12 Ağustos 2017

Polisiye: Patasana || Ahmet Ümit

Tür: Polisiye, gizem
Sayfa: 400
Yayıncı: Everest Yayınları
Goodreads Puanı: 3.89
Puanım:

Bu Ahmet Ümit'i ne ilk okuyuşum ne de bu kitaba ilk başlayışım. Kitabı ilk okumaya kalkıştığımda büyüklüğü beni rahatsız ettiği için ilerleyememiştim ki bunu yine yaşadım. Ancak bu sefer kendimi güzel kaptırdığım için rahatsız ola ola da olsa bitirdim.

Kitap, arkeolog olan Esra adlı bir kadının, Gaziantep'teki Antik Hitit'te yazmanlık yapan Patasana'nın tabletlerini çıkarırken bir cinayet işlendiğini duymasıyla başlıyor. Kitabın devamında hem ip uçları toplayarak cinayetin (daha sonra cinayetler olacak) kimin işi olduğunu öğreniyor hem de karakterlerin diğerleriyle (özellikle de Esra) olan ilişkilerine tanık oluyoruz. Üstelik Kürt, Yahudi, Türk, soykırım konularına da değiniyoruz. Bu kurgu roman, geçmiş ve günümüzü tek bir parçaya çevirerek, bağlayarak anlatıyor. Hatta öyle ki, bazen bölüm sonlarının bitiş kelimeleri sonraki kısmın başlangıç kelimeleri olabiliyor. Kırılan kalpler, başlayan aşklar, kan, sırlar, dünya savaşları... gibi bir çok konu işleniyor.


Büyükbabama, "Fırat nedir?" diye sorduğunuzda, "Gündüzleri sevgilinin gözlerine yansıyan ışıktır," derdi, "geceleriyse sevgilinin çözülmüş siyah saçları.


Genel olarak bakıldığında cinayetleri ele alsa da aslında oradaki insan ilişkilerine de epey odaklanıyor; yapılan zulümler, zamanında ülkeden gönderilen Yahudiler, kültür ve din çeşitliliği... Kitapta şu görüş doğrudur diye bir anlayış yok. Yapılanlar ve insanların çektikleri var. Bir nevi bizi bize anlatıyor.

Polisiye ve gizem konusunda tahmin edilebilir bir eser. Ancak sadece polisiye etrafında dönmediği için kurgu, akıcılığını kaybetmiyor ve rahatça okunabiliyor. Ayrıca kitabın sonuna vararak acaba doğru tahmin yürüttüm mü sorusuna da bir yanıt aramış oluyoruz. Bu yönden de kendisini okutan bir kitap. 

Eşref'in askerliğine dair anıları da çok ilgiyle okunuyor. Patasana'nın hikâyesi ise apayrı bir olay. Yer yer tabletleri okurken sıkılsam da onu neden kendisine alçak benzeri hakaretlerle çağırdığını öğrenmek ve bunu ayrı bir kurgu gibi okumak çok ilginç. 



İnsanlar cehennem azabından korkmadan iyi olabildiklerinde daha üst düzeyde bir uygarlığın ilk adımı atılmış olacaktır..


Ben Patasana'yı çok sevdim doğrusu. Hele anlatılan yemekleri. Aç karna okuduğum da oldu o sahneleri. Bizim ülkemizde böyle acımasızlıklar yapılmalı bence, pis boğazız.

NOT: Kitap aynı fıkra gibi aslında birkaç Türk, bir Alman ve bir Amerikalı Antep'e giderler ve... 

0 Yorumcuk:

Yorum Gönder