5 Kasım 2016

Kitap Yorumu: Asla Arkana Bakma || Tess Gerritsen



Tür: Gizem, aşk
Sayfa: 344
Seri: Yok
Goodreads puanı: 3.78
Puanım: 
Hayat insanı yalanlara alıştırabilir ama ben içimdeki sesi dinleyip bu sahte dünyanın dışına çıkacağım…

O ses ısrarla ölmediğini söylüyordu; efsanevi pilot Wild Bill Maitland, yani babam, acımasızca hazırlanmış bir oyuna alet edilmiş olabilir miydi? Yaşanan trajedinin üzerinden yirmi yıl geçmesine rağmen gerçekleri gün yüzüne çıkarmalıydım; daha dün gibi hissettiğim hüznü dindirmemin tek yolu buydu. Ama izlerin peşine düştükçe birileri hunharca öldürülüyor, geçmişe doğru attığım her adımda biraz daha dibe çöküyordum. Tek başımaydım, güçsüzdüm ve etrafımda güvenebileceğim kimse yoktu; ta ki onunla karşılaşana kadar…

Romanları dünyada milyonlarca okuyucuya ulaşmış usta yazar Tess Gerritsen, alışık olduğumuz tarzının dışına çıkarak bizleri bambaşka bir yönüyle tanıştırıyor. İçine romantizm de serptiği macera yüklü kitabı Asla Arkana Bakma heyecan ve gerilimin sınırlarını zorluyor.


Tess Gerritsen görür görmez aklıma hep polisiye gelir. Bu kitabı alıp başlamamın nedeni de polisiye olacağı düşüncesiydi ancak Harlequin tarzı bir kitapla karşılaştım. Gizem de var elbette ancak aşk bence daha önemli bir kısmı kapsıyordu.

Vietnam savaşında, Amerikalı bir savaş pilotu (Bill) olarak bir dizi olay sonucu kaybolmuş bir adamı arıyoruz bu kitapta. Kızı (Willie) yaklaşık yirmi yıl sonra, ölüm döşeğindeki annesinin son arzusu olarak babasının başına gelenleri öğrenmek için yola koyulur. Eski asker Guy'la da yolları böylelikle karşılaşıyor. Guy da eli mecbur bırakılarak kaybolmuş bir vatan hainin peşinde. Ancak Willie'nin önüne bir sürü engel çıkıyor ve geçmişe gömülmüş gibi görünen sırlar yüzünden hayatına bir kaç kere teşebbüs ediliyor. Ne şanslı ki, yanında Guy var ve birlikte bu gizemi çözmeye kararlılar.

Kitap ilginç başladı ancak Willie ve Guy'ın karşılaştığı ilk andan itibaren gizem ikinci plana atıldı ve aşk kitabın genelini esir aldı. Yok kızın minyon oluşu, bacaklarının güzel oluşu inatçı doğası falan derken, gizem oldu mu romans! Üstelik Guy bir iki yerde cinsiyetçi yorum yaptığı için (Tess'e hiç yakıştıramadım) daha da benim sinirim alevlendi. Eğer kitabın sonu beklenmedik bir şekilde bitip güzel bağlanmasaydı, iki puan verip geçeceğim türde bir kitap olacaktı. Neyse ki, yazar toparladı da vermedim. Üzülürdüm yani. Tess'in çok kitabını okumadım ama kadını seviyorum.

Kitabı pek sevmememin nedeni de, ana karakter Willie'den hoşlanmamış olmamdı belki. Gereksiz yere ayak direten, durumun zorluğunu aklı almayan ve geçmişini bir türlü arkasında bırakamayan şımarık bir kız gibi geldi bana. Keşke yüzüne bir tokat atabilseydim dedirten cinsten. Kitabın sonuna doğru biraz olgunlaştığını inkar edemem ama. Bin şükürler olsun!

Eğer aşk kitabı seviyorsanız, bakabilirsiniz ancak yine de büyük umutlara kapılmayın derim. Kitap ufak, yazıları büyük ve sayfası az olduğu için hemen biten türdü. Çerez olarak yiyip yutabilirsiniz.

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder