31 Ekim 2016

Kitap Yorumu: Okyanuslar Arasındaki Işık - M.L. Stedman

Tür: Aile, tarihi kurgu
Sayfa: 360
Seri: Yok
GR Puanı: 3.99
Puanım:

Tom Sherbourne, Çanakkale Savaşı'nda acı dolu dört yıl geçirdikten sonra Avustralya'ya döner ve kıyıdan yarım gün uzaklıktaki Janus Kayası'ndaki deniz fenerinde bakıcı olarak çalışmaya başlar. Genç, cesur ve sevgi dolu karısı Isabel'le evlilikleri ikisinin de kafasındaki gürültüyü susturup yıldızlar, dalgalar ve rüzgârın sesinden başka hiçbir şeyin olmadığı iki kişilik dünyalarında huzur bulmalarını sağlar.

Bir gün, üç yılın ve üç düşüğün ardından, karısı bir bebeğin ağlamalarını duyar. Dalgalar, içinde genç bir adamın cesedi ile birkaç aylık bir bebeğin olduğu bir tekne getirmiştir. Çocuk özlemiyle dolu Isabel dualarının Tanrı tarafından kabul edildiğini düşünür. Yüreklerinin sesini dinleyip bebeği sahiplenmeye ve bundan kimseye bahsetmemeye karar verirler. Yıllar sonra gerçekler ortaya çıkmaya başlayınca aldıkları kararın hiç beklemedikleri sonuçları olduğunu anlarlar.



Okyanuslar Arasındaki Işık Goodreads'ta, okurların seçimiyle en iyi tarihi romanı ödülü almış bir kitap. Savaştan dönmüş, ruhen yaralı bir adamla eşinin hikayesini anlatıyor. Bir dram anlayacağınız ve kitabın sonu çok duygusal.

Tom savaştan dönüp bir deniz fenerinde çalışmaya başlar. Yalnız bırakan bir iştir ancak Isabel adlı bir kadınla evlenir. Isabel üç kere çocuk düşürdükten sonra yıkılmanın eşiğindedir ancak Janus adlı kıyıya ölü bir adam ve ufacık bir yavru sürüklenir. Tom çekingen olsa da, kimseye haber vermez. Adamı gömüp çocuğa kendi evlatlarıymış gibi bakarlar.

Bu kitabı aslında kazara almıştım (başka bir kitapla karıştırdım) ama bir dürtüyle okumaya başladım. Sonra da o sıralar filminin çıktığını gördüm. Muhtemelen reklamına denk gelmiştim bir yerde. Konusundan falan haberim yoktu. Filmin adı kafama çok takıldı ama. Hayat Işığım demişler.

Sevgiyi, fedakarlığı, travmayı, kayıpları, zor seçimleri ve bağışlamayı anlatan bir kitap. Ah bir de olmazsa olmazımız, toplumu. Sevgiyi Isabel ve Hannah'da, ebeveynlerde görüyoruz. Fedakarlığı Tom'da ve Isabel'de. Kayıpları ise her karakterde. Savaşın etkileri insanlarda nefret doğuruyor ve masum bir adamın ölümüyle sonuçlanıyor. Sanırım en çok içim ona acıdı. Her karakter kendi imkansız seçimiyle baş başa bırakılıyor. İnsan ben olsaydım ne yapardım diye düşünüyor doğrusu. Buna bir yanıtım çok. Çocuk sevmem zaten.

Kitabın seyri tek yönlü olsa da, karakterlerin zor koşullar altında attıkları adımları okumak bana dokundu. Ve bu iyi bir şey. Kitabı bu yüzden sevdim. Saplantıyı, nefreti, kini, kısacası her şeyi bulabilirsiniz bu kitapta. Okumanızı öneririm.

En çok sinirime dokunan ise sanırım Isabel'in sorunlu kişiliği oldu. Tom ise asla benim olamayacağım kadar anlayışlı biri. Hannah da öyle. Gerçekten böyle insanlar var mı diye sorguladım. Büyük hataların yıkıcı sonuçlarıyla yüzleşebilecek kadar cesur ve erdemli. Kimse kusursuz değildir ancak yanlışı düzeltmek bizim elimizde. Lanet olsun, güzel kitaptı doğrusu. Okursanız şayet, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Akıcı olduğunu da söyleyeyim. Bir çırpıda bitebilecek bir kitap.

"Izz, bir geleceğinin olabilmesi için geçmişi değiştirebileceğin umudundan vazgeçmen gerektiğini yaşayarak öğrendim."

Adam gibi adamsın Tom.

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder