23 Mart 2016

Kitap Yorumu: Beynimdeki Yangın || Susannah Cahalan

Beynimdeki Yangın
Susannah Cahalan

Tür: Anı, kurgu dışı
Sayfa: 369
Seri: Yok
GR puanı: 3.96
Puanım:


Dünyada nadir görülen ve tanı koymanın çok zor olduğu bir hastalıkla savaşan gazeteci Susannah Cahalan, Beynimdeki Yangın'da kendi öyküsünü kaleme alıyor. Delirmenin ve unutmanın yaşamında boşluklar oluşturduğu Cahalan, bu boşluğu doldurmak için okurlarla birlikte geçmişinin peşine düşüyor.

"Başlangıçta yalnızca karanlık ve sessizlik vardı.'Gözlerim açık mı? Merhaba?' Ağzımı mı oynatıyorum ya da bu soruyu yöneltecek biri mi var, emin olamıyorum. Hiçbir şey göremeyeceğim kadar karanlık. Gözlerimi kırpıyorum, bir kez daha kırpıyorum ve bir kez daha. Karın boşluğumda kötü bir şey olacağına dair bir his var. Biliyorum."

21 Mart 2016

Kitap Yorumu: Reap The Wind || Karen Chance (Cassandra Palmer #7)

Reap The Wind
Karen Chance

Tür: Paranormal, urban fantasy, yetişkin
Sayfa: 514
Çıkış: 2015
Seri: Cassie Palmer 7 (8+)
Puanım:


Sanırım bu kitapla, hayatım boyunca bir kitabı en uzun süre okuma rekorumu kırdım. Kasım'ın başında başlayan maceram, Mart ayının ortasında son buldu. Evet, kitap o kadar...

Şimdi dürüst olayım, Karen Chance severim. Yarattığı dünyayı severim ama sen git 6. kitapta büyük bir olay yap, ardından 2 yıl yazma, sonra bir de çıkardığın kitap laf kalabalığından başka bir şey olmasın ve 2 yıl önce yaptığın pisliği hala temizleme. E be kadın, insaf!

Önceki kitapta Pritkin ölme tehlikesi geçirsin, Cassandra Apollo'nun gözyaşları peşinde koşsun. Tanrılar yeryüzüne inmeye kalksın, çıraklar sağdan soldan boy gösterip her şeye karışsın. Evet olay var ama çok fazla var. Ve bir sonuç yok.

Kitabı neden sevmedim:
1. Çok bekledik.
2. Aşırı laf kalabalığı.
3. Sonuç yok.
4. Sürekli bir koşuşturma.
5. Kızımız yeteneksiz. (Allahtan farkında. Ama bana ne yararı var?)

Sonuç olarak bundan sonra seriye devam etmeme kararı aldım. 550 sayfaya yakın yazıp da hala bir sonuç beceremiyorsan, burada bir sorun var demektir. Bu kitabı bitirme nedenim ise sırf inat oldu. Ha yarım saat okuyayım, ha sonunu göreyim derken buraya kadar geldi ama daha da başlayacağımı sanmam. Resmen okur soğuttu kadın... Gözün doysun.

Not: Kitap hakkında tek hoşuma giden şey, sanırım her zamanki gibi dostluk oldu. Dorina'yı görmüş olmamız bile umurumda değil artık. O kadar soğudum yahu!

O zaman neden 3? Adil bir insanım, ondan. Yazarın gözünü para bürümüş olabilir ama yarattığı dünya hala sevilesi, karakterleri de öyle. Laf kalabalığı var evet, ama başından beri vardı. Bu sefer sadece benim sabır taşım çatladı.

19 Mart 2016

Kitap Yorumu: Dorian Gray'in Portresi || Oscar Wilde

Dorian Gray'in Portresi
Oscar Wilde

Tür: Klasik
İlk Çıkış: 1890
Sayfa: 190
Puanım:

Olağanüstü güzellikteki bir genç adamın, çekiciliğinden aldığı güçle zaman içinde yozlaşmasını anlatan Dorian Gray'irı Portresi, yayımlandığı zaman okurları da eleştirmenleri de derinden sarsmış ve Oscar Wilde isminin edebiyat tarihine kazınmasına neden olmuştur. Fakat günümüzdeki baskılarda temel alman metin, kitabın ilk olarak Lippincott's Monthly Magazine'de çıkan ve tepki çektiği için dergi editörleri ve ardından bizzat Wilde tarafından sansürlenen halidir.

Nicholas Frankel'ın editörlüğünü yaptığı bu baskıda, Dorian Gray'in Portresi'nin 1890'da dergiye teslim edilen sansürsüz nüshası esas alındı. Böylece Dorian Gray'in hikâyesi, "düzelti" adı altında hoyratça yapılan budamalardan, "ahlaksızca" olduğu düşüncesiyle "yumuşatılmış" ifadelerden arındırılıp, ilk defa Wilde'ın asıl kurguladığı biçimiyle hayat bulmuş oldu.

18 Mart 2016

Kitap Yorumu: 1984 || George Orwell


1984
George Orwell


Tür: Distopya, kurgu
Sayfa: 352
Çıkış: 1949
Türkçe: Yayımlandı.
Puanım:

George Orwell'in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.