4 Kasım 2016

Kitap Yorumu: Satranç || Stefan Zweig

Tür: Klasik, kurgu, Avrupa Edebiyatı
Goodreads puanı: 4.25
Sayfa:71
Çevirmen: Ayça Sabuncuoğlu
İlk Çıkış:1941
Puanım:
Rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.'nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.
Stefan Zweig'ın Brezilya'da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942'deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.
Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig'ın son yapıtı Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.


   YORUM   

Satranç yeni aldığım kitaplardan ama uzun zamandır listemde duruyordu. Kitap hakkında bir şey bilmediğimi itiraf etmem gerek, ünlü bir kitap olduğu için almıştım.

Can Yayınları hakkında en sevdiğim şey, kitaba başlarken size yazarı, çevirmeni, kitabı tanıtıyor oluşu. Eğer giriş kısımlarını sabredip okursanız, nelere dikkat etmeniz gerektiğini görüyorsunuz.

Mesela Stefan Zweig, bu kitabı bitirip karısıyla beraber intihar etmiş. Ondan önce de sürgün edilmiş. Başına gelecekleri önceden tahmin etmesi ise ne kadar ön görüşlü ve bilinçli bir insan olduğunu da belirgin bir şekilde gözler önüne seriyor. Yazarın hayata yaklaşım tarzını da okuyorsunuz elbette. Şükürler olsun kamplardan birinde çekilen eziyetleri okumadım. Elbette işkence işkencedir ama ben hala Cesur Yürek'i izleyemeyen biriyim.

Bu kitapta satranç oyunun (asla oynayacak sabrı kendimde bulamadım) nasıl özürlü diye nitelendirilebilecek genci dünyaca ünlü biri yaptığını ve bir insanın psikolojik işkence karşı gelmesinde önemli bir etken oluşunu okuyoruz. Her kelimeyle gerilim artıyor. Atmış sayfalık bir kitapta hem insanın psikolojisini, hem geçmişini hem de çektiklerini okuyabiliyorsunuz. Yazarın anlatımına, kurgulamasına, kavrayışına hayran olmamak elde değil. Bu incecik kitabı alelade bir şekilde elime aldığımda, bunu tahmin edemezdim. Hayranlık uyandırıp tüylerimi diken diken edeceğini de.

Neden karakterimizin adı Dr. B mesela? Hayata devam edebilecek mi? Mirko'ya ne olacak? Başarısı yüzünden gerçekten kibirli mi yoksa ezberden sayıkladığı için insan gözü mü öyle görüyor? Rakibini zora sokması da aynı oyunun kendisi gibi bir strateji olduğunu düşünüyorum ama tavrı ve hırsı gerçek mi görülen mi?

Aklımda bir sürü davranış ve gelecek sorusu var. Bir ara kitabı tekrar okuyup bu sorulara yanıt arayacağım. Efsane diye ben buna derim. Not olarak, sizin de kesinlikle okumanız gereken bir kitap. Akıcı anlatımı, yayınevinin ve çevirmenin ve editörünün özenli çalışmasıyla bize sunulmuş bir kitap. Herkesin kütüphanesinde olmalı bence.

Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder