18 Mart 2016

Kitap Yorumu: 1984 || George Orwell


1984
George Orwell


Tür: Distopya, kurgu
Sayfa: 352
Çıkış: 1949
Türkçe: Yayımlandı.
Puanım:

George Orwell'in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.



1984 aslında hep listemde olan kitaplardan biri. Klasik olması bir yana türü nedeniyle hep okumak istedim. Bu sene bitirmemin nedeni ise okul oldu. Bazen bölümümü sevmeden edemiyorum.
Adı 1984 olabilir ama 1949'da yayımlanmış. Zaten yılın da pek önemi yok.

Kitapta Party üyesi bir adamın başından geçenler anlatılıyor. Fakat şu an bildiğimiz dünyayla hem çok alakası var hem de tamamen özgün. İnsanları telescreenlerle izlediklerini düşündürüp her türlü bilgi akışını kontrol ediyorlar ve sürekli bir savaş içindeler. İnsanların yiyecek ekmeği, hiçbir özgürlükleri yok. Konuşmak bile hayatlarına mal olabilir.

Winston 39 yaşında bir adam bir gün kendisini öldüreceğini bile bile bir işe başlıyor. Günlük tutuyor. Ona içini döküyor. Bu günlük aracılığıyla biz de sistemin nasıl işleyip insanların ne kadar yozlaştırıldığını açık açık görebiliyoruz ve bu yozlaşma Party tarafından yüreklendiriliyor. Ne aile kavramı var ne bağlar.

İnsanın içine taş oturtan bir kitap. Öyle bir baskı var ki anlatamam. Sevgi diye bir şey yok. İletişim desen o da... Hele kitabın sonu... Kitabı bitireli bir kaç gün oldu ama bazı sahneler hala aklımda. Üstene bir de Ankara...

Bir insanın sanırım en büyük ihtiyacı sevgi, özgürlükten de öte ve bu kitapta bunu yok etmek için her şey yapılmış. Eğer Winston'un yerinde olsam ne yapardım bilemiyorum. Yoksullukla, diktatör bir yönetimle bir şekilde başa çıkılabilir sanırım ama bir arkadaşımla ya da ailemle oturup özgürce konuşup bağlanamamak, sarılamamak bir kabus. Ve 1984 bu kabusu gerçek kılıyor. Dediğim gibi içinize bir taş oturuyor. Bu kitapta düşüncelerinizde bile yalnız değilsiniz. Onlar bile özel değil... *Gider ve kedisine sarılır*

Bence sizin de okuyup azıcık üzerine düşünmeniz gereken bir roman. Aman he doublethink'i çok benimsemeyin...

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder