür. Batı hayranı Türkler'in, alafrangalığa özenen züppelerin, emperyalistlerle işbirliği içinde olan kesimlerin, işbirlikçi burjuvazinin yer aldığı geniş bir panorama olan Sodom ve Gomore'de Karaosmanoğlu romanını örerken bir anlamda Tanrıların gazabından yararlanıyor.

18 Temmuz 2016

Kitap Yorumu: Hayalet Kalp || Ali Benjamin

Hayalet Kalp
Ali Benjamin

Tür: Çocuk, aile, çağdaş
Sayfa: 312
Seri: Yok
Goodreads puanı: 4.00
Puanım:
Suzy kendini, her şeye yabancı hissediyordu. Çünkü tek yakın arkadaşı Franny'yi bir kazada kaybetmişti. Franny boğulmuştu ve Suzy'nin kötü biten arkadaşlıklarını telafi etmek için başka bir şansı olmayacaktı. Suzy, bu trajedinin sebebinin nadir gerçekleşen bir denizanası sokması vakası olduğuna ve bazı şeylerin durup dururken olamayacağına ikna olmuştu. Bunun üzerine hayal dünyasında sessiz bir inzivaya çekilerek teorisini kanıtlamak için bir plan hazırlamıştı.

Bu plan Suzy'nin o güne kadar beslediği tüm korkularından sıyrılmasını ve önüne çıkan tüm engellere karşı koymasını sağlayacaktı. Önünde denizanalarıyla, evrene dair mucizelerle, yeni arkadaşlıklarla ve umutla dolu, kalpleri sızlatacak kadar içten bir yolculuk vardı.

Hayatı, ölümü ve evrenin hayret verici harikalarını… ve hemen yanı başınızdaki sevgi ve umut olasılıklarını fark etmek sandığımız kadar kolay olmayabilir mi?

21 Haziran 2016

Kitap Yorumu: İkna || Jane Austen

Tür: Klasik, aşk, kurgu
Sayfa: 249 (Oxford World's classics)
Goodreads puanı: 4.13
Çıkış:1818 (ilk), 2004 (Oxford)
Puanım:
Jane Austen, gündelik yaşamın aleladeliği içindeki sıradan insanı, gerçekçi bir bakış açısıyla ele alarak romanı 'modern' bir türe dönüştüren ilk yazar olarak kabul edilir. Austen, tüm romanlarında İngiliz orta sınıf yaşamının detayları, evlilik, aile, miras gibi konuları, ayrıcalıklı bir mizah anlayışıyla kaleme alırken, yarattığı olağanüstü kadın karakterlerle toplumsal çevreleri arasındaki gerilimi ustalıkla yansıtır. Onun sade ama eleştirmenlerce kusursuz olarak nitelenen, katmanlı, sağlam yapılı romanları ve günümüz insanına son derece yakın, renkli karakterleri zamanlarının ötesine geçerek klasikleşmiştir. Jane Austen'ın romanları defalarca sinemaya uyarlanmış ve aralarında Bridget Jones'un Günlüğü'nün de bulunduğu birçok popüler esere ilham kaynağı olmuştur.

Edebiyat tarihinin unutulmaz Jane Austen kadınlarından biri olan Anne Elliot'ın, Yüzbaşı Wentworth'e olan aşkının hikayesini anlatan İkna, yazarın ölmeden önce tamamladığı son romanıdır.(Merkez Kitapları'ndan)