10 Şubat 2016

Film Zamanı! Geçmişe Gidiyoruz.



Son zamanlarda ne varsa eskilerde var deyip 1950'lerden falan filmler izlemeye başladım ve oralarda gizli hazineler var emin olun. Ben pek eski film hayranı sayılmam, en azından şöyle demeliyim belki de: Kendimi eski film hayranı olarak düşünmezdim, ancak son bir kaç gün de dört beş film izledim ve izlediğim her film bana dolu dolu geldi. Her birine harika demem elbette ama hepsi ortalamanın üstündeydi şüphesiz. Arka Pencere haricinde diğer filmleri bir arkadaşım önerdi, iyi ki de önermiş...

Konularına falan girmek istemiyorum, çünkü google'da bunlar mevcut. Bende bıraktığı izlenimleri ise size kısaca aktardım. inşallah izlersiniz ve siz de benim kadar zevk alırsınız.

İlk önce bu serüvene başlamama ön ayak olan filmden gidelim.


Rear Window (1954)
Arka Pencere

Grace Kelly'nin olduğu bir filmi ilk defa izledim sanırım. Kadını çok beğendim, hele Monaco Prensesi falan... ilginç işler bunlar. (Kültürüm bu kadar) Filmi seçmiş olmamın nedeni elbetteki Hitchcock'un elinden çıkmış olması. Pek konusuna dahi bakmadan daldım içine ve hayran oldum. Genele baktığınızda tek odada geçiyor ama 4 5 evi birden yaşıyorsunuz. Bu tek oda sizi sıkmıyor. Karakterin konuşmaları ilgi çekici, insanı baymıyor. Verilen gizem sürükleyici. Efektler berbat. :D Ama genele baktığınızda, içinizde iyi ki izledim hissi uyandırıyor. Özellikle Bir tanrı gibi diğer insanları gözlemlemek çok güzeldi. Sürekli bir şüphe içindesiniz. Tek bir odada hem kişisel sorunları öğrenip hem anaç tavsiyeler alıp hem de komşuları dikizlemek... Bayıldım!


Sonuç şu; kesinlikle izleyin.


It's a Wonderful Life (1946)
Şahane Hayat

Ah bu film... Soğuk kış gecelerinde insanın içine şömine ateşi yakıp eline bir de sıcak çikolata tutuşturuyor. Hafif ilahi bir dokunuşu olan bir film aslında ama bundan öte, bir insanın, özellikle bu insan fedakar ve iyiyse, nasıl hayatları değiştirebildiğini görüyorsunuz. Ailenin, arkadaşlığın ve iyiliğin önemi öyle güzel bir anlatım ve senaryoyla gösterilmiş ki, resmen kendinizden geçiyorsunuz. Yer yer ana karakter karamsarlığa kapıldığında onu çok haksız bulsam da (biraz da haklı buluyordum, çelişkiye bakın) çok beğendim. Doğasüstü kısım değil de, karşılık beklenmeden yapılan iyilikler etkiledi sanırım beni en çok. Bir insan bu kadar fedakar olabilir. Bu kadar gönlü açık ve ahlaklı olabilir sanırım...


It Happened One Night (1934)
Bir Gecede Oldu.

Zengin kız fakir olan klişesine güzel bir yaklaşım. Film öyle ahım şahım değildi ama eğlenceliydi. Hele fakir ama gururlu adam cuk diye bu filmdeydi. Ton ton baba da öyle. En çok ilgimi çeken şey de ana karakter Ellie'nin kaşları oldu sanırsam. :D Siyah beyaz bir filmdi ama hiç fark etmedim lanet olsun.

The Way We Were (1973)
Bulunduğumuz Yol

Aman Allahım. Bu filmi size şöyle tarif edeyim: Biri kışın ortasında başınızdan aşağıya önce bir kova sıcak bir kova su döktükten sonra buzlu suyu da hemen peşinden kafanıza boca ediyor ve sizi ıssız bir yerde tek başına bırakıyor. Aynı böyle hissediyorsunuz filmin sonunda. Kötü bir film değil kesinlikle ancak resmen kalbimi kırdı ya. İki insan hem birbirini bu kadar sevip hem de nasıl bu kadar kopabilir? Cevap açık, ikisi de ödün vermek istemiyor. Ama yani...

Eğer bu filmi izlemeye kararlıysanız, bence ağlamaya hazırlıklı olun. Ben hıçkıra hıçkıra ağladım çünkü. Filmin adı bile aslında bu büyük bir aşk hikayesi diye bangır bangır bağırıyor. Yüreğimi dağladı pislikler. Hala kendime gelebilmiş değilim.

Bir de Hubbell. Allah aşkına sakız çiğneyince bu kadar çirkin ve lakayt görünen bir adam görmedim. Redford harbi rolünün hakkını vermiş... Resmen iki kişi arasındaki uçurumu çok iyi görmenizi sağlıyorlar. Ah bir de, bu adam Brad Pitt'in babası falan olabilir... Çok benziyorlar yahu.

When Harry Met Sally
Harry Sally ile Tanışınca (1989)

İkili ve arkadaş ilişkileri çok güzel ele alan bir film gerçekten. Yaklaşık 10 13 yıllık süreci bir iki karşılaşma ve sonrasında asıl olay olarak anlatıyor. Bir yönden hem gerçekçi hem de meh dedirtiyor aslında. Bu filmin ünlü bir orgasm sahnesi mevcut, bilmeyen gitsin kendini balkondan aşağıya atsın. Heh, işte o sahne de çok yüksek sesli dinlemeyin lütfen, aileleri rahatsız edebilirsiniz.


Anlayacağınız son bir kaç gün içinde harika filmler izledim ve mutluluktan bulutların üzerinde uçuyorum. Siz de izleyin siz de uçun. Neyiniz eksik be!



0 Yorumcuk:

Yorum Gönder