18 Şubat 2016

Kitap Yorumu:Karanlık Zafer || Robin LaFevers (Ölüm'ün Hizmetkarları #2)



Karanlık Zafer
Robin LaFevers


Tür: tarihi kurgu, genç yetişkin, paranormal
Goodreads puanı:4,16
Çıkış: 2013
Seri: Ölüm'ün Hizmetkarları 2, 3
Puanım:

Genç, güzel ve zalim.Sybella, Ölüm Tanrısı Aziz Mortain'in manastırında bir suikastçı olarak eğitilmiş ve sonrasında Breton sarayına gönderilmişti. Şimdi çok tehlikeli bir görev için sarayın karanlık dehlizlerinde dolaşıyor. Yüzüne taktığı maske ile o artık, Ölüm'ün en tehlikeli silahı. Babasını gazabı ürkütücü ve kardeşinin sevgisi tekinsiz. Sybella her şeye rağmen, uğruna yaşayacağı bir amaç bulunuyor. Ölüm'ün Hizmetkarları üçlemesinin ikinci kitabı olan Karanlık Zafer tehlikeli bir kaçış, karanlık güçler ve tarafını seçmek üzerine...



Ismae ve Ölümcül Merhamet'le iki yıl kadar önce tanışmış ve çok sevmiştim. Sevmiştim sevmesine ama garip bir şekilde -normalde hiç olmaz- resmen bu kitabı aklımdan silmişim. İlkim'le beraber Karanlık Zafer'i okumaya başlama kararı aldık ama bunun için önce bir ilk kitap araştırması yapmamız gerekti. Kendi yorumlarımda pek spoiler vermediğim için de, hatırlamak için hem kafa kafaya verdim hem de ek kaynaklardan araştırdık. (Okula bu kadar kafa yorsaydım, 3 yıl önce mezun olmuş olurdum...)

Neyse efendim, Karanlık Zafer'de ilk kitapta öldü sanılan ancak benim ölmediğini bildiğim bir karakter olan Canavar ve Ismae'nin manastırdaki dostlarından biri olan Sybella'nın hikayesi anlatılıyor. Sybella'nın çok acı bir hikayesi var ve bunu kitabın sonuna dek öğrenmiyoruz aslında Tek bildiğimiz manastırın onu acımasız babası D'Albret'i öldürmek için yıllar önce zor kurtulduğu baba evine geri dönmesiydi. Ve ilk kitapta aslında Canavar'ın tutsak alındığını da bu kitapla öğreniyoruz. Sybella'ya verilen son görevle Canavar'ı kurtarması isteniyor ve kaderin bir garip oyunu ona yepyeni kapılar açıyor.

Kitabın geneli epey iç içe geçmiş karmaşık ilişkiler ve pislik karakterle dolu. Sanırım iki Ismae ve Sybella ve Annith arasında, en karanlık ve acı geçmiş Sybella'a ait.

Sanırım Ölümcül Merhamet'i daha çok sevdiğimi söylesem hata yapmış olmam. Bu kitap da elbette çok güzeldi, iyi işlenmişti ve kitabın sonuna konulan yazar notuyla aslında yazarın ne kadar kafa yorup ne kadar emek harcadığını görüyor ve bir kez daha, daha içten ve samimi şekilde bu kitabı takdir ediyordunuz. Ancak Hikaye akıcı olsa da bana biraz fazla uzun geldi. Bir de sanırım bu kitabın paranormalden çok tarihi kurgu oluşu (Gerçek tarihi olaylara dayanıyor) benim bu puanlamamda etkili oldu.

Karakterlere de öyle çok ısınamadığımı söylemem şart. Canavar'ın koca yüreğini sevdim ama Sybella'nın kendini feda etmesini anlayamadım. Bir de Ismae'den beklediğim asiliği hiç göremedim. Hani kendisi Ölümün Merhamet'i olacaktı? Hani manastırın bir kuklası değildi artık? Gördüm ki pek bir şey değişmemiş hala o acımasız rahibenin kuklası olarak hareket etmekteler. Bu benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Başka bir hayal kırıklığı Sybella'nın karakterine yönelikti. Ben daha cabbar, asi bir şey beklerdim. bu bildiğiniz kuzu...

Seriyi bitirmek adına üçüncü ve son kitabı okumak istiyorum ancak önce almam gerek. Tarihi kurgu pek beni çekmese de paranormal öğeler yüzünden okumayı başardığım bir gerçek. Kendini okutturan bir kitap, bunu sanırım serinin geneli için söyleyebilirim. Size de önerdiğim epey heyecanlı ve akıcı, bazen sinirlendiren bazen de ağlatan hoş bir kitap.

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder