11 Haziran 2017

Türk Edebiyatı: Huzursuzluk - Zülfü Livaneli

Huzursuzluk
Zülfü Livaneli

Tür: Türk Edebiyatı, kurgu.
Sayfa: 160
Goodreads ortalaması: 4.19
Çıkış: 2017
Puanım:
Merhamet zulmün merhemi olamaz!

İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece âdeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.

Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikâyesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.



Zülfü Livaneli'yle bir arkadaşımın aracılığıyla tanışmış, ilk kez de o arkadaşımdan ödünç alarak bir Zülfü kitabı okumuştum. Ve o anda yazarın hayranı olmuştum. O yüzden çıkan yeni kitaplarını ilk fırsatta alırım ama alır almaz okuduğum söylenemez.

Ezidiler, Mardin, IŞİD.


Zülfü bu sefer yine toplumsal bir konuyu ele alıyor. Suriyelilerden, IŞİD'in yaşattıklarından, Ezidilerden, insanların bağnazlığından, ayrımcılıktan... Ve bence Doğu'ya gidip görmeyen insanların pek de haberdar olmadığı bir açıdan ele alıyor.

Kitap, gazeteci bir karakterin çocukluk arkadaşının Amerika'da öldürüldüğünü iş yerindeki bir toplantıda öğrenmesiyle başlıyor. Geçmişinin onu çağırmasıyla doğduğu topraklara gidiyor ve oradaki dramlara, acılara tanık oluyor. Çocukluk arkadaşının niye öldürüldüğünü, niye memleketi Mardin'den ayrılıp oralara gittiğini, neden oraya gittiğinde yaralı olduğunu öğreniyor. Açığa çıkan bir gizem bambaşka sorular doğuruyor. Bir yandan da neden o hayattan soyutlandığını, kendi kökenlerine yabancılaştığını görüyoruz.


Roman ilk önce tasarımıyla dikkat çekiyor. Dışı siyah. Bu, içindeki zulmü de çok iyi ifade ediyor. Huzursuzluk kısa olmasına kısa ancak içi çok dolu. Bir sürü kişinin hikâyesini anlatıyor. İçindeki bölümlerin kendi tarzları var, aynı onları anlatanların olduğu gibi. İnsanın içini parçalayan ve farkındalık yaratan bir kitap.

Genel olarak kitabı sevdim. İşlediği konu bakış açıcı. Ancak bence yazar hedefini okura aktarmak için biraz fazla dramatize ettiği noktalar bulunuyor. Kitabı okuyalı epey olduğu için, şurası şurası diyemeyeceğim ama Amerika'ya kurtulmak için gidip orada öldürülmesi bu noktalardan biri. Meleknaz'ın mendilinin bulunması gibi.

Benim için tatmin edici, ufuk açıcı kitaplardan biri oldu. Yazarı neden sevdiğimi hatırladım.


Ezidiler hakkında da bir sorum var. Neden marula karşı tepkililer? Araştırdım ama tatmin edici bir yanıt bulamadım. Eğer sizin bu konuda bilginiz varsa lütfen yorum bırakın. :)

Kardeşimin Hikâyesi adlı kitabın yorumu için tık.



Beğendiniz mi? Paylaşın! :)

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder