5 Ağustos 2016

Kitap Yorumu: Bitten || Kelley Armstrong (Women of the Otherworld, #1)

Bitten
Kelley Armstrong

Tür: Paranormal, kurtadamlar, yetişkin, aşk
Sayfa: 436
Seri: Women of the Otherworld 1 ( Toplamda 13 kitap)
Goodreads puanı: 4.06
Puanım: 
Elena Michaels is the world’s only female werewolf. And she’s tired of it. Tired of a life spent hiding and protecting, a life where her most important job is hunting down rogue werewolves. Tired of a world that not only accepts the worst in her–her temper, her violence–but requires it. Worst of all, she realizes she’s growing content with that life, with being that person.

So she left the Pack and returned to Toronto where she’s trying to live as a human. When the Pack leader calls asking for her help fighting a sudden uprising, she only agrees because she owes him. Once this is over, she’ll be squared with the Pack and free to live life as a human. Which is what she wants. Really.

Bitten'ı son zamanlarda epey duyuyoruz aslında. Popüler bir kitap serisinin ilk kitabı olması bir yana, 2014 yılında da televizyona uyarlanan bir dizi oldu. Elbette urban fantasy seven birisi için tanışmamız seriden öncesine dayanıyor.

Bitten'da dünyadaki tek kurtkadın olan bir kadının hikayesini okuyoruz. Sürüyü terk ettikten sonra Toronto'ya yerleşmiş ama sürü lideri onu arayıp geri çağırınca mecburen geri gidiyor. Yardımı gerekli. Geri dönmek istememesinin birçok nedeni var ama en önemlisi kendisi için bir insanla yarattığı hayattı bırakmak istememesi. Tabii bir de Clay var. Sorunlu bir geçmişi olan Clay kurtadam dünyasında bile korkmanız gereken biri ve Elena'ya deliler gibi aşık. Elena'nın geri dönmesi demek geride bıraktığı her şeyle yine yüzleşmesi demek. Ah bir de, Sürü lideri Jeremy onu geri çağırıyorsa, ortada çok büyük bir sorun var demek. Sonuç olarak Elena iki yıl önce bıraktığı yuvasına kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp geri dönüyor.

Genel olarak baktığımızda, sürü dendi mi ben daha kalabalık olmasını beklerdim. 7 tane kurttan oluşan sürü mü olur? Ama bu dünyada yaklaşık 40 tane kurtadam olunca, durum böyle gelişiyor. Ve sadece tek bir kurtkadın var. Elena bu açıdan biraz şımarık anlayacağınız. Herkesin onun isteğine göre hareket etmesini bekliyor. Sürü lideri de epey anlayışlı ve sabırlı biri olduğu için, en önemlisi de Elena'yı evladı gibi sevdiği için, onun bu nazlarını çekiyor. Bu kitapta Elena dışında herkese acıdığımı söylemeden olmaz.

Normalde kitaplardaki kadın karakterlerle iyi ya da kötü bir bağ kurarım ama bu sefer bunu başaramadım. Şımarık olması bir yana, Elena vurdumduymaz, salak, sağ duyudan yoksun, kendini ölümsüz sanan biri. Üstelik hayal dünyasında yaşıyor ve elindeki güzel şeylerin farkında değil ve sırf çemkirmek için çevresindeki herkese ve kendisine işkence etmekte bir sakınca görmüyor. Bence bunların hepsi, bu karakterden nefret etmek için yeter de artar.

Clay ve Elena'nın arasındaki ilişkide ben Clay'in yanındayım ve ona acıyorum. Adam ne yapsa yaranamıyor. Elena at gözlükleriyle dünyaya bakmaya kararlı.

Kitaptaki sevdiğim şeyler ölümün esirgenmemesi oldu. Ancak niyeyse bu ölümler hep Elena'yı teyit geçti.

Sevmediğim şeyler listesi ise daha kalın. Öncelikle Elena'nın hiçbir yönünü, hiçbir seçimini sevemedim. Clay'ın onun peşinden bu azimle yıllardır koşuyor olması ise beni deli etti. Sürünün çok az sayıda olması ise saçma olmuş. Serseri kurtadamlar karşısında bu kadar aciz olmaları ise burun büzdürdü. Üstelik adam gibi bir dövüş sahnesi pek yoktu. Kurtlar koşuyorlar, oynaşıyorlar.Uyuyorlar. Kalkıyorlar. Tehlike. Ve tehlike karşısında sadece bekliyorlar... Kurtadamları daha insani çizdiği aşikar ama kitapta da sürekli bunun aksini savunuyordu Elena...

Sonuç olarak devam etmeyi düşünmediğim bir seri. Dizi olarak da pek ilgimi çektiğini söyleyemem. Okuyup okumamayı size bırakıyorum.

Not: D&R'da yazarı arattım ve bu serinin çevirilmediğini öğrendim. İyi olmuş.

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder