20 Temmuz 2016

Kitap Yorumu: Sodom ve Gomore || Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Sodom ve Gomore
Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Tür: Roman, aşk
Sayfa: 299
GR puanı: 3.59
İlk Çıkış: 1928
Seri: yok
Puanım:

İşgal yıllarının İstanbulu'nu konu edinen Sodom ve Gomore, Yakup Kadri'nin romanları arasında zaman bakımından Hüküm Gecesi'nin devamı sayılır. Mütareke döneminin çürüyen çevrelerini, kokuşmuş kişiliklerini konu edinen roman sanki bir zaman diliminde geçiyor duygusu yaratsa da, olayların ardında işgale karşı oluşan bir kinin, "isyanla mayalanan bir ruhun" geliştiği görülür. Batı hayranı Türkler'in, alafrangalığa özenen züppelerin, emperyalistlerle işbirliği içinde olan kesimlerin, işbirlikçi burjuvazinin yer aldığı geniş bir panorama olan Sodom ve Gomore'de Karaosmanoğlu romanını örerken bir anlamda Tanrıların gazabından yararlanıyor.



İşgal yıllarını konu alan bir kitap. Aslında işgalden çok Türk insanın ne kadar bayağı bir hal aldığını, kimliklerini kaybedip ahlaksızlaştığını anlatıyor. Kitabın dili de buna destek veriyor mesela. Yer yer İngilizce ve Fransızca kelimeler olduğu gibi yazılmış, yani günlük hayata karışmış.

Kitabımız iki kişinin arasında geçiyor ve biz başka başka karakterlerin hayatlarına da misafir oluyoruz. Şu iki karakter Leyla ve Necdet'idir ve bu iki kişi aslında nişanlı ve bir o kadar da kuzendir. Ancak Leyla tam bir fingirdek abla rolünü üstlenir ve herkese mavi boncuk saçar, bizim vakur Türk mü Türk evladı da Necdet bu kıza olan aşkından yanıp biter kül olur. Leyla onunla bununla gezip tozarken derdinden çöker evladım.

İngiliz zabitler mi dersiniz, Fransız mı? Ortalığa çomak sokup cadı kazanı gibi kaynatan dullar mı, yoksa kölelik efendilik oynayıp röngencilik yapan herifler mi? Yani durum fena.

Kitabın benim karşıma çıkışı tamamen tontiş mi tontiş Murat Hoca'nın bahsetmesiyle oldu. Çok olaylı dedi, çok ayıp dedi, içinde neler neler var ohooo dedi, e tabi ilgimi de çekti. Kitabı okuduktan sonra hakkı da var diyorum. Ayıp. ahlaksız. Olaylı. Teşekkürler hocam. (Şöyle kemik kırarcasına sarılamadan da mezun oldum ya, ona yanarım. İçimde kaldı.)

Kitap epey akıcı aslında ama benim okumam (yoğun çabalarıma rağmen) bir ay kadar sürdü. Bana daha uzun geldi ya, neyse. Belki çok karakter vardı ondan, belki de cidden kitap sıkıcı, orasını bilemem.

Beni deli eden şeyler Necdet'in mallığı, Leyla'nın hoppalığı, kendini bir bok sanan kadınların ortalığı kazan gibi karıştırması oldu. Bir de Leyla çok da fifiymiş gibi bunlara kafa yorması yok mu... Aman yani... Hani kitap öyle bir Türk toplumunu anlatıyor ki, işgali çıkar, 100 yıl ekle, al sana Naciye abla, al sana mahallenin yakışıklı çocuğu. Temsili işgal oldu sanki??

Sonuç olarak allah için oku, benim için oku, okumasan ölümü öp gibi şeyler diyemem, çünkü ben de pek hayranı olamadım. Ama fikir sahibi olunmak için okunabilir. Murat Hoca çok beğenmiş yani. (Olaylı çünkü, oyş cam gözlüm. :3)

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder